ANASAYFA arrow right Güncel

Basın özgürlüğü son 25 yılın en dibinde; Türkiye 180 ülke içinde 163. sırada!

Basın özgürlüğü son 25 yılın en dibinde; Türkiye 180 ülke içinde 163. sırada!
YAYINLAMA: 30 Nisan 2026 / 12.04
GÜNCELLEME: 30 Nisan 2026 / 12.04

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından hazırlanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin tarihinde ilk kez, dünyadaki ülkelerin çoğu “zor” veya “çok ciddi” bir durumda gösteriliyor. Son 25 yılda, incelenen tüm ülkelerin ortalama puanı ilk kez bu kadar düşük çıktı. Türkiye, 180 ülke içerisinde 163. sırada yer aldı. 

RSF'den yapılan açıklamaya göre; özellikle ulusal güvenlik politikalarıyla bağlantılı olarak giderek daha kısıtlayıcı hâle gelen yasal düzenlemelerin yaygınlaşması, 2001 yılından bu yana, demokrasilerde bile habere erişim hakkını aşındırıyor. Yasal gösterge, bu yıl en fazla düşüş gösteren gösterge olurken bu durum, gazeteciliğin giderek daha fazla suç sayılmaya başlandığını gösteriyor.

ABD, yedi sıra geriledi 

Amerika kıtasında da önemli bir değişim yaşanıyor. ABD endekste yedi sıra gerilerken, birçok Latin Amerika ülkesi de şiddet ve baskı sarmalına sürükleniyor.

RSF 2026 Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 163. sırada yer aldı. RSF, Türkiye'de "gazeteciliğin bastırılması ve habercilerin hapse atılması için düzenli olarak 'dezenformasyon', 'Cumhurbaşkanı'na hakaret' veya 'devlet kurumlarını karalama' gibi suçlamaların araçsallaştırıldığını" savundu.  

RSF: Daha ne kadar tahammül edeceğiz?

Endeks yayımının 25. yıl dönümü vesilesiyle RSF’nin sadece geçmişe bakmakla yetinmediğini ifade eden RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, "sofistike hale gelen haber alma hakkına yönelik saldırıların faillerinin de artık saklanmadığını" dile getirdi:

“RSF, 25. yıl dönümü vesilesiyle sunduğu bakış açısıyla sadece geçmişe bakmakla yetinmiyor; örgüt, basit bir soru sorarak geleceğe doğrudan sesleniyor: Gazeteciliğin boğulmasına, gazetecilere yönelik sistematik engellemelere ve basın özgürlüğünün sürekli aşınmasına daha ne kadar tahammül edeceğiz?

Çünkü bilgi edinme hakkına yönelik saldırılar çeşitlenip daha sofistike hale gelse de, bu saldırıların failleri artık saklanmıyor: Otoriter devletler, suç ortağı ya da görevini yerine getirmeyen siyasi güçler, yağmacı ekonomik aktörler ve kontrol edilemez hale gelen platformlar, doğrudan ve ezici bir sorumluluk taşıyor.

Böyle bir durum karşısında, pasif kalmak bir tür onay anlamına gelir. Artık ilkeleri savunmak yetmez: aktif koruma politikaları şarttır ve bu politikalar itici güç olmalıdır. Bu, öncelikle bu konunun suç sayılmasının sona erdirilmesiyle başlar: Ulusal güvenlik yasalarının kötüye kullanılması, susturma amaçlı davalar, araştırma yapan, gerçekleri ortaya çıkaran ve isimleri açıklayan kişilere yönelik sistematik engellemeler.

Koruma mekanizmaları hâlâ yetersiz, uluslararası hukuk çöküyor ve cezasızlık yaygınlaşıyor. Kesin garantiler ve somut yaptırımlar gerekiyor. Top, demokrasilerin ve vatandaşlarının sahasında. Sessizliği dayatanlara karşı durmak onlara düşüyor. Çünkü otoriterliğin yayılması kaçınılmaz bir kader değildir.”

