TALKIM

YAYINLAMA: 15 Eylül 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 14 Eylül 2026 / 18.45

Geçtiğimiz günlerde ekranlara gelen birkaç görüntüde, içimizin daha da fazla sızladığına şahit olduk. Bir dış ülkede küçük bir sermaye ile kurulan bir şirketin hesabına, Türkiye’den transfer edilen milyonlarca avronun hesabı konusunda, soyadı ile Ankara’ya ün salan, Mecliste yumruk gücü olarak tutulan bir ailenin, konu ile ilgili ifadelerine başvuran savcılık makamına ‘cakkada-cukkada’ sakız çiğneyerek giden, o aileden bir kişiyi, toplumun çok eleştirdiğine şahit olduk. Ben de bu davranışın hiç adabı muaşeret kaidelerine uyulmadığını düşünmekteyim. Birilerine mesaj vermek adına mı yapıldı diye düşünenlerin çoğunlukta olduğu muhakkak.

Belki kendisini ve ailesinden birkaç kişiyi ifade vermek için çağıran sayın savcıya mı yoksa yine bu konuyu dile getiren tam bir gazetecilik örneği veren değerli gazeteciye mi gözdağı verilmek istenmekte, bu konuda hiçbir fikrim yok demek istiyorum. Belki de hepsine birden bir ‘EFELİK’ çıkışı olduğunu düşünmemiz doğru olmayabilir.   

Ankara Belediye Başkanlığı görevini bırakması için Saray’dan baskı yapıldığına toplum şahitti. Hani Saraya vermeye çalıştığı mesajda ‘bana dokunursanız siz de yanarsınız ’ demek istedi, sakız çiğneyerek ekranlara poz veren kişi.

Aslında konu olan insanın geldiği siyasi görüş, Milliyetçi Hareket Partisi kökenli olduğundan, bu tür davranışı hoş görmemiz gerekir. Aslında Rahmetli Alpaslan Türkeş’in düşüncesindeki prensipler, tam olarak bu davranışlar değildi.1960 İhtilal sonrası Cemal Gürsel ile çok ciddi demokrasi anlayış farklılıkları olduğundan, kısa bir süre sonra Alpaslan Türkeş Büyükelçi danışmanı olarak kasım ayında Yeni Delhi’ye tayin oldu. Burada 3 yıl görev yaptı.

Köküne bakarsanız Alpaslan Türkeş, 1917 Kıbrıs doğumlu olarak bilinir. Köklerinin Kayseri hatta AVŞAR Türklerine kadar dayandığı da söylenir. Bu nedenle halk arasında Alpaslan Türkeş’in insanların ‘Kafa Yapısına’ çok önem verdiği bilinir.

Alpaslan Türkeş öldükten sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nde oluşan boşluğu doldurmak adına hazır taraftar varken, bir çok siyasi ileri çıkmaya çalışmıştı. Bunlardan biri de savcıya ifade vermeye sakız çiğneyerek giden eski Ankara Belediye Başkanı. Bu görünümü toplum tasvip eder mi bilmiyorum. Ancak kültürlü toplumun bunu kabul etmesini beklememek gerekir.

Bir başka konuda yine bir eski Başbakan, savcılık tarafından ifade vermeye çağırıldı. Paşalar gibi savcılığa gidip ifade veren kişinin bir akademisyen olduğunu da bilmekteyiz. Kültür başka bir şey, her insandan kültürlü bir davranış beklememiz doğru değildir.

Gelelim İstanbul’da Kongre sarayında yapılan görkemli nikah törenine. Çağırılanlar arasında ben yoktum, bu nedenle düğünde oluşan siyasi tepkileşmeye doğrudan şahit olmadım. Ancak Kız tarafında bulunan şahitlere baktım, Bay Kemal bulunmakta, yaklaşık 25 şahitli bir nikah töreni. Damat ve hemen yanında bulunan YENİ Parti Başkanı Özgür Bey’in bir şeylerden rahatsız olduğu yüzündeki ifadelerden belli olmakta. Şahitlerin hepsi resmi bir tören için koyu siyah veya lacivert takım elbise ile törene katılmış ancak 1 tanesi ise açık renk bir elbise ile katılmış, BÜLENT ARINÇ.  

Elinde mikrofon, nikahın olağan seyrinin dışına çıkarak, siyasi bir konuşma yaparak, sakız çiğneyerek savcılığa ifade vermeye giden kişiyi tenkit ederek, konuyu düğün sahibinin savcılığa çağırılmasına gönderme yapmaya çalıştığını izledim. Siyasi bir konuşmanın bir düğün içinde yer almasının doğru olup olmadığını tartışmak istemiyorum. Ancak Sakız çiğneyen adamı tenkit ediyorsan, sen de böyle bir düğüne açık renkli bir elbise ile gelmenin doğru olmadığını kabul etmen gerekli diye düşünmekteyim.

Hani eskilerin bir deyimi vardır, ‘Herkese Verir Talkımı Kendi Yutar Salkımı’ derler ya aynen bu durum olduğuna inanırım.

Ülkemde değerini yitirmeye başlayan hukuk düzenine sadece haksız yere tutuklu olanlar değil, hukuk dışı oyunlarla muhalefetsiz bir siyasetin kurgusunu yapmaya çalışan, bu nedenle sarayda fikir üreten yüzlerce çalışanın, kendi düzenlerinin bozulmaması için hukuku şekillendirmeye çalıştıklarına inanmaktayım. Ülkemizin geleceği değil, kendi gelecekleri üzerine siyasete ve hukuka şekil vermeye çalışmaktalar.

Yurdumda insanlar çöplükten yiyecek topluyorsa, Pazar yerlerinde atılan yiyecekleri topluyorsa ve SARAY dakikada 35.560 lira, 1 saatte 1.953.720. lira, 1 günde 46,889,280.- harcıyorsa bu toplumda birçok konunun düzeltilmesi fabrika ayarlarına geri dönmesi gerekir diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 

TALKIM
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *