Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ali Ersönmez, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, eğitimde zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine karşı 14 Alevi yurttaşın 2011 yılında açtığı davaya ilişkin kararını bugün açıklamış ve Türkiye`nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin (AİHS) eğitim hakkıyla ilgili maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM, oy birliği ile aldığı kararla "Zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini" istemiştir. Kararda, "Türkiye, daha fazla geciktirmeden, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sistemi gibi, sorunun giderilmesine dönük imkanları ortaya koymak zorundadır" tespiti yapılmış ve Türkiye`nin bu konuda düzenleme yapması gerektiği belirtilmiştir. AİHM kararına uyulmalı, zorunlu din dersi dayatmasına son verilmelidir!” dedi.
Öğrenci ve veliler sürekli mağdur edildi
Eğitim Sen tarafından düzenlenen eylemde konuşan Ersinmez, “Eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunları sürekli artmakta, her eğitim-öğretim yılı giderek ağırlaşan sorunlar ve çelişkiler eşliğinde açılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ise, her yıl çözüm üretmekten çok, yeni sorunlar yaratan politika ve uygulamalarıyla başta eğitim emekçileri olmak üzere, öğrenci ve velileri sürekli mağdur etmiştir. AKP hükümetinin, eğitim sistemini kendi siyasal ve ideolojik ihtiyacı üzerinden yeniden biçimlendirme uygulamaları 4+4+4 dayatması sonrasında katlanarak artmıştır. Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında okul dönüşümleri sürecinde yaşanan sorunlar giderek ağırlaşmaktadır. Eğitimde geleneksel çizgiden vazgeçmeyen hükümet, eğitimde de tekçiliği dayatmaya devam etmektedir” diye konuştu.
Piyasacı, paralı eğitim merkezli
çözümlerin peşinde koşuluyor
Ersönmez, “Siyasi iktidar eğitim sistemini kendi dünya görüşüne göre yeniden biçimlendirmeye çalışırken, eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmekten çok, tamamen dayatmacı bir tutum izlemektedir.Türkiye’de eğitim sisteminde yaşanan sorunların temelinde eğitim sisteminin kamusal, bilimsel ve laik bir içerikte örgütlenmemesi, biliminin temel ilkesi olan her bireyin kendi anadilinde eğitim alma hakkının olmaması bulunmaktadır. Yıllardır eğitim biliminin en temel ilkesi olan anadilinde eğitim hakkını, önceki iktidarlar gibi yok sayan AKP iktidarı, böylesine temel bir sorunu çözüyor gibi yapmak için sadece özel okulları ve seçmeli dersleri adres göstermiş, her konuda olduğu gibi, anadilinde eğitim konusunda da piyasacı, paralı eğitim merkezli çözümlerin peşinde olmuştur” diye konuştu.
Eğitim Sen tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Ersönmez sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin demokratikleştiği, özgürlüklerin alanının genişlediği iddialarına rağmen, eğitim programında ve ders kitaplarında ülkedeki etnik, dilsel ve kültürel çeşitliliğe yeterince yer verilmemesi, Türkiye’de eğitim sisteminde ve toplumsal yaşamda benimsenen tekçi ve asimilasyoncu anlayışın ısrarla sürdürüldüğünü göstermektedir.
Türkiye’de yıllardır anadilinde eğitim taleplerini, resmi dil ile karşı karşıya getirerek tartışmak ve yasakçı tutumu sürdürmenin acısını tek kelime Türkçe bilmeden okula başlayan çocuklarımız ve öğretmenleri çekmiştir. Okula yeni başlayan çocuklar açısından ekmek gibi, su gibi zorunlu ve temel bir ihtiyaç olan anadilinde eğitim taleplerinin ve bu talebin gerçekleşmesi için yapılan demokratik eylemlerin ne kadar haklı ve meşru olduğu açıktır.
Eğitim sen yıllardır demokratik laik, parasız ve anadilinde eğitim hakkı için mücadele etmiş bu uğurda kapatma ile karşı karşıya kalmış üyelerine çeşitli baskılar uygulanmıştır. Bu baskıların bir tanesi de dün akşam saatlerinde gerçekleşmiş Diyarbakır’ın Bağlar semtinde halkın anadilinde eğitim yapmak üzere kendi olanakları ile açtığı okul mühürlenerek kapatılmak istenmiştir. Buna engel olmak isteyen halka gaz bombaları ve tazyikli suyla müdahale edilmiş aralarında üyelerimizin de bulunduğu 171 kişi gözaltına alınmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti AİHM tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılmışken, polislerin aynı gün akşam saatlerinde anadilinde eğitim hakkı için demokratik şekilde mücadele edenlere müdahale edilmesi insan hakları tablosunun geldiği korkunç noktayı göstermektedir. Bu tablonun değişmesi için; baskı ve zor ile sürdürülmek istenen köhne anlayışa karşı halkların taleplerine bir an önce cevap olunmalıdır
AKP Hükümetinin eğitime, eğitim ve bilim emekçilerine yönelik saldırılarına dur demek ve bir kez daha uyarmak için; öğretmene rotasyon, kadrolaşma, performans, anadilinde eğitim hakkını kullandırmama, özel okullara kaynak aktarma, eğitimdeki muhafazakarlaştırma, güvencesiz, kuralsız ve angarya çalışma, üniversitelerdeki akademik özgürlüğü ortadan kaldıran uygulamaları karşısında taleplerimizi gerçekleştirmek amacıyla grev kararı aldık.