ANASAYFA arrow right Güncel

Okullar şiddet olaylarının yaşandığı yerlere dönüştü

Okullar şiddet olaylarının  yaşandığı yerlere dönüştü
YAYINLAMA: 07 Ekim 2026 / 19.42
GÜNCELLEME: 07 Ekim 2026 / 19.42

Okullara ve öğrencilerine yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Başakşehir’de ki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşanan bıçaklı saldırıda bir öğrenci hayatını kaybetti, 7 öğrenci ise yaralandı.

 

Eğitim İş Gaziantep Yönetim Kurulu Üyesi Nizamettin Uzun, ‘’Acımız da öfkemiz de büyük. Çünkü bugün bir kez daha bir okulun kapısından içeri şiddet girdi. Türkiye’de okullar birbiri ardına şiddet olaylarının yaşandığı yerlere dönüşürken Millî Eğitim Bakanlığı her saldırının ardından soruşturma başlatmakla, protokol imzalamakla ve birkaç cümlelik açıklamalar yapmakla yetiniyor’’ eleştirisinde bulundu.

Her saldırıyı münferit göstererek
sorumluluktan kaçmak artık mümkün değil

Uzun, ‘’Her saldırının ardından “soruşturma başlatıldı” demek çocuklarımızı korumuyor. Her saldırıyı münferit göstererek sorumluluktan kaçmak da artık mümkün değil. Manisa’da söyledik, Osmaniye’de söyledik, bugün  bir kez daha söylüyoruz; bir ülkede çocuklar okula giderken, öğretmenler görevlerinin başındayken can güvenliğinden endişe ediyorsa orada eğitim hakkından söz edilemez’’ değerlendirmesinde bulundu.

Güvenli okul bir lütuf değil, çocuklarımızın
ve eğitim emekçilerinin en temel hakkı

MEB’e seslenen Uzun, ‘’Milli Eğitim Bakanlığına bir kez daha sesleniyoruz; çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sizin asli sorumluluğunuz. Okullarımızın kapısından şiddetin girmesini seyretmeyin. Bir sonraki saldırıyı beklemeyin. Okullarımız suç mahalli, çocuklarımız şiddetin faili ya da mağduru olmayacak. Güvenli okul bir lütuf değil, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin en temel hakkı’’ dedi.

Her ikisinin de yanıtını vermek Milli
Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğunda

‘Bugün önümüzde iki ayrı ama birbirinden koparılamayacak soru var’ diyen Uzun, ‘’Bir çocuk elinde bıçakla başka bir okula nasıl girebildi? Ve eğitim hayatında “başarılı” olarak kayda geçen bir çocuk, nasıl oldu da elinde bıçakla başka çocukların karşısına çıktı? Bu iki sorunun biri okul güvenliğini, diğeri ise çocukları sınav puanlarından ibaret gören eğitim anlayışını işaret ediyor. Her ikisinin de yanıtını vermek Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğunda’’ şeklinde konuştu.

Her iki okula bir güvenlik
görevlisi dahi düşmüyor

Uzun, ‘’Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” diyerek alanlara çıktık, on binlerce yurttaşın imzasını Millî Eğitim Bakanlığına taşıdık. Hazırladığımız eğitimde şiddet raporunda yalnızca dört aylık dönemde şiddet olayları nedeniyle 3 öğretmenin ve 10 öğrencinin yaşamını yitirdiğini ortaya koyduk. Buna rağmen gerekli önlemler alınmadı. Türkiye’de 60 binden fazla devlet okuluna karşılık görevlendirilen geçici güvenlik personeli sayısı yaklaşık 30 bin. Yani her iki okula bir güvenlik görevlisi dahi düşmüyor. Üstelik okul güvenliği yalnızca kapıya bir görevli koymak değil. Okul çevresindeki risklerin belirlenmesi, giriş ve çıkışların denetlenmesi, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edilmesi ve şiddeti ortaya çıkmadan önleyecek mekanizmaların kurulması gerekir’’ ifadelerini kullandı.

Okullar çocuğun kendisini ait, değerli
ve güvende hissetmesi gereken yer

Okulun yalnızca ders anlatılan binalar olmadığını vurgulayan Uzun, ‘’Çocuğun kendisini ait, değerli ve güvende hissetmesi gereken yer. Rehberlik hizmetlerinin zayıflatıldığı, sınıfların kalabalıklaştığı, çocukların okuldan koptuğu, yoksulluğun ve toplumsal şiddetin okul kapısından içeri girdiği bir eğitim sisteminde sorunu yalnızca okul kapısına güvenlik görevlisi koyarak çözemeyiz. Ama bugün o en temel güvenlik önleminin dahi sağlanamadığını görüyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı artık sorumluluğunu başka kurumlara, ailelere, öğretmenlere ya da çocuklara devredemez’’ açıklamasını yaptı.

Her saldırının ardından yeni bir protokol açıklayıp
bir sonraki saldırıyı beklemek politika değil

Eğitim İş Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Nizamettin Uzun, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Her okulda yeterli sayıda kadrolu ve eğitimli güvenlik personeli istihdam edilmeli. Okulların giriş-çıkış güvenliği ve okul çevresindeki riskler bilimsel kriterlerle yeniden değerlendirilmeli. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli, risk altındaki çocukları erken dönemde tespit edecek ve destekleyecek mekanizmalar kurulmalı. Eğitimde şiddete karşı kapsamlı, uygulanabilir, denetlenebilir ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak ulusal bir eylem planı derhal hayata geçirilmeli. Her saldırının ardından yeni bir protokol açıklayıp bir sonraki saldırıyı beklemek politika değil.’’ Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *