Gaziantep-Kilis Tabip Odası, hekimlerin ağır tazminat ve ceza tehdidi altında bırakan sağlık sisteminin sürdürülemez olduğunu vurguladı
Gaziantep-Kilis Tabip Odası, malpraktis davalarıyla ilgili basın açıklaması yaptı. Başkan Dr. K. Doğan Eroğulları, ‘’Çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli alanlarda çalışan hekimler, mesleki sorumluluğun yanı sıra giderek büyüyen hukuki ve ekonomik risklerle de karşı karşıya. Bu durum hekimlerin riskli branşlardan uzaklaşmasına, genç hekimlerin bu uzmanlıkları tercih etmemesine ve mevcut uzmanların çalışma koşullarının daha da ağırlaşmasına yol açıyor’’ dedi.
Amaç; sağlık hizmetinin
güvenliğini geliştirmek olmalı
Hekimin tek başına sağlık sistemi olmadığını kaydeden Eroğulları, ‘’Amaç yalnızca bir kişiyi cezalandırmak değil; zararın nedenlerini ortaya çıkarmak, aynı zararın tekrarını önlemek, hastanın uğradığı zararı hızlı ve adil biçimde karşılamak ve sağlık hizmetinin güvenliğini geliştirmek olmalı. Bugün Riskli dallarda hekim açığı derinleşirken, ilerleyen yıllarda hastaların tıbbi bakımını üstlenecek hekim bulunamaması riski de büyüyor’’ uyarısında bulundu.
Sağlık hizmeti kaynaklı zararlar
bütüncül biçimde değerlendirilmeli
Sağlık hizmeti kaynaklı zararların bütüncül biçimde değerlendirilmesini sağlayacak yasal ve idari mekanizmaların oluşturulması gerektiğini kaydeden Eroğulları, ‘’Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama ayrımı bilimsel ölçütlerle ve olayın tüm koşulları dikkate alınarak yapılmalı. Bilirkişi değerlendirmeleri bağımsız, tarafsız ve ilgili uzmanlık alanlarının bilimsel temsilcilerince gerçekleştirilmeli. Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesi gözetilmeli. Kamu ve özel sektörde çalışan hekimler arasındaki hukuki güvence farklılıklarını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmalı’’ şeklinde konuştu.
Hasta güvenliği sistemi oluşturulmalı
Eroğulları, ‘’Zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası gerçekçi ve etkin bir güvenceye dönüştürülmeli; sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması sağlanmalı. Sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların nedenlerini araştıran ve aynı hataların tekrarını önlemeye yönelik düzeltici ve önleyici çalışmalar geliştiren hasta güvenliği sistemi oluşturulmalı. Sağlık hizmetiyle ilişkili zararların hastalar açısından hızlı ve adil biçimde karşılanmasını, hekimlerin ise bireysel ekonomik yıkıma uğramadan ve malpraktis korkusu altında kalmadan tıbbi gereklilikler doğrultusunda mesleklerini sürdürebilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulmalı’’ ifadelerini kullandı.
Hekimler, yüksek riskli hastalara
müdahale etmekten kaçınmaya zorlanacak
Malpraktis davalarının defansif tıp uygulamalarını artıracağına dikkat çeken Eroğulları, ‘’Hekimler, hastanın yararına olan en uygun tıbbi kararı vermek yerine, yalnızca hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik istemeye, gereksiz konsültasyon ve sevk yapmaya veya yüksek riskli hastalara müdahale etmekten kaçınmaya zorlanacak. Bunun bedelini yalnızca hekimler değil, tüm toplum ödeyecek’’ açıklamasını yaptı. Haber Merkezi
