LOZAN: SİYASİ ZAFERDEN TURİZMİN GÜVENCESİNE UZANAN YOL
Yarın 24 Temmuz 2026. Bundan tam 103 yıl önce, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması; Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'yla kazandığı bağımsızlığının uluslararası hukuk önünde tescili ve Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğinin dünya tarafından kabul edilmesi sonucunu doğuran çok büyük bir diplomasi zaferi.
Bazen bir antlaşmanın gerçek değerini, yıllar boyunca toplumun huzuruna, güvenliğine ve yaşam kalitesine kattıklarıyla daha net anlıyoruz.
Ben, kırk yıldır Anadolu'nun taşlarını, sokaklarını, hanlarını, kiliselerini, camilerini, höyüklerini, antik kentlerini ve insanlarını dünyanın dört bir yanından gelen konuklara tanıtan bir turizmci olarak, Lozan'ın anlamını tarih kitaplarına ek olarak, turizm yolculuklarımda öğrendim.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki; biz düzenlediğimiz turlarda barışın meyvelerini toplamışız.
Kırk yıl önce Güneydoğu Anadolu'da kültür turizmi bugünkü gibi bilinmiyordu. Bugün hayranlık uyandıran Zeugma'nın mozaikleri henüz dünya vitrininde değildi. Göbeklitepe insanlık tarihini değiştirecek keşif olarak bilinmiyordu. Karkamış, Rumkale, Halfeti, Yesemek, Dara, Mor Gabriel ve daha nice değer, hak ettiği ilgiyi henüz görmüyordu.
Bizler elimizde broşürler, yüreğimizde büyük bir heyecanla bu toprakların hikâyesini anlatmaya çalışıyorduk, çünkü eşsiz değerde olduğunu biliyor, bunu tüm dünyaya öğreteceğimize inanıyorduk.
Dünyanın en büyük zenginliği, Anadolu topraklarındaydı.
Yıllar içinde dünyanın dört bir yanından binlerce insanla aynı yolları yürüdüm.
Biz, Anadolu'nun sessiz çığlığını dünyaya duyuruyorken arkamızdaki en büyük gücün, barışın teminatı olduğunu ve bu öykünün Lozan’la yazıldığını fark ediyorduk.
Lozan, biz turizm sevdalıları için yalnızca sınırların çizildiği bir antlaşma değil, dünyanın Türkiye'nin varlığını tanıdığı, barış ve güvenin tesis edildiği gün.
Konuklarımız ülkemize gelirken önce güvenlerini tartıyorlar. Lozan’ın Türkiye'ye kazandırdığı uluslararası saygınlık ve barış ortamı, bugün milyonlarca konuğumuzun ülkemizi gönül rahatlığıyla tercih etmesinin en önemli nedenlerinden biri.
Kendimi hiçbir zaman yalnızca bir seyahat acentası sahibi olarak görmedim. Anadolu'nun gönüllü turizm elçisi olma görevim her zaman daha baskındı. Turist rehberlerimizle, arkeologlarımızla, akademisyenlerimizle, turizm ordumuzun neferleriyle, yıllarca bu toprağın hakettiği değeri anlattık, anlatmaya devam ediyoruz.
Turizm dünyanın en zarif diplomasisi ve biz ülkemizdeki huzurun havada altın tozu gibi olduğunu anlatmaktan hiç bıkmıyoruz.
Bugün geriye baktığımda en büyük gururum, sattığım turların sayısına ek olarak, ülkemizi seven binlerce insanı kazanmakta payımın olması.
Lozan, Cumhuriyet'in dünyaya açılan kapısı ve biz turizm ordusu, o kapıdan içeri giren konukları "Hoş geldiniz" diyerek gururla karşılıyoruz.
Barışın olmadığı yerde kültürün sustuğunu, tarihin yalnızlaştığını, müzelerin sessizleştiğini, otellerin ışıklarını söndürdüğünü biliyoruz.
Bir ülkenin en değerli turizm yatırımının önce barış olduğunun farkındayız.
Barış olunca konuklar geliyor, kültür konuşuluyor, önyargılar susuyor.
İşte tüm bu anlattıklarım yüzünden Lozan, yalnızca Türkiye'nin bağımsızlığını dünyaya kabul ettiren bir antlaşma değil, kocaman yürekli Anadolu insanının binlerce yıllık öyküsünü dünyaya öğreten kapının sihirli anahtarı.

