DİN KILIFI
Ekranda güncel haberleri dinlerken birçok konuda rahatsız olmaktayım. Ekrana görüntü veren kişilerin başlarında, şekil olarak özel görünüm veren kadın olsun erkek olsun, dini bir kimlik resmetmeye çalışmalarından rahatsız olmaktayım. Hatta verdikleri şekilde dini alet ederek güven arayanlara muhabbetle bakmamaktayım. Her nerede olursa olsun erkek veya kadın kafalarını bezle sıkı sıkı bağlayanların ne anlatmak istediklerini bir türlü anlamakta güçlük çekmekteyim.
Bir insanın saç kılının iffet anlamına geldiğini, şekil olarak ifade etmelerinin arkasında, başka düzen bulunmasını izlemek, benim dini inançlarıma ters gelmekte. Nur suresi 31. ayette belirtilen ‘başlara örtü omuzlarına kadar’ sözünün, Mısır’da firavun devrine kadar uzandığı muhakkak. Firavunlar döneminde başlara konulan örtü güneşten korunmak amaçlı olup omuzlara kadar indiğini biliyoruz. Aynı surede ‘kimseye süslerini göstermesinler’ cümlesinin ‘saç’ın süs anlamına gelmediği de bariz.
Öğleden sonra kuşağında bir kanalın programında, dağılan ailelerin problemlerini ele alan başarılı bir programcının yaptığı yayını zaman zaman izlediğimi ifade edebilirim. Burada da başlarını sıkı sıkı bağlayıp, dindar görünüm sergileyen kadınların evli olduğu halde eşini ve çocuklarını bırakıp kaçarak, bir başka erkekle yeni yaşama İMAM NİKAHI ile başladığını izlerken, bazı manevi değerlerimi sorgulamaya başlamaktayım.
Bu ne bir ahlak değeri ne de bir inanç yozlaşması. Bunun doğrudan toplumun manevi değerlerini zaman içinde kaybetmesi ile ortaya çıkan çocuk yaşta bozuk eğitim düzeni olduğuna inanırım.
Bilhassa kız çocuklarının daha küçük yaşta başlarını bağlamaları ile başlayan aile içi çocuk eğitimi sonrası, okul döneminde çocukların erkek ve kız olarak ayrılmasının, son derecede yanlış olduğunu pedagoglar söylemekte. Kız çocuklarına yeterince doğru eğitim verilmemesinin neticesi olarak, daha çok küçük yaşta hatta çocuk yaşta evlendirilmesi ile devam eden çarpık düzen sonrası yozlaşan aile yapısı.
Aile yozlaşmasına sebeplerden bir başkasının da ülkemizin çok hızlı bir şekilde nüfus artışına maruz kalması olduğuna inanmaktayım. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak etmeden çocuk sahibi olan yüz binlerce kız çocuğumuz bulunmakta. Yeterince eğitilmeden çocuk sahibi olmaları, hatta çocukluk yaşamını tamamlamadan çocuk sahibi olan binlerce kız çocuğu olduğuna inanırım. Böyle bir ANNE’den doğan çocuklar yeterince kaliteli eğitim alamamaktalar.
Ekranlara yansıyan bir olay da hatırlayın 6 (altı) yaşında bir kız çocuğunun bir Cemaate bağlı (Hiranur vakfı) vakıf kurucusu tarafından istismar edildiğini, nefretle ekranlardan dinledik. Ülkemizde Kadın ve Aileden Sorumlu bir çok Devlet Bakanlarının hizmet verdiğini hatırlamamız gerekir. Bunlardan birini hele hiç unutmamaktayım. Siz de hatırlarsınız:
2016 Mart ayında Ensar Vakfı’na ait Karaman’daki bir yurtta çocuk istismarı olaylarının patlak vermesi sürecinde, zamanın Kadın ve Aileden sorumlu bakanı Sema Ramazanoğlu’nun ekranlara verdiği beyanatta ‘Bir kerre ile bir şey olmaz’ cümlesi, insanın kanını dondurmaktaydı.
Konu edilen bir çocuk değil birçok çocuk olduğunu bu Bakanın idrak etmemiş olmasını toplum anlamıştı. Bakanın da başı sıkma örtülüydü. Böyle insanlar ülkeyi yönetmeye kalktığında, Türk toplumu olarak biz, birçok ahlaki değerimizi yitirmekteyiz.
Kanımca bu yönetim bizi tesadüfen yönetmekte ve biz de tesadüfen yaşamaktayız. Biz böyle bir yönetimi hak ediyor muyuz?
Bence etmiyoruz, ancak ne yazık ki toplumun, AZİZ NESİN’in dediği gibi, ‘Halkın %70’i eğitimsiz, bu nedenle, seçimlerde bir paket pirinç, bir paket kahve ver, adamın oyunu alırsın’ sözünün, doğru bir tespit olduğu muhakkak.
Hani diyorum ya başını sıkı sıkı bezle sararsan herkes seni dindar zanneder ne söylersen inanırlar ne yaparsan kabul görür diye, işte böyle bir durumla karşılaştık geçtiğimiz hafta. Kadın ve Aileden Sorumlu eski bir Bakan, başı sımsıkı bağlı, birileri kendisine fısıldamış ‘Kimse Duymasın Fona Para Yatırın’ diye bilgi vermiş. Kadın hemen söylenen fona para yatırmış. Zaman geçmiş, birkaç ay sonra, bir yatırıp bin seviyesine gelince yine aynı kaynak, ‘Kimse Duymasın Fondan Çıkın, Keyfinize Bakın’ demiş. Aradan fazla geçmeden, birkaç ay sonrası, gariban yüzbinlerce sade vatandaşın yoksulluklarına çare olacağı düşüncesi ile aynı FON’lara yatırılan mütevazı paraların, birileri tarafından milyarlar olarak toplanıp, bir kenara çekinilmesi cesur bir gazeteci tarafından ekranlara aktarıldı. İşte ortalık bundan sonra karıştı.
Aslında yine Kadın ve Aileden Sorumlu eski bir bakanın sözünün, bu eylem içinde geçerli olduğunu düşünmekteyim. ‘BİR DEFA İLE BİR ŞEY OLMAZ’ diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
