ANASAYFA arrow right Güncel

“17 Ağustos gibi büyük bir acıyı asla unutmamalıyız”

“17 Ağustos gibi büyük bir acıyı asla unutmamalıyız”
YAYINLAMA: 16 Nisan 2020 / 05.23
GÜNCELLEME: 16 Nisan 2020 / 05.23
17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem büyük yıkıma yol açmıştı. Bu büyük felakette 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmiş, 43 bin 953 kişi yaralanmıştı.
17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem büyük yıkıma yol açmıştı. Bu büyük felakette 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmiş, 43 bin 953 kişi yaralanmıştı.
17 Ağustos gibi büyük bir acının asla unutulmaması gerektiğini belirten İnşaat Mühendisi Burkay Güçyetmez, güvenli yapı ve yaşanabilir bir çevrenin yaratılmasının öncelikler arasında olması gerektiğini ifade ederken “Afet, bir doğa olayının kendisi değil doğurmuş olduğu sonuçlardır. Doğanın kendi kuralları her zaman işleyecektir. Önemli olan yaşanacak doğa olaylarını afete dönüştürmeyecek yapıların üretilmesi ve sağlıklı bir çevrenin yaratılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Yaşanan bu büyük yıkımdan sonra, toplumsal ve siyasal hataların hızla düzeltileceği sanılmıştı” diyen Güçyetmez, “Her 17 Ağustos ‘ta bu beklentilerle hatırlama, bilinçlenme, ders çıkarma ve eksikleri görme eksenli açıklama ve etkinlikler yapıldı. Ancak üzülerek görüyoruz ki, karar verme erkini elinde tutanlar giderek artan biçimde, yalın gerçeklikten olduğu kadar, bilim alanından da kopmakta, bilimsel ve teknik doğruları göz ardı etmekte; dahası uluslararası alanda geçerliliği tartışmasız yeni yaklaşımlara gözünü kapamaktadır” şeklinde konuştu.
Yapılaşma süreçlerinde başvurulan betonarme teknolojisinin aldatıcı kolaylığının ehliyetsiz üretimi körüklediğinin altını çizen Güçyetmez, “Kayıt dışı süreçlerle oluşan kaçak yapı stokunun genişliği, bunların aflara konu edilmesi, kentlerimizde riskleri özellikle yükseltmiş, ülkenin her köşesinde kendiliğinden çökerek büyük kayıplara neden olan yapı örnekleri çoğalmıştır. Toplum olarak, farklı tehlikelere karşı önlem alma bilgi, kültür ve uygulama alışkanlıklarından ve birikiminden yoksun durumdayız. Plansız kentleşme, riskli yapılaşma, yaptırımsız denetim ve eğitimsiz kitleler gibi birçok sorunumuz var. Toplumdaki deprem bilincinin özellikle okul, ev ve iş yerlerinde önlem alma ve doğru davranma oranının yükseltilmesi gerekiyor. Ülkemizin yerleşim politikalarının fiziki planlamasının hazırlanması, afet etkilerine dayanıklı yapım sistemlerinin teşviki ve stratejisinin geliştirilmesi ve ilgili tüm kanun ile yönetmeliklerinin afet risklerini azaltma odaklı olarak gereği gibi uygulanması bizi sağlıklı ve güvenli yaşam mekanlarına sahip olma amacına ulaştıracaktır” ifadelerini kullandı. Hüseyin Karataş
Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *