ULUSLARARASI PANODA BİR İSİM, GÖNLÜMDE BİR ŞEHİR
Geçen hafta yaptığım Londra yolculuğunda, Londra Havalimanı'ndaki uçuş panolarında "Gaziantep" adını görmek beni hem gururlandırdı hem de mutlu etti. Çocukluğumun şehrinin, dünyanın en yoğun uluslararası hava ulaşım merkezlerinden birinde görünmesi, içimde tarif etmesi zor bir aidiyet duygusu uyandırdı. Bir kentin adı bazen yalnızca bir destinasyonu değil; tarihini, mutfağını, insanını, geleneklerini ve hafızasını da temsil ediyor.
Doğrudan uluslararası uçuşlar, Gaziantep için önemli bir fırsat. Turizm, ticaret, yatırım, üniversiteler ve yurt dışında yaşayan bölgemiz insanı açısından büyük kolaylık sağlıyor. Şehrin dünyaya daha açık hale gelmesi, dünyanın da Gaziantep'i daha yakından tanıması anlamına geliyor. Yaşadığımız global dünyada uluslararası görünürlük çok önemli. Dünyanın yaşayan en eski yerleşimi olduğunu yıllardır iddia ettiğim Gaziantep de bunu yüz yıllardır hak ediyor.
Ama bu heyecanın yanında bazı endişelerim de var. Böyle bir fırsatın kalıcı olabilmesi için yalnızca uçuş açmak yetmiyor; o uçuşları sürdürebilecek bir ekosistem kurmak da çok önemli. Şehrin kültürel mirasının korunması, tarihi dokusunun yaşatılması, çevresinin gözetilmesi, turizminin en nitelikli şekilde yönetilmesi ve konukseverliğinin ticari kaygıların önünde yer alması en başta yerine getirilmesi gereken şartlardan bazıları. Aksi halde uluslararası görünürlük, uzun vadeli bir başarıya dönüşmeyebiliyor hatta tam tersi bir etki yaratabiliyor.
Memleketime, Gaziantep gibi kadim bir kentin gümrüğünden girerken çağdaş ülkelerde yaşayan bir yabancı gözüyle artıları ve eksileri tespit etmek istedim.
İlk izlenimin çok önemli olduğunu biliyorum. İlk hayal kırıklığını gümrük işlemleri için dış hatlar binasına girdiğimde yaşadım. Ne yazık ki, giriş salonuna DHMİ tarafından kordonlu yönlendirme bariyerleri konulmadığı için, o sıraya girip, birbirinin hakkına saygı duymayı çok önemseyen insanlar, birbirlerinin sırtında, sekiz farklı kuyruk oluşturdu. Ne yazık ki sadece üç pasaport görevlisi vardı ve gerçekten canhıraş çalışıyorlardı ama ağlayan bebekler, yolcuların ayaklarına çarpan bebek arabaları, torbalar, sırt çantaları karmaşasında, dakikalarca ayakta beklemekten yorulan çocuklar, yaşlılar daha ilk başta hiç de olumlu bir izlenim edinemediler. DHMİ’nin birçok başarılı çalışmasını sektöre gönül vermis bir seyahat acentası sahibi olarak biliyorum ama kordonlu yönlendirme bariyerlerinin organizasyonun da hiç zor bir şey olmadığının farkındayım. İvedilikle , böyle küçük ama can sıkıcı bir sorunun çözülmesini umarak gözlemlerime devam ettim. Çalışan görevliler gerçekten görevlerini titizlikle yürütüyorlar am nedense gülümsemekten çok korkuyorlar. Hizmet içi bir eğitimle onlara ülkeye şehrimizden giriş yapan konuklara “ Hoş geldiniz” diyerek gülümsemenin çok işe yarayacağı anlatılmalı diye düşünüyorum.
Gümrük dışına çıkıştaki alan küçük ama güzel organize edilmiş ve tertemiz. Tuvaletler yeterli sayıda ve düzenli. Duty Free hizmet veren alışveriş noktasında çalışanlar ilgili ve güler yüzlü. Alan dışına çıkış yönlendirme tabelaları uluslararası standartta , ingilizce ve türkçe yazılmış . Dışarda ulaşımı sağlayacak olan otobüs ve taksiler yeterli sayıda ve saygılılar. Bunlar hep güzel notlar. Alandan şehre giden yolun aylardır bitmemesi ve yolculuğun karanlıkta kabusa dönmesi ise olumsuz bir not elbette.
Ben yine de umutlu olmayı tercih ediyorum. Gaziantep, yüzyıllardır farklı kültürlerin buluştuğu, üretmeyi ve konuk ağırlamayı bilen bir şehir. Dilerim bu yeni bağlantılar sadece daha fazla yolcu taşımakla kalmaz; daha fazla fikir, kültür, dostluk ve fırsat da getirir. Çünkü bir şehrin dünyaya açılması, aslında dünya ile sağlam köprü kurmasının ilk adımı demek. Seyahat acentacılığı hizmetinin bence en değerli görevlerinden biri de bu : Doğu ile batı kültürleri arasında bir dostluk köprüsü oluşturup, insanların birbirlerini tanımalarına olanak sağlamak. İnsanlar bilmediklerinden korkuyorlar, birbirlerini tanıdıkça daha mutlu ve güvenli hissediyorlar.
Biliyorum ve umuyorum ki bu direkt uçuşlar sayesinde ekonomi canlanacak, oteller, restoranlar, müzeler, ulaşım şirketleri ve yerel ticari işletmeler daha fazla gelir elde edecek. Şehrimize sıcak para girişi artacak.Yeni yatırımlar için bölgemiz daha erişilebilir hale gelecek, hatta hizmet sektöründe yeni istihdam oluşacak. Aile ziyaretleri ve kültürel bağlar güçlenecek, doğru bir stratejiyle diasporanın ekonomik katkısı artacak. Kolay ulaşımın avantajlarını iyi planlar ve artı değeri doğru kullanırsak gayrimenkul ve ticari alanların değeri bile artacak.
Kısaca özetlemem gerekirse en hızlı ve doğru sonucu almak için optimal yolcu talebini oluşturacak güçlü turizm ve tanıtım faaliyetleri yürütülmeli, havaalanımızın altyapısı yeterli olmalı, şehir içi ulaşım kolay olmalı, otel ve hizmet sektörü nitelikli olmalı.
Gaziantep gibi güçlü bir arkeolojiye, UNESCO gastronomi kimliğine ve önemli bir ihracat potansiyeline sahip bir şehir için doğrudan uluslararası uçuşların özellikle turizm stratejileri ve yerel kamu-özel sektör iş birliğiyle desteklenmesi şart. En yüksek ekonomik fayda, uçuşların bir ulaşım hizmeti olmasının ötesinde, kentin kalkınma planının parçası haline gelmesiyle elde edilecek.

