Türkiye’de yaklaşık 7 milyon 866 bin çocuğun yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya
"Her üç çocuktan biri yoksulluk riski altında”
Derin Yoksulluk Ağı’nın çalışması, çocuk yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliğiyle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Rapora göre milyonlarca çocuk eğitimden, sağlıklı beslenmeden, güvenli barınmadan ve sosyal yaşamdan mahrum kalıyor.
Derin Yoksulluk Ağı’nın “Çocuk Yoksulluğu Bilgi Notu”, Türkiye’de yaklaşık 7 milyon 866 bin çocuğun yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Raporda yoksulluğun çocukların beslenme, eğitim, sağlık, barınma ve oyun haklarına erişimini sınırladığı vurgulandı.
Ağ, çocuk yoksulluğunun yalnızca gelir yetersizliği olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. Bilgi notuna göre sağlıklı gıdaya, güvenli konuta, eğitime, sağlık hizmetlerine, giysiye, kitaba ve sosyal yaşama erişememek de çocuk yoksulluğunun temel boyutları arasında yer alıyor.
Raporda aktarılan TÜİK 2025 verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 36-37’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Bu oran yaklaşık 7 milyon 866 bin çocuğa karşılık geliyor. Yoksul doğan bir çocuğun yetişkinliğinde de yoksulluk yaşama ihtimalinin 2,6 kat daha fazla olduğu belirtilirken, çocukluk dönemindeki yoksunlukların gelişim üzerinde kalıcı sonuçlar yaratabileceği ifade ediliyor.
Eğitimden kopuş ve çocuk işçiliği artıyor
Bilgi notunda, yoksulluğun çocukların eğitime erişimini ve akademik başarısını doğrudan etkilediği kaydediliyor. Eğitim Reformu Girişiminin verilerine göre 2023-2024 eğitim öğretim yılında yaklaşık 612 bin çocuk eğitim dışında kaldı. Okul terklerinin özellikle 15-17 yaş grubunda yoğunlaştığı, ekonomik kriz ve çocuk işçiliğinin bu tabloyu ağırlaştırdığı belirtiliyor.
TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubunda yaklaşık 995 bin çocuk işgücünde yer alıyor. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında işyerlerinde bulunan yaklaşık 500 bin çocuk da hesaba katıldığında, toplam 1,5 milyon çocuğun çalışma yaşamıyla temas halinde olduğu ifade ediliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre ise 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
Beslenme ve barınma sorunları gelişimi etkiliyor
Rapora göre çocukların yüzde 10’u her gün taze meyve ve sebze tüketemiyor. Yetersiz ve kalitesiz beslenmenin yalnızca fiziksel gelişimi değil, öğrenme kapasitesini ve ruh sağlığını da olumsuz etkilediği vurgulanıyor.
Barınma koşulları da önemli bir yoksunluk alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye’de çocukların yalnızca yüzde 34’ünün kendine ait odası bulunuyor. Maddi yetersizlik nedeniyle yeni giysiye veya uygun ayakkabıya erişemeyen çocukların oranı ise yaklaşık yüzde 9 seviyesinde.
Bilgi notunda çocukların yüzde 75,8’inin yaşına uygun kitabının, yüzde 67,4’ünün ders çalışabileceği uygun bir alanının ve yüzde 72,2’sinin düzenli oyuncak erişiminin bulunmadığı aktarılıyor. Bu durumun çocuklarda sosyal dışlanma, utanç ve yalnızlık duygularını derinleştirdiği belirtiliyor.
Rapordaki temel çözüm önerileri
Çocuk odaklı ulusal ve yerel bütçeler artırılmalı.
Çocuklu hanelere düzenli gelir, kira, enerji ve gıda desteği sağlanmalı.
Okullarda ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sunulmalı.
İhtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye, giysi, ayakkabı ve ücretsiz ulaşım desteği verilmeli.
Hamilelikten üç yaşa kadar ev ziyareti ve erken çocukluk destek programları uygulanmalı.
Yoksul mahallelerde ücretsiz kreş, oyun evi, kitap ve oyuncak kütüphaneleri açılmalı.
Çocuk işçiliğine yönelik denetimler güçlendirilmeli, aileler ekonomik olarak desteklenmeli.
Çocuklara ve ailelere ücretsiz psikolojik destek ve koruyucu sağlık hizmetleri sunulmalı.
Bilgisayar ve internet desteğiyle dijital eşitsizlik azaltılmalı.
Özel gereksinimli çocukların tanı, eğitim ve materyal süreçlerine erişimi kolaylaştırılmalı.
Derin Yoksulluk Ağı, çocuk yoksulluğunun ailelerin tek başına çözebileceği bir sorun olmadığını; eğitim, sağlık, sosyal koruma, barınma ve istihdam politikalarıyla birlikte ele alınması gereken bir çocuk hakları meselesi olduğunu vurguluyor. bianet
