Türkiye Kamu-Sen Gaziantep İl Temsilcisi Kemal Kazak, sözleşmeli istidam modeli hakkında açıklaması yaptı
Kazak, “Kurumlarımızda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip ama farklı statülerde çalıştırılan personel bulunmaktadır. Bu çalışanlarımızın hiçbirinin sahip olduğu haklar, bir diğeri ile aynı değildir. Aynı okullardan mezun olup, aynı sınava girdiği halde idarecisi, işvereni, görevi, yaptığı işi aynı ama emeklilik hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan, çok başlı, çok statülü ve karmaşık bir kamu personel sistemi ile karşı karşıyayız. Bu doğrultuda kamudaki güvence içermeyen her türlü istihdamın son bulması ve bütün sözleşmeli personelimizin kadroya geçirilmesi için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
155 bin 44 güvencesiz sözleşmeli
personel istihdam ediliyor
Bugün itibarı ile açıklanan en son resmi verilere göre kamuda 105 bin 565 4/B’li, 35 bin 383 idari hizmet sözleşmeli ve 14 bin 96 da 5393 sayılı Kanuna göre olmak üzere toplam 155 bin 44 güvencesiz sözleşmeli personelin istihdam edildiğini kaydeden Kazak, “Bu sayıya her dönemde yeni sözleşmeli personel eklenmekte, özellikle Devletin asli ve sürekli görevlerinden olan eğitim ve sağlık hizmetlerinde istihdam, ağırlıklı olarak sözleşmeli personele doğru kaymaktadır. Bu yönde kamu görevlileri lehine verilmiş mahkeme kararlarını aşabilmek adına getirilen 4+2 sistemi ile kamu görevlileri, atandıkları ilk 4 yıl boyunca sözleşmeli olarak, sonraki 2 yılda da kadroya geçirilmek suretiyle atandıkları yerlerde çakılı olarak hizmet vermektedir” şeklinde açıklama yaptı.
Kazak, “Bu tür uygulamalar, kamuda görevleri ve nitelikleri aynı olmasına rağmen statüleri farklı olduğu için ücret adaletinin yara aldığı, sosyal eşitliğin bozulduğu, ailelerin darmadağın olduğu bir durum yaratmaktadır. Ne yazık ki, yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde durumun düzeltilmesi yönünde bir karar alınmadığı gibi yeni güvencesiz istihdam şekilleri getirilmektedir. Buna göre kamu kurumlarında iş mevzuatına tabi sözleşmeli uzman ve uzman yardımcıları istihdam edilebilecek, özel bilgi ve uzmanlık gerektiren geçici mahiyetteki işlerde, yerli veya yabancı personel tam zamanlı, kısmi zamanlı veya projelerle sınırlı olarak sözleşmeyle istihdam edilebilecektir. 4/B’li statüde sözleşmeli personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının, sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın, idari hizmet sözleşmesiyle personel istihdam edebilmesinin yolu açılmıştır. Dolayısıyla yeni Hükümet Sisteminde de kamudaki çok başlı yapı sürecek gibi görünmektedir” diye konuştu.
Kadrolu, sözleşmeli
ayrımı kaldırılmalı
Güvencesiz istihdam çalıştırma sorununun temelden çözülmesi gerektiğini vurgulayan Kazak, “Anayasanın eşitlik ve sosyal adalet ilkelerinin hayat bulması, kamu istihdamında yaşanan aksaklıkların ve mağduriyetlerin giderilmesi her ne ad altında olursa olsun güvencesiz olarak görev yapan kamu personelinin 4/A statüsüne geçirilmesi ile mümkün olacaktır. Yaralar, ilk etapta sözleşmeli personelin ailelerine kavuşturulmasıyla sarılmalı, kadrolu, sözleşmeli ayrımı kaldırılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Hüseyin Karataş
Kazak, “Kurumlarımızda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip ama farklı statülerde çalıştırılan personel bulunmaktadır. Bu çalışanlarımızın hiçbirinin sahip olduğu haklar, bir diğeri ile aynı değildir. Aynı okullardan mezun olup, aynı sınava girdiği halde idarecisi, işvereni, görevi, yaptığı işi aynı ama emeklilik hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan, çok başlı, çok statülü ve karmaşık bir kamu personel sistemi ile karşı karşıyayız. Bu doğrultuda kamudaki güvence içermeyen her türlü istihdamın son bulması ve bütün sözleşmeli personelimizin kadroya geçirilmesi için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.
155 bin 44 güvencesiz sözleşmeli
personel istihdam ediliyor
Bugün itibarı ile açıklanan en son resmi verilere göre kamuda 105 bin 565 4/B’li, 35 bin 383 idari hizmet sözleşmeli ve 14 bin 96 da 5393 sayılı Kanuna göre olmak üzere toplam 155 bin 44 güvencesiz sözleşmeli personelin istihdam edildiğini kaydeden Kazak, “Bu sayıya her dönemde yeni sözleşmeli personel eklenmekte, özellikle Devletin asli ve sürekli görevlerinden olan eğitim ve sağlık hizmetlerinde istihdam, ağırlıklı olarak sözleşmeli personele doğru kaymaktadır. Bu yönde kamu görevlileri lehine verilmiş mahkeme kararlarını aşabilmek adına getirilen 4+2 sistemi ile kamu görevlileri, atandıkları ilk 4 yıl boyunca sözleşmeli olarak, sonraki 2 yılda da kadroya geçirilmek suretiyle atandıkları yerlerde çakılı olarak hizmet vermektedir” şeklinde açıklama yaptı.
Kazak, “Bu tür uygulamalar, kamuda görevleri ve nitelikleri aynı olmasına rağmen statüleri farklı olduğu için ücret adaletinin yara aldığı, sosyal eşitliğin bozulduğu, ailelerin darmadağın olduğu bir durum yaratmaktadır. Ne yazık ki, yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde durumun düzeltilmesi yönünde bir karar alınmadığı gibi yeni güvencesiz istihdam şekilleri getirilmektedir. Buna göre kamu kurumlarında iş mevzuatına tabi sözleşmeli uzman ve uzman yardımcıları istihdam edilebilecek, özel bilgi ve uzmanlık gerektiren geçici mahiyetteki işlerde, yerli veya yabancı personel tam zamanlı, kısmi zamanlı veya projelerle sınırlı olarak sözleşmeyle istihdam edilebilecektir. 4/B’li statüde sözleşmeli personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının, sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın, idari hizmet sözleşmesiyle personel istihdam edebilmesinin yolu açılmıştır. Dolayısıyla yeni Hükümet Sisteminde de kamudaki çok başlı yapı sürecek gibi görünmektedir” diye konuştu.
Kadrolu, sözleşmeli
ayrımı kaldırılmalı
Güvencesiz istihdam çalıştırma sorununun temelden çözülmesi gerektiğini vurgulayan Kazak, “Anayasanın eşitlik ve sosyal adalet ilkelerinin hayat bulması, kamu istihdamında yaşanan aksaklıkların ve mağduriyetlerin giderilmesi her ne ad altında olursa olsun güvencesiz olarak görev yapan kamu personelinin 4/A statüsüne geçirilmesi ile mümkün olacaktır. Yaralar, ilk etapta sözleşmeli personelin ailelerine kavuşturulmasıyla sarılmalı, kadrolu, sözleşmeli ayrımı kaldırılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Hüseyin Karataş