2026 sıralamasına dair beş önemli bilgi:
1- Dünyadaki tüm ülkelerin ortalama puanı hiç bu kadar düşmemişti. Dünya ülkelerinin yarısından fazlası (yüzde 52,2), endeksin 25 yıllık tarihinde ilk kez “zor” veya “ciddi” bir durumda bulunuyor.
2- Dünya genelinde basın özgürlüğünün durumunu ölçmeye yarayan beş göstergeden (ekonomik, yasal, güvenlik, siyasi, sosyal) bu yıl en fazla düşüş gösteren, yasal çerçeve göstergesidir.
3- ABD (64. sıra) yedi sıra gerilerken, Ekvador ve Peru gibi diğer Amerika ülkeleri de sıralamada büyük düşüş yaşadı.
4- Norveç, üst üste onuncu yıl sıralamanın başında yer alırken, Eritre ise son üç yıldır sıralamanın en altında bulunuyor.
5- Esad sonrası Suriye (141. sıra), 2026 yılında sıralamada en büyük sıçramayı kaydetti (+36).

Son çeyrek yüzyılın en düşük ortalama puanı

RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınladığı 25 yıldan beri, basın özgürlüğü giderek kötüleşiyor. Gazeteciler hâlâ işleri nedeniyle öldürülüyor veya hapse atılıyor, ancak basın özgürlüğüne yönelik saldırı taktikleri değişiyor: Gazetecilik de, habercileri hedef alan düşmansı bir siyasi söylemle boğuluyor, durgun bir medya ekonomisi nedeniyle zayıflıyor ve yasaların basına karşı araçsallaştırılmasıyla baskı altında kalıyor.

Savaşlar ve habere erişimin kısıtlanması

Bazı ülkelerde bu gerileme, Irak (162.), Sudan (161.) veya Yemen (164.) gibi ülkelerde düzenli olarak patlak veren silahlı çatışmalarla açıklandı. Süregiden savaşların bu yılki sıralamaya açık bir etkisi oldu. Örneğin, İsrail ordusu Benjamin Netanyahu hükümetinin Filistin’de yürüttüğü savaşta (İsrail, -4 puan), Ekim 2023’ten beri Gazze’de en az 70’i görev başında olmak üzere 220’yi aşkın gazeteciyi öldürdü.
Bazı ülkelerde ise durumun "diktatörlük rejimleri nedeniyle hiç değişmediği" vurgulandı. Çin (178.), Kuzey Kore (179.) ve Eritre (180.) gibi ülkelerde durum aynı kaldı.

Eritre’de gazeteci Dawit Isaak 25 yıldır yargılanmadan alıkonuluyor. Doğu Avrupa ve Ortadoğu, son çeyrek asırda olduğu gibi, gazeteciler için en tehlikeli iki bölge olmaya devam ediyor.

Ukrayna’ya karşı savaşı sürdüren Vladimir Putin’in Rusya’sı (172.) basın özgürlüğü açısından en kötüler arasında yer alıyor. Rejim baskısı ile ABD ve İsrail'in topraklarında yürüttüğü savaş arasında kalan İran (177.; -1), sıralamanın en altlarında kaldı.

Bazı ülkelerde ise son 25 yılda siyasi rejimlerdeki değişim ya da otoriterleşme eğilimi, bilgiye erişim alanlarının daralmasına yol açtı. Bu kapsamda, merkezi yönetimin kontrolünü artırmasının ardından Hong Kong (140. sıra) endekste 122 basamak geriledi. Benzer şekilde, çetelere karşı sert politikalar izleyen El Salvador (143. sıra) 2014’ten bu yana 105 sıra düşüş yaşadı. Son yıllarda baskının arttığı Gürcistan da (135. sıra) 2020’den bu yana 75 basamak gerileyen ülkeler arasında yer aldı.

Sahel bölgesinde ise durum daha da dikkat çekici. Silahlı grupların saldırıları ile iktidardaki askeri yönetimlerin basın üzerindeki baskısı arasında kalan Nijer (120. sıra), 37 basamaklık düşüşle en fazla gerileyen ülke oldu.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın 2025 yılında gazetecilere yönelik şiddet vakaları nedeniyle 14 sıra gerilediği belirtildi. Bu gerilemede, gazeteci Turki el-Casser’in idam edilmesi gibi uluslararası kamuoyunda tepki çeken olayların etkili olduğu ifade edildi. Buna karşılık, Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te sona ermesiyle birlikte siyasi geçiş sürecine giren Suriye, basın özgürlüğü endeksinde 177. sıradan 141. sıraya yükseldi.

Gazeteciliğin suç sayılması zirve yaptı

Yasal gösterge, bu yıl en fazla düşüş gösteren gösterge oldu. Bu gösterge, 2025 ile 2026 yılları arasında 180 ülkeden 110’unda, yani ülkelerin yüzde 60’ından fazlasında kötüleşti. Bu ülkeler arasında Hindistan (157.), Mısır (169.), İsrail (116.) ve Gürcistan (135.) yer aldı. RSF; gazeteciliğin, basın hukukunun çiğnenmesi ve olağanüstü hâl yasaları veya genel hukukun kötüye kullanılması üzerinden suç sayılması, küresel bir fenomen haline geldiğini belirtti.

Ulusal güvenlik yasalarının suistimali, 2026'da yasal göstergenin düşmesine neden oluyor

11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden geçen 25 yılda, “ulusal güvenlik” ve “savunma sırları” kavramlarının kapsamının genişletilmesi, pek çok ülkede kamu yararını ilgilendiren konuların haberleştirilmesini sınırlayan bir araca dönüştü. Otoriter rejimlerde daha belirgin olan bu eğilim, demokratik ülkelerde de yaygınlaşırken, terörle mücadele yasalarının gazetecilere karşı kötüye kullanılmasıyla birlikte ilerliyor.

Basın özgürlüğünün en sınırlı olduğu ülkelerden biri olan Rusya (172. sıra), terörle mücadele, ayrılıkçılık ve aşırılıkla mücadele yasalarını gazeteciler üzerinde baskı kurmak amacıyla sistematik biçimde kullanıyor. Nisan 2026 itibarıyla ülkede 48 gazetecinin tutuklu bulunduğu, mesleklerini sürdürmek isteyen pek çok gazetecinin ise sürgüne zorlandığı belirtiliyor. Ancak sürgün, yargı baskısından tamamen kurtulmalarını sağlamıyor.

Ulusal güvenlik gerekçelerinin bu şekilde araçsallaştırılması; Belarus (165.), Myanmar (166.), Nikaragua (168.) ve Mısır (169.) gibi ülkelerde de benzer biçimde görülüyor. Afrika’nın Büyük Göller bölgesinde ise 13 Nisan itibarıyla, Sandra Muhoza 2026 yılında hâlâ tutuklu bulunan tek kadın gazeteci olarak öne çıkıyor. Muhoza, Burundi (119.)’de sıkça başvurulan “ulusal toprak bütünlüğüne zarar verme” suçlamasıyla yargılanıyor. Etiyopya (148.)’da ise dört gazetecinin terör suçlamalarıyla üç yıldır tutuklu olduğu ifade ediliyor.

Türkiye (163.) özelinde ise bu yaklaşımın, terörle mücadele mevzuatının da ötesine geçtiği belirtiliyor. Gazetecilere yönelik baskılarda “dezenformasyon”, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamaların sıkça kullanıldığı ifade ediliyor.

Kuzey Afrika’da yer alan Tunus (137.) da bu eğilimden etkilenen ülkeler arasında. “Yalan haberler” ile ilgili 54 sayılı kanun hükmünde kararname, eleştirel gazeteciliği cezalandırmanın bir aracı olarak öne çıkarken; medya kuruluşlarının faaliyetlerinin durdurulması ve art arda açılan davalar, yargının basın üzerindeki baskıda giderek daha fazla rol oynadığını gösteriyor.

Kamu medyasına yönelik baskılar ve susturma davaları

Yasal göstergelerdeki gerileme, mevcut mevzuatın gazetecilere karşı kötüye kullanılmasıyla da ilişkilendiriliyor. Bu durum, Bulgaristan (71.) gibi ülkelerde ya da Guatemala (128.)’da José Rubén Zamora örneğinde olduğu gibi, susturma amacı taşıyan davaların artışıyla kendini gösteriyor. Endonezya (129.), Singapur (123.) ve Tayland (92.) gibi ülkelerde ise siyasi ve ekonomik elitlerin, basını korumakta yetersiz kalan yasal çerçeveleri istismar ettiği belirtiliyor. Bu tür kısıtlamaların, Fransa (25.) gibi endekste görece üst sıralarda yer alan ülkelerde de görülebildiği ifade ediliyor.

Gazetecilerin karşı karşıya kaldığı riskler karşısında kamu politikalarının yapısal çözümler üretmekte yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor. İncelenen ülkelerin yüzde 80’inden fazlasında gazetecilere yönelik koruma mekanizmalarının ya bulunmadığı ya da etkisiz olduğu belirtiliyor.

Öte yandan, Avrupa Medya Özgürlüğü Yönetmeliği (EMFA), Avrupa Birliği’nde medyanın —özellikle kamu yayıncılığının— bağımsızlığını ve sürdürülebilirliğini güvence altına almayı hedeflese de, ulusal düzeydeki yasal girişimlerle bu çerçevenin zaman zaman ihlal edildiği kaydediliyor. Bu durum, Macaristan (74.) başta olmak üzere, Slovakya (37.), Litvanya (15.) ve Çekya (11.) gibi endekste daha iyi konumda yer alan ülkelerde de gözlemleniyor.

Amerika kıtası siyasi ve güvenlik sorunlarıyla boğuşuyor

2022’den bu yana Amerika kıtasındaki 28 ülkede kaydedilen toplam 14 puanlık düşüş, gazeteciler açısından en riskli bölgeler arasında yer alan Doğu Avrupa-Orta Asya ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki tabloyu andırıyor. Son yıllarda Brezilya (52.) gibi bazı ülkelerde sıralamada iyileşme görülse de, kıta genelinde basın özgürlüğünün seyri iki temel eğilime işaret ediyor: organize suç örgütlerinin yol açtığı şiddetin artması ve güvenlik güçlerinden kaynaklanan baskı ve şiddetin yaygınlaşması.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise Donald Trump’ın basın ve gazetecilere yönelik söylem ve uygulamalarının sistematik hale geldiği, bu nedenle ülkenin bu yıl 7 sıra gerileyerek 64. sıraya düştüğü belirtiliyor. Salvadorlu gazeteci Mario Guevara’nın gözaltına alınıp sınır dışı edilmesi, zaten polis müdahaleleriyle eleştirilen güvenlik ortamını daha da ağırlaştıran gelişmeler arasında gösteriliyor.

Öte yandan, ABD Dış Yayın Kurumu bünyesindeki personel sayısında yaşanan ciddi azalma da uluslararası alanda etkiler yarattı. Voice of America, Radio Free Europe/Radio Liberty ve Radio Free Asia gibi yayın kuruluşlarının faaliyetlerinin askıya alınması ya da küçülmesi, bazı ülkelerde tek güvenilir bilgi kaynağı olan bu medya organlarının ortadan kalkmasına yol açtı.

Trump’ın Latin Amerika’daki müttefikleri olarak öne çıkan Javier Milei ve Nayib Bukele’nin de benzer bir medya politikası izlediği değerlendiriliyor. Bu çerçevede Arjantin (98.; -11) ve El Salvador (143.; -8), özellikle siyasi ve sosyal göstergelerdeki kötüleşmeye paralel olarak önemli bir gerileme kaydetti. Bu tablo, basına yönelik baskının ve hükümet kaynaklı müdahalelerin arttığına işaret ediyor.t24

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *