ANASAYFA arrow right Güncel

Yargının siyasallaşması ülkeyi polis devleti haline getiriyor

Yargının siyasallaşması ülkeyi  polis devleti haline getiriyor
YAYINLAMA: 01 Nisan 2025 / 16.36
GÜNCELLEME: 01 Nisan 2025 / 16.36

Cezaevinde yatarı dahi olmayan suçlardan gencecik çocukların, üniversite öğrencilerinin ve gazetecilerin tutuklandığını sözlerine ekleyen Av. Tarık Alpdoğan, ‘’Yargının siyasallaşması ülkeyi hukuk devleti ilkesinden uzaklaştırmakta ve polis devleti haline getiriyor. Zira, yargının siyasallaştığı, idarenin eylem ve işlemlerinde yargı denetiminin olmadığı ve vatandaşların kendilerini hukuki olarak güvende hissetmediği devletler polis devletleridir. İşte ülkece önümüzdeki yol ayrımı da bu’’ dedi.
Yargı erkleri yürütme erkinden gelen siyasal baskının altına girmektedirler
Birçok ülkede seçim sistemlerinden kaynaklı olarak yasama erkiyle, yürütme erkinin iç içe geçmesinin yasama erkinin, yürütme erki karşısında gücünün zayıflamasına neden olduğunu kaydeden Alpdoğan, ‘’Yürütmenin güçlenmesi yürütme erkinin faaliyetlerindeki yargısal denetimin daha da önemli hale gelmesine sebebiyet verdi. Fakat, yargısal denetimi yapan yargı mensupları bu kez de yürütme erkinden gelen siyasal baskının altına girmektedirler. Yargı erki üzerindeki bu baskılar da yargının siyasallaşmasına sebebiyet veriyor’’ ifadelerini kullandı.
Yargı mensuplarının hissettikleri baskı had safhaya ulaştı
Alpdoğan, ‘’Ülkemizde de uzun bir süreden beri siyasal iktidarın hoşuna gitmeyecek kararlar veren yargı mensuplarının yerleri değiştirilmekte, başka bir tabirle sürgün edilmekte, haklarında soruşturmalar açılmakta ve hatta ihraç edilmektedirler. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra birçok hakim ve savcının görevlerinden ihraç edilmesi, tutuklanması ve hapis cezası almaları karşısında yargı mensuplarının yaşadıkları ve de üzerlerinde hissettikleri baskı had safhaya ulaştı’’ açıklamasını yaptı.
Artık birçok karar hukuki olmayıp siyasi saiklerle veriliyor
Hâkim ve savcılık sınavlarında yazılı sınavda oldukça başarılı olmasına rağmen “referanslarının” güçlü olmaması sebebiyle mülakatta elenen birçok hâkim-savcı adayının olduğuna dikkat çeken Alpdoğan, ‘’Neticede gelinen aşamada yargı erkimiz açısından ulaşılan nokta oldukça vahim. Bunu hemen her gün yaşanılan tutuklama, göz altına alma vs. haberlerinden de anlamak mümkün. Artık birçok kararın hukuki olmayıp, siyasi saikle verilmiş kararlar olduğunu hukuk eğitimi almamış sıradan vatandaşlar dahi biliyor’’ şeklinde konuştu.
İktidar yargı mensupları üzerinde baskı kurup, korkutarak, yargıyı sindirmeye çalışıyor
Yargının kararlarının her zaman yürütmeyi veya yürütmenin başındaki siyasal iktidarları memnun etmeyebileceğini kaydeden Alpdoğan, bu memnuniyetsizlikten kaynaklı olarak siyasal iktidarlar yargı mensupları üzerinde baskı kurarak, korkutarak, yargıyı sindirmeye çalıştıklarının altını çizdi. ‘’Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yargıçların görev yerleri değiştirilerek, haklarında soruşturmalar açılarak ve hatta görevden ihraçlar yapılarak yargı üzerindeki bu baskı arttırılıyor. Öte yandan yargı kurumuna personel temin edilirken liyakat yerine siyasal ideolojik kriterler esas alınmaktadır. Bunun neticesinde de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi zarar görmekte, yargının siyasallaşmasına neden oluyor’’ açıklamasını yaptı.

Alpdoğan, ‘’Ülkemizde son 20 yılda iktidar cephesinin, yargı mensuplarıyla ilgili birçok eleştirel yaklaşımı olmuş, hatta bir dönem siyaset yapmak isteyen yargı mensuplarının cübbelerini çıkarıp siyasete girmeleri dahi istenmişti. Gerçekten de bu zamana kadar yargı mensuplarından cübbesini çıkarıp siyasete atılanlar da olmuştu. Fakat, son dönemlerde iktidarın, yargı erki üzerindeki etkisinin artmasıyla ve de yargıçlar üzerinde tamamen hakimiyet kurmasıyla birlikte bu söylemlerin sona erdiğini, tam aksine artık yargı kararlarının arkasında olduklarına, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna, hukuka saygı duyulması gerektiğine dair söylemlerin arttığını görmekteyiz’’ değerlendirmesinde bulundu.
Atama kararı yargı erkinin ne kadar vahim duruma geldiğini daha gözler önüne serdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in ağır ceza mahkemesi başkanlığı yaparken kamuoyunda tartışılan kararlarından sonra yürütmenin en önemli ayaklarından biri olan Adalet Bakanı Yardımcılığı görevine getirildiğini hatırlatan Av. Tarık Alpdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Eşine benzerine ender rastlanılır bir durum ise bu noktadan sonra yaşanmıştı. Cübbesini çıkarıp, takım elbisesini giyip siyasete atılan, bir başka anlatımla açıkça tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiği sabit olan bir yargı mensubu tekrardan cübbe giyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine getirilmişti. Bu noktadan sonra her kararı tartışmalı hale geleceği ortada olmasına rağmen siyasal iktidarın demokrasi ilkelerinden uzaklaşarak verdiği bu atama kararı yargı erkinin ne kadar vahim duruma geldiğini de bir kez daha gözler önüne serdi.’’

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *