KİME SÖYLEYEYİM
Hani ben aynı konuyu işlemekten çok rahatsız olmaktayım, ancak kadına karşı şiddet gösteren, taciz edenler, Tecavüz edenler hiç rahatsız olmamakta. İnancım odur ki kadın bir toplumun vazgeçilmez bir öğesidir. Hem de ANA öğesidir. Türk boyları tarihte hep ANA ERKİL toplumları yönetmiş, asırlarca. Oğuz boylarında HATUN, beyin hemen yanında yer alır, birçok konuda onun fikrine danışılırmış. Kimi boylarda Han ölünce güçlü hatun BOY’u yönetirmiş. Tarihte iz bırakan birçok kadın lider vardır. Mısır tarihinde bunun örnekleri çok vardır. NEFERTİTİ ve KLEOPATRA gibi kadın hükümdarlar yaşadığımız coğrafyaya hükmetmişler. Hatta Kleopatra bir büyük ROMA imparatorluğu sarsmış.
Osmanlı İmparatorluğu’nda bazı HAS kadınlar, ülkeye hükmetmişler. Kösem Sultan, Hürrem Sultan ve Perestü Sultan. Yine Osmanlı Devleti’nde sadece Halime Hatun’la Malhun Hatun Türk kökenlidir. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nde padişahların kökleri konusunda ciddi düşüncelerim bulunmakta. Zaten eşkıya felsefesi üzerine inşa edilmiş olan bir imparatorluğun sağlam temelli olmasını beklememek gerekir.
Kervan yollarından haraç alan KAYI aşireti, daha sonra Osmanlı Devleti olarak kuruluşunu takiben TEKFUR’lardan haraç alma düzeni ile hayatlarını devam ettirmişler. Daha sonraları Trakya’ya geçen Osmanlı, Balkanları ve Orta Avrupa’yı haraca bağlamış. Her yıl ortaya atılan bahanelerle seferler düzenlenmiş. Zaptedilen şehirlerin varlıkları yağmalanmış, Payitahta gelir olarak kayıt yapılmış, Sarayın giderleri karşılanmış.
Hatta bu yağma düzeninden elde edilen gelirle Saraylar, Köşkler yapılmış, üretim olabilecek hiçbir konu üzerinde çalışılmamış. Her yıl Mart yahut Nisan ayında bir sefer üzerinde durulmuş, Yeniçeri ocağının tütmesi sağlanmış.
Bu seferlerin içinde lanet ettiğim bir sefer vardır, 1516’da doğuya doğru yapılan sefer. İpek ve Baharat yollarının haracı Osmanlı Devleti’nin eline geçer. Ancak bu yolun haracı ile birlikte öyle bir asalak getirilir ki İstanbul’a, bugün hala onun CUMHURİYET’in temel ilkelerini oynatmaya çalışan, eylemlerini görmekteyiz. Ülkemin gelişmesine, büyümesine, refahına, adaletli yönetilmesine karşı olan bir zümre var ki bu cemaatlerden ülkem çok zarar görmekte. Bu toplumların yönetimden de destek aldıklarına inanmaktayım. Çünkü destek olmasa böyle demokrasi karşıtı insanlar nereden güç alıp da ülkemin aleyhine çalışırlar.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 27 Ekim 1922’de söylediği gibi “Öğretmenler: Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır.’’ Küllerden vücut bulan bir ULUS Devleti yaratan Mustafa Kemal eğitimin ne kadar önemli olduğunu başka nasıl söyleyebilirdi? Bu eğitimciler, öğretmenler bence mukaddes insanlardır.
Çok iyi hatırlarım, ilkokul öğretmenim YILDIZ Hanım’dı. Mezun olduktan sonra, yatılı okuldan Ankara’ya eve her gelişimde kendisine gider ellerini öperdim. Üniversitede öğrenci iken bayramlarda mutlaka evini ziyaret eder, ellerinden öperdim. Evlendim eşimi alıp onun ellerinden öpmeye gitmiş ve her bayramda onu ziyareti bir borç bilmiştim.
İlkokul öğretmenlerinin çok kutsal bir görev yaptıklarına inanırım. Sadece İlkokulda değil bütün öğretmenlerin kutsal bir görev yaptıkları muhakkak.
Genelde kadın olan öğretmenlerimizi devlet olarak yeterince koruyamadığımıza inanmaktayım. Ayrıca Devlet olarak kadınlar için hazırlanan ‘ULUSLARARASI ISTANBUL SÖZLEŞMESİ’sine imza koyduktan sonra, bir adamın imzası ile sözleşmeden çıkılmasını anlamakta güçlük çekmekteyim. Saraydan ilan eden ‘Biz Kadınları 6284 Sayılı Kanun’la koruruz’ diyerek 6284 Sayılı Kanun’un çıkışından, 2012 yılından bugüne kadar 4796 kadın cinayete kurban gitmiş. Bir o kadar da şüpheli kadın ölümleri bulunmakta.
Ey halkım uyanın biraz, HER GÜNDE 1 kadın cinayete kurban gitmekte. ‘EY DEVLET KADINLARI KORUYAMIYORSUN’. Tarikat ve cemaatlerin baskısına bu kadar mı çaresizsin? Tarikattan gelecek 1 oy için mi bu zayıflığın? FATMA NUR öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı’na bildirmiş. ‘Beni Öldürecekler, beni koruyun’ demiş. Eğitim Bakanı ne yapmış? ‘Çocuklara okullarda ilahi söyletelim ‘demişte, öğretmeni koruyabilmiş mi? Koruyamamış.
Yine FatmaNur isimli başka bir kadının ‘Kuran’a Hizmet Vakfı’ yöneticilerinden birinin tecavüz etmiş olduğunu ekranlarda izlerken bile, hatta öz kızına da tecavüz ettiğini dinlerken inançlarımı sorgulamayı düşünmüyorum desem, yalan olur.
Benim inancımla Cemaat-Tarikat-Tekke ve Zaviyelerin dini akidelerinin aynı olmadığına kesin bir dille inanmaktayım.
Bu nedenle ülkemin Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarını kökünden sarsmak isteyen bir Cemaat grubunun oluşmasına neden olan, 1516’da bu tarikat ve cemaatleri ŞAM’dan İstanbul’a getiren Sultan Selim Han’a her fırsatta lanet okumaktayım diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
