KRİPTO VARLIKLARIN HACZİ (I)

YAYINLAMA: 26 Haziran 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 25 Haziran 2026 / 17.35

Borçlunun taşınırı, taşınmazı, banka hesabı, üçüncü kişilerdeki alacağı ya da sair malvarlığı hakkı nasıl hacze konu oluyorsa, ekonomik değeri olan ve borçlunun tasarruf alanında bulunan kripto varlıkların da bu genel çerçevenin tamamen dışında bırakılması artık kolay değildir. Uzun süre boyunca kripto varlıklar, hukukun dışında veya en azından hukukun erişiminin zayıf olduğu bir alan gibi sunuldu. Teknik yapıları, blokzincir mantığı, anonimlik algısı ve sınır aşan işlem kabiliyetleri nedeniyle özellikle icra hukuku bakımından, “bunlara gerçekten ulaşılabilir mi?” sorusu gündemi meşgul etti.

Oysa bugün gelinen noktada, tartışmanın merkezi artık “kripto varlık haczedilebilir mi?” sorusu olmayıp daha çok “hangi kripto varlığa, hangi prosedürle ve hangi ülke hukukunun yardımıyla ulaşılabilir?” sorusu olmaya başlamıştır. Özellikle 2024 yılında Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonrasında, merkezi platformlar ve saklama kuruluşları nezdindeki kripto varlıkların hukuken görünürlüğü ve kayıtlanabilirliği arttıkça, haczedilebilirlik tartışması da daha somut bir zemine oturmuştur.

Borçlunun kural olarak tüm malvarlığı haczedilebilir. Haczedilmezlik ise istisnai bir durumdur. Bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğini söyleyebilmek için ortada bir kanun hükmünün bulunması ya da kişilik hakları gibi değerin maddi hukuk anlamında devredilemez ve paraya çevrilemez olduğunun ortaya konulması gerekir. Kripto varlıklar bakımından bugün Türk hukukunda böyle genel bir haczedilemezlik normu mevcut değildir. Bu sebeple, sadece “yeni teknoloji” veya “dijital varlık” olmaları, onları otomatik olarak haczin dışında bırakmaz.

Kripto varlıkların haczi bakımından en önemli eşik, bu yıl öğrencilere anlatacağım, 7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa eklenen 35/B ve 35/C maddeleri olmuştur. Bu düzenlemeler yalnızca kripto varlık hizmet sağlayıcılarının hukukî statüsünü tanımlamakla kalmamış, aynı zamanda müşteri varlıklarının nasıl saklanacağı, kayıtların nasıl tutulacağı ve sistemin nasıl işleyeceği konusunda temel kuralları da belirlemiştir. Özellikle müşteri kripto varlık transferlerinin gerçekleştirildiği cüzdanlara ve fon hareketlerine ilişkin kayıtların güvenli, erişilebilir ve takip edilebilir şekilde tutulması zorunluluğu, icra hukuku bakımından son derece önemlidir.

Çünkü cebri icra pratiği, büyük ölçüde görünürlük ve kayıt üzerinden işler. Banka hesabı niçin kolay haczedilir? Çünkü hesap vardır, kayıt vardır, üçüncü kişi bellidir ve hesapta ne kadar para bulunduğu sorulabilir. Aynı şekilde, bundan sonra merkezi bir kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde tutulan müşteri varlığı da artık “sistemin içinde”, kayıt altına alınmış ve izlenebilir bir yapıya bürünmüştür. Şu an için avukatlar, hukukçular için oldukça soyut olan kripto varlıklar, yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye ve daha anlaşılır olmaya başlamıştır. Düzenleme sonucunda merkezi platformlar nezdindeki kripto varlıklardaki en büyük avantaj, arada muhatap alınabilecek somut bir üçüncü kişinin bulunmaya başlamasıdır. Artık klasik icra hukuku mantığı büyük ölçüde burada da işlemeye başlamıştır. Alacaklı icra müdürlüğünden borçlunun üçüncü kişi nezdindeki hak, alacak ve malvarlığı değerleri üzerine haciz konulmasını ister, icra müdürlüğü ilgili platforma müzekkere yazar. İlgili platform da borçlu adına bir hesap veya varlık bulunuyorsa haciz gereğini yerine getirir, bulunmuyorsa olmadığın bildirir. Her şey bu kadar kolay gibi görünse de asıl sorunlardan bir tanesini, satış aşamasında kripto varlıkların kıymetlerinin takdiri satış süreçleri oluşturacaktır. Bu konuyu da bir sonraki yazımızda ele alacağız…

KRİPTO VARLIKLARIN HACZİ (I)
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *