1965 yılında ABD’ye kaçırılan ve çalışmalar sonucunda iadesi sağlanan Çingene Kızı mozaiğinin 13. paneli, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla yerine konuldu
2002 yılından bu yana 13 bin 454 kültür varlığının ülkeye iadesinin sağlandığını ve bu iadelerin 9 bin 139’unun son 8 yılda gerçekleştirildiğinin altını çizen Ersoy, ‘’Bu topraklardan yasa dışı yollarla çıkarılmış her kültür varlığı ait olduğu topraklara dönene kadar aynı azim, aynı inanç ve aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz’’ dedi.
Kültür varlıklarının ait oldukları
topraklara iadesi için çalışıyoruz
Bakanlık olarak, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarının tespiti, takibi, ait oldukları topraklara iadesi için büyük bir titizlik ve kararlılıkla çalıştıklarını, bu alandaki mücadeleyi ilgili kurumlar, kolluk birimleri, adli makamları, bilim insanları ve uluslararası paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde yürüttüklerini vurgulayan Ersoy, kurumlar arasındaki bu güçlü eşgüdüm ve çok yönlü yaklaşım sayesinde Türkiye’nin bugün, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldiğinin altını kalın harflerle çizdi.
Toplumun kültürel mirasa sahip
çıkma bilincini de güçlendiriyoruz
Ersoy, ‘’Şu noktanın altını çizmeyi özellikle gerekli görüyorum. Bizim bu mücadeledeki asli hedefimiz; kültür varlığı kaçakçılığına karşı önleyici ve bütüncül bir mücadele anlayışını hem toplumsal bilinç ve farkındalık hem kurumsal iş birliği ve uygulama noktasında ülkemize kazandırmak, bunu kalıcı ve sürdürülebilir kılmaktır. Bu doğrultuda, yurt içinde kaçak kazılara ve kültür varlığı kaçakçılığına karşı çalışmaları kararlılıkla yürütüyor; ihbarların etkin şekilde değerlendirilmesine, olaylara erken müdahale edilmesine ve kültürel mirasımızın yerinde korunmasına yönelik tedbirleri sürekli geliştiriyoruz. Eğitim ve farkındalık çalışmalarını yaygınlaştırarak toplumun kültürel mirasa sahip çıkma bilincini de güçlendiriyoruz’’ şeklinde konuştu.
Yeniden değerlendirilmesine
katkı sunan önemli bir kazanım
Ersoy, ‘’Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep Zeugma Mozaik Müzemizin koleksiyonuna katılan bu panel, Zeugma mozaiklerinin bilimsel açıdan daha bütüncül biçimde incelenmesine imkan sağlayan ve kompozisyonun kendi bağlamı içinde yeniden değerlendirilmesine katkı sunan önemli bir kazanım. Eksik parçalar yerine döndükçe yalnızca bir mozaiği tamamlamıyor; zedelenen bir hafızayı onarıyor, tarih sayfalarındaki boşlukları dolduruyor ve bir kültürel değeri ait olduğu değerler bütünüyle bir araya getiriyoruz. Bu gerçeklerin penceresinden bakıldığında her bir iadenin arkasında tarihimize, hafızamıza ve kültürel egemenliğimize sahip çıkma irademizin olduğu açıkça görülecek’’ değerlendirmesini yaptı.
‘Kültür varlıklarımızın dönüş yolculukları elbette tek bir ülkeyle sınırlı değil’ diyen Ersoy, ‘’Zeugma kökenli bir eserin, kamuoyunda Satornila steli olarak bilinen mezar stelinin iadesini de hatırlatmak isterim. Zeugma Antik Kenti'nden kaçırılan, üzerinde bir kadın kabartması ile Antik Yunanca "Kocasını seven eş, Satornila, elveda" yazıtı bulunan milattan sonra 2'nci yüzyıla tarihli bu steli, İtalyan makamları ve Dışişleri Bakanlığımızla yürütülen eşgüdümlü çalışmalar neticesinde 2023 yılında Roma Büyükelçiliğimizde teslim almış ve Zeugma Mozaik Müzemize kazandırmıştık. Yaklaşık 1800 yıl öncesinden bir vefa duygusunu günümüze taşıyan bu eser, Zeugma'da yaşamış kişi ve toplulukların yaşam öykülerine ışık tutan önemli bir bilimsel kaynak olarak müzemizde ziyaretçilerimizle buluşuyor. Satornila'nın steli de tıpkı bugün iadesini sağladığımız mozaik paneller gibi, dünyanın neresine götürülmüş olursa olsun bu topraklara ait her eserin ait olduğu yere mutlaka döneceğinin güzel bir nişanesi. Her kültür varlığının kendine özgü bir hikâyesi, ait olduğu bir bağlam ve tamamladığı bir bütün var. Bugün iadesini sağladığımız mozaik panel de yalnızca tek bir eserin dönüşü değil, büyük bir kompozisyonun eksik kalan bir parçasının yeniden yerine kavuşması’’ şeklinde konuştu. Haber Merkezi
