DİPSİZ VADİ
Her insan gibi benimde çok ümitlendiğim, ümitlerimin çöktüğünde de uçurumdan aşağıya düşercesine yıkıldığım anlar çok olmuştur. Hani bir tarihte Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde yayınlanan çizgi serüvenler vardı ya hatırlarsınız. Güngörmüş Ailesi, Fatoş ve Hoş Memo gibi tipleri barındırırdı. Fatoş ile Basri ailesinin komik yaşam öykülerinin yeraldığı, hatta orijinal adının BLONDİE olan çizgi romanından uyarlama olarak okuduğumuz bu serüvenleri o tarihte çok severdim.
Tiplerin yaratıcısı Chic Young, sosyal hayatın komik yönlerini karikatürize ederdi. Türkçeye kimin uyarladığını pek hatırlamamakla birlikte aklımda Halit Kıvanç adı kalmış gibi düşünmekteyim. Nur içinde yatsın.
GÜNGÖRMÜŞLER adı ile yayınlanan ‘BRİNGİNG UP FATHER’ çizgi romanı, aslında George McManus’un yarattığı, 1918’lerin Amerikan toplum yaşamını yansıtmaya çalışan bir çizgi romandı. Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu karakterler günlük yaşamdaki zıtlıkların toplumdaki yansımalarını konu almaktaydı.
Bir de HOŞ MEMO olarak tanımlanan, orijinal adı Li’i ABNER olan ve AL CAPP tarafından yaratılan bu çizgi roman, usta gazeteci Ali GEVGİLİ tarafından Milliyet Gazetesinde tefrika olarak yayınlanmıştı. Her gün gazetede bu romanları takip ederdim. Nedenini bilmemekle birlikte tiplemeler çok hoşuma giderdi. Her gün bir konu işlenir, konular kimi yerde toplumsal olaylar yahut da güncel aile meseleleri olurdu.
Aslında hikaye içinde HOŞ MEMO yüksek bir dağın vadiye bakan kenarından ayağı kayıp bir kayadan aşağıya, DİPSİZ VADİ’ye düşerdi. Düştüğü yarda ağaçlara tutunup kurtulmaya çalışırdı. Her seferinde dal kırılır, tekrar düşmeye devam ederdi. Ancak hiçbir zaman vadinin dibini bulamazdı.
İşte benim çaresizlik içinde ülkemdeki olayları seyredişimi, Hoş Memo’nun dipsiz vadisinden düşüşü olarak nitelendirmekteyim. Aslında hepimiz suçluyuz. Bu suçluluk anayasa değişikliği referandumuna kadar dayanmakta. Yazın tam başlangıcında, 16 Nisan 2017’de yapılan referanduma sadece bir kesim insanın giderek oy verdiğini hatırlamaktayım. Hatta oy sayımında ve değerlendirilmesinde yapılan yolsuzlukların neticesini bu gün ciğerimiz yanarak hissetmekteyiz.
Hatırlayın o günleri. Yüksek Seçim Kurulu’nun, mühürsüz oy pusulaların geçerli sayılması yönündeki kararına, partilerin itiraz etmesini, yargının ret etmesi sonucunda bugün ülkem sıkıntı çekmekte, tıpkı HOŞ MEMO’nun kayadan aşağıya düşmeye başlamasına benzetirim. Dipsiz vadiye doğru düşüş. Referandum sürecinde, YSK oy sayımı devam ederken aldığı kararla, üzerinde sandık kurulunun mührü olmayan oy pusulası ve zarfların, sahte oldukları kanıtlanmadığı sürece geçerli sayılacağı yönündeki beyanları, usulsüz olan bu değerlendirmenin, usule uydurulmuş olmasını sağladı.
Böylece mühürsüz oylarla referandum neticesi %51.41 kabul oyuna karşı, %48.59 hayır oyları ile referandum kabul edilmiş oldu. Bu mühürsüz oyların ne kadar olduğu hiç açıklanmadı. Ülkemde 23.777.091 hayır oyuna karşı, şaibeli 25.157.025 evet oylarının, ülkemizi ne hale getirdiğini izlemekteyiz. Tek adam rejimi. Ülkemde 2017 itibari ile seçmen sayısı 58,291,898. Kullanılan oy toplamı ise 48,934,116. Yaklaşık 10 milyon seçmen bu referanduma katılmadığını görmekteyiz.
Bu referandum için iptal davası, Beş Tepe’nin ısrarı ile reddedildi. Anayasa Mahkemesi bile bigane kalmıştı.
Devam eden yıllarda 2025 yılında mühürsüz oyların geçersiz sayılması yolundaki, siyasilerin mahkemeye başvurusunda, YSK kararlarının kesin olduğu ‘gerekçesi’ ile yargının, bu konuyu reddetmiş olduğunu hatırlarım.
Aslında bir referandumun büyük çoğunlukla kabul görmesi gerekir. Son Anayasamızın halk oylamasında %90’ın üzerinde EVET oyu görülürken, aynı anayasa değişikliğinin %51.41’le yapılması, matematiksel olarak akla uygun gelmemekte.
YSK’nın kararlarının kesin olduğunu söyleyen mahkemeler yanında, bir asliye hukuk mahkemesinin, bir seçim sonucunu iptal ederek MUTLAK BUTLAN kararını vermeye kendisini mezun görmesini hayretle izlemekteyiz. Sadece biz değil YSK da verdiği kararın çizildiğini seyrederken neler düşündüklerini tahmin bile edemiyorum. Nerede kaldı benim ANAYASAM ve 79’uncu madde.
Hani her zaman söylemeye çalışmaktayım, öyle bir garip ülkede yaşamaktayız ki ne yasa ne hukuk ne adalet ne de karar vericilerin verdikleri kararlarda bir mesnet bulunmadığını izlemek, bende bu DİPSİZ VADİ de HOŞ MEMO gibi düşmeye devam edişimizi anlatmaya yetiyor diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.


