SUÇ ŞEYTANIN
Kimi zaman balık hafızalı olur insanoğlu ve birçok önemli konuyu çabucak unutuverir. Her konuyu olmasa da önemli birçok konu aklımızdan silinip gidiverir. Geçtiğimiz günlerde bir resim geçti elime, resim 1988 senesinde çekilmiş, Darphane işçilerinin grev yapmasında grev sözcüsü önlükleri giyen bir gurup delikanlı. Bu insanların resimlerine bakarak kimler olduğunu seçmeye çalıştım. Barbaros Bulvarı üzerinden ayrılan Emirhan Caddesi’ndeki Darphane önünde ‘Bu İşyerinde Grev Var’ yazısı ile işçi hakları için direnen, ancak Darphane çalışanı olmayan insanları görmekteyiz.
Çok kötü bir çözünürlükte olan bu resimde görünen kişiler arasında Bay Recep Erdoğan, Kadir Topbaş Bey, Bay Şevket Yılmaz, İ. Melih Gökçek ve Mehmet Ali Şahin seçebildiklerim. Yanılıyor da olabilirim. Zamanında çalışan insanlar için grev sözcüsü önlüğünü giyenler, bugün işçi ve emeklinin hakları hakkında kelime etmekten çekinmekteler. Bunu hep unuturuz.
Rahmetli annemin bir lafı vardı ‘İffetten çok söz eden kadından şüphe ederim’ derdi. Her daim ‘Adalet’ diyen bir insanın da adaleti konusunda şüphe ederim. İnsanların hafızalarında temiz ve iffetli bir iz bırakmak adına isminin başına ‘AK’ getirsen de seni halk nasıl tanıyorsa onu değiştirmek için türlü yollara başvurmanın nafile bir çaba olduğu muhakkak.
Bir başka aklımda kalan soru, 20 Eylül 2024 senesinde İstanbul Havalimanı’nda eski Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı Eski Bolu Milletvekili Fatih Metin ve özel kalem müdürü Yunus Emre, Dubai’den gelişlerinde, VIP girişini kullanarak yurda girerken, şüphe üzerine, bavulları aranır. Ağır olan bir bavul açıldığında, sıkı durun 60 KİLO altın çıkar bu bavuldan. Bavulun kime ait olduğu araştırılmadan Yunus Emre hakkında hukuki işlem yapılırken, Fatih Metin hakkında hiçbir işlem yapılmaz.
Bir özel kalem müdürünün eti ve budu ne olabileceğini düşünün bir kere. 60 kilo altın alabilecek bir mali gücü olabilir mi, bir özel kalem müdürünün? Yaklaşık, o tarihte 175 milyon lira eden bir değerde bu altına sahip olabilir mi Yunus Emre Bey?
Hele son 25 sene içinde bir kişi var ki, hakkında birçok dosya olmasına rağmen, soruşturma açılamayan, yine bir eski Meclis Başkanının ifadeleri ile ‘Ankara’yı Parsel Parsel Sattı’ konusunun baş aktörü, sadece belediye başkanlığı görevinden alındı. Hiçbir soruşturma da bu sakız çiğneyene açılmadı. Bu kişi de Darphane grevinde fotoğraf karesinin içinde.
Bir de Kavakçı ailesi var imtiyazlı, İBB iştiraki Metro İstanbul A.Ş. yurt dışına Ravza Hanımı göndermiş, doktora yapsın diye. 155,000 dolar burs verilmiş. Daha sonra yurda döndüğünde 25, 26, ve 27’inci dönem milletvekili olarak el kaldırma görevine gelmiş. Ancak bu bursun geri ödemesi yapılmamış.
Bir başka Bakan, kendi bakanlığına özel şirketinde ürettiği dezenfektan ürünlerini aldırtmış. Al gülüm ver gülüm misali, konu hakkında herhangi başka bir işlem işitmediğimi hatırlarım. Nedense bu kadının da şeytana uyduğunu dile getirdiler. Kabahat zaten hep şeytanda.
Alın size bir başka olay, Erzurum Milletvekili Zehra Hanım ve kardeşi SPK eski Başkanı Fuat Taşkesenlioğlu. Toplum onu yolsuzluk iddiaları ile tanımış oldu. Eşi ile ayrılma sürecinde ortaya dökülen servet, dudak uçuklatan cinstendi. Alın size bir başka şeytana uyan Ademoğlu. Hele kadının sözleri insanı çileden çıkarırcasına ‘Ben Allah’ın Zengin Ederek Mal Vererek İmtihan Ettiği Kullarındanım.’ Yani şeytana uyacak mı uymayacak mı?
Aslında su uyur, insan uyur fakat ŞEYTAN uyumaz. İnsanoğlu çiğ süt emmiş olduğundan zaman içinde Şeytana da uyabilir. Borsada manipülasyon olacağını haber alan ve bu kurgulamayı düzenleyen firma ve şahıslar, saraya yakın olduklarına inandığım kaynakların eski bir bakana fonlara yatırım yapmasını öğütlediklerini öğreniyoruz.
Daha sonra fon tavan yaptığında, fondanki hisselerini satmasını öğütlemişler ve tavanda 2 milyar lirayı toplayıp çıkıvermiş sistemden kadın. Kadın ve eşinin ŞEYTANA uyduğunu söylemekte Sarayın Hakimi. Ne yapsaydı yani, fonda kalıp dibe mi vursaydı? Çıkmış paşa paşa fondan, kaldırmış 580 bin sade vatandaşın kaybettiği paraları, cebe indirivermiş. Buhar olan paranın 2.7 trilyon ile 4 trilyon TL olduğunu söylemekteler. Merkez Bankası rezervlerinden 13 milyar doların kayıp olduğu söylenmekte.
Bu değerler ülke ekonomisinin kaldırabileceği bir yük olmasa gerek. İşleme kapatılan fon değerinin 850 milyar TL’den daha fazla olduğu söylenmekte. Kanımca Fatma Betül Hanım’ın, umreye gittiğinde, yerden alıp şeytana çok taş attığını düşünürüm. Şeytanın intikamının Fatma Betül Hanım’a biraz ağır olduğunu görmekteyiz. Tanrının parmağı yok ki yoldan çıktığında ikaz edip, ŞEYTANA uymamasını öğütlesin, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

