FON ve PONZİ METODU KAVRAMLARI (II)
Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz Ponzi metodunun ne olduğunu en yalın şekli ile burada anlatmaya çalışