Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası 17 Ağustos depreminin yıl dönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi
Toplantıda konuşan Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk, “Her afetten sonra sık sık yapılan yara sarma anlayışından kurtulup bilimin tekniğin ve aklın gerektirdiği işleri yapmak gerekir. Depremin bir doğa olayı olduğu kabul edilmeli ancak denetimsizliğin neden olduğu olumsuzlukları kader gibi değerlendiren yaklaşım terk edilmelidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, deprem öncesi alınacak önlemlerin deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymaktadır. Sorunu sorun olmaktan çıkaracak olan tek çıkar yol, deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır” dedi.
Depremin zaman ve tarihini
bilmek mümkün değil
“Bugüne kadar bilinen bilgiler ve var olan teknolojilerle fayların bulundukları yerleri bilmek mümkündür” diyen Çeliktürk, “Fakat fay hattının kırılacağı yeri ve fayların üreteceği depremin zaman ve tarihini bilmek mümkün değildir. Hiç kimse bize 1999 depremlerinden sonra bilgi eksikliğinin olduğunu söyleyemez. Yeni bir Bina Deprem Yönetmeliği yayımlandı. Zemin durumunu ve fay hatlarını biliyoruz. Artık “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı -UDSEP 2023”ü güncelleyerek uygulamaya koymak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yetkin Mühendislik
Yasası’nın çıkarılması gerek
Mesleki yetkinliği temel alan Yetkin Mühendislik Yasası’nın çıkarılması gerektiğini kaydeden Çeliktürk, Mühendislik biliminin gerekleri dikkate alınarak, yapı tasarım uygulama ve denetim evresinin sağlıklı bir şekilde işletildiği ülkelerde doğa olaylarının afete dönüşmediğini kaydederek, “Bu bağlamda, yapı stokunun oluşturulması evresinde dikkate alınması gereken yer seçimi kararlarından, yapı tasarımına, yapı üretimi ve yapı denetimine kadar, bilimsel ve çağdaş ölçekte bütünlüklü bir yapı üretim düzeni kurulmalıdır. 1999 depremleri önemli ölçüde can ve mal kayıpları ortaya çıkarmakla kalmamış, çok daha büyük bir tehlikenin henüz yaşanmamış olduğunu da ortaya koymuştur. Bu da 1766’dan beri kırılmamış olan fay dolayısı ile Marmara Denizi’nin içinde olacak bir depremdir. İstanbul Depremi çevre illeri de önemli ölçüde etkileyecektir. Bu nedenle bilim insanları İstanbul depremi ile ilgili olarak çeşitli çalışmalar yapmışlar ve yapmaya da devam etmektedirler. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki yaşayacağımız İstanbul Depremi 7 (yedi) ve üzeri büyüklükte olacaktır” uyarısında bulundu. Hüseyin Karataş
Toplantıda konuşan Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Çeliktürk, “Her afetten sonra sık sık yapılan yara sarma anlayışından kurtulup bilimin tekniğin ve aklın gerektirdiği işleri yapmak gerekir. Depremin bir doğa olayı olduğu kabul edilmeli ancak denetimsizliğin neden olduğu olumsuzlukları kader gibi değerlendiren yaklaşım terk edilmelidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, deprem öncesi alınacak önlemlerin deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymaktadır. Sorunu sorun olmaktan çıkaracak olan tek çıkar yol, deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır” dedi.
Depremin zaman ve tarihini
bilmek mümkün değil
“Bugüne kadar bilinen bilgiler ve var olan teknolojilerle fayların bulundukları yerleri bilmek mümkündür” diyen Çeliktürk, “Fakat fay hattının kırılacağı yeri ve fayların üreteceği depremin zaman ve tarihini bilmek mümkün değildir. Hiç kimse bize 1999 depremlerinden sonra bilgi eksikliğinin olduğunu söyleyemez. Yeni bir Bina Deprem Yönetmeliği yayımlandı. Zemin durumunu ve fay hatlarını biliyoruz. Artık “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı -UDSEP 2023”ü güncelleyerek uygulamaya koymak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yetkin Mühendislik
Yasası’nın çıkarılması gerek
Mesleki yetkinliği temel alan Yetkin Mühendislik Yasası’nın çıkarılması gerektiğini kaydeden Çeliktürk, Mühendislik biliminin gerekleri dikkate alınarak, yapı tasarım uygulama ve denetim evresinin sağlıklı bir şekilde işletildiği ülkelerde doğa olaylarının afete dönüşmediğini kaydederek, “Bu bağlamda, yapı stokunun oluşturulması evresinde dikkate alınması gereken yer seçimi kararlarından, yapı tasarımına, yapı üretimi ve yapı denetimine kadar, bilimsel ve çağdaş ölçekte bütünlüklü bir yapı üretim düzeni kurulmalıdır. 1999 depremleri önemli ölçüde can ve mal kayıpları ortaya çıkarmakla kalmamış, çok daha büyük bir tehlikenin henüz yaşanmamış olduğunu da ortaya koymuştur. Bu da 1766’dan beri kırılmamış olan fay dolayısı ile Marmara Denizi’nin içinde olacak bir depremdir. İstanbul Depremi çevre illeri de önemli ölçüde etkileyecektir. Bu nedenle bilim insanları İstanbul depremi ile ilgili olarak çeşitli çalışmalar yapmışlar ve yapmaya da devam etmektedirler. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki yaşayacağımız İstanbul Depremi 7 (yedi) ve üzeri büyüklükte olacaktır” uyarısında bulundu. Hüseyin Karataş