12 MART 1971 MUHTIRASI VE ENTEL FEODAL GERİCİLER

YAYINLAMA: 12 Mart 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 11 Mart 2026 / 15.00

Bundan tam 55 yıl önce bugün, 12 Mart 1971’de, Türkiye’de tankların yönetime doğrudan el koymadığı, ancak ordunun verdiği muhtıra ile hükümetin istifa ettiği ve siyasetin askerî baskı altında yeniden şekillendiği bir darbe yaşandı.

12 Mart 1971’de Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanı aracılığıyla hükümete bir bildiri ilettiler. Bildiride, ülkede artan anarşi, ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık gerekçe gösterildi ve güçlü bir hükümet kurulmazsa ordunun yönetime el koyacağı açıkça ifade edildi. Bu muhtıranın ardından dönemin başbakanı Süleyman Demirel istifa etmek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, ordunun da desteklediği “partiler üstü” bir hükümet kurulmasını istedi. Bunun üzerine Nihat Erim başbakanlığında teknokrat ağırlıklı bir hükümet kuruldu.

Muhtıradan sonra sıkıyönetim ilan edildi, üniversiteler ve basın üzerinde baskı arttı. Sol görüşlü hareketlere ve öğrenci örgütlerine karşı geniş operasyonlar yapıldı. Çok sayıda aydın, gazeteci ve öğrenci tutuklandı. Anayasal özgürlükler acımasızca daraltıldı.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan gibi aydın ve vatansever gençler toprağa düştü.

Entel feodal gericilik hortladı. Entel feodal gerici; kendini aydın, ilerici ya da modern olarak konumlandırmasına rağmen, feodal hiyerarşileri, otoriter ilişkileri ve baskıcı düzeni görmezden gelen insanı tanımlıyor.

Bu insanlar, gelişmeleri kaba bir muhafazakârlıkla değil, entelektüel referanslar ve rasyonel gerekçeler aracılığıyla görmezden gelen çelişkili ve toplum için oldukça tehlikeli bir grup.

Modern toplumlarda gericilik her zaman açık biçimde, geleneksel simgelerle veya kaba söylemlerle ortaya çıkmıyor, aksine, kimi zaman modern, entelektüel ve ilerici bir dilin arkasına gizlenerek varlığını sürdürüyor.

Bu kişiler genellikle akademik unvanlara, kültürel sermayeye ya da entelektüel çevrelere sahip oluyorlar. Çağdaş kavramlara ustalıkla baş vurup özgürlük, laiklik, ilerleme, akıl ve bilim gibi kavramları da sıkça kullanıyorlar.

Entel feodal gericinin “Feodal” boyutu, eşitlikçi ilişkilerden rahatsız oluşu; hiyerarşiyi, itaati ve merkezî otoriteyi doğal ve gerekli görmesiyle açığa çıkıyor. İçten içe halkı, çoğu zaman yanlış düşünen, yönlendirilmeye muhtaç bir kitle olarak algıladığı için, toplum adına karar vermeyi baştaki elitlere bırakarak kolay yolu seçiyor, asla cesurca yargılamıyor, sesini yükseltemiyor.

Gericiliği de değişime duyduğu korkuyla kendisini belli ediyor. Toplumsal dönüşüm, bireysel özgürlüklerin genişlemesi, kadınların kamusal alanda güçlenmesi bu insanları çok huzursuz ediyor.
Entel feodal gericiler, iki yüzlü oluyorlar. Rahatsızlıklarını açıkça dile getirmiyor “toplum buna hazır değil”, “zamanı değil” veya “büyük bir kaosa yol açar” gibi sözde rasyonel gerekçelerle asıl fikirlerini maskeliyorlar.

Özellikle kendini “aydın” olarak tanımlayan akademik çevrelerde, kültür-sanat dünyasında, siyasal elitler arasında yer alan entel feodal gericiler sıklıkla halk adına konuşuyor ama halkın gerçeklerinden oldukça uzak oluyorlar.

Kültürel alanda bu insanların, farklı yaşam tarzlarına ve farklı kimliklere hem saygıları hem de tahammülleri olmuyor. Kadınların özgürleşmesi, gençlerin bağımsız düşünmesi, azınlıkların eşit haklara sahip olması, entel feodal gerici için “toplumsal çözülme” olarak görünüyor ve bunu asla istemiyorlar.

Bunların en büyük tehlikelerinden biri, gericiliği görünmez kılmaları oluyor. Bir diğer tehlike, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmeleri oluyor. Kendini üstün bilinçte gören bu insanlar, halkla aydınlar arasında büyük bir mesafe yaratıyorlar. Halkı küçümseyerek toplumsal güveni zedeliyor ve demokratik kültürü aşındırıyorlar.

Bu kişiler; değişimi savunur gibi yaparken aslında statükoyu ve güç ilişkilerini korudukları için ilerlemeye de büyük zarar veriyorlar.

Ez cümle; gerçek ilerleme, yalnızca çağdaş söylemlerle değil, değişimi, eşitliği, çoğulculuğu ve özgürlüğü içselleştirmekle ve bunu her platformda yüksek sesle savunmakla mümkün olacak. Kendini gerçek aydın olarak görenlere düşen görev büyük. Gericiler toplumda kolayca algılanıyor, onlarla mücadele daha kolay ama bu entel feodal gericilerle mücadele, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve zihinsel bir savaşı gerektiriyor ve asla vazgeçmeden cesurca üzerlerine gitmek gerekiyor.

 

12 MART 1971 MUHTIRASI VE ENTEL FEODAL GERİCİLER
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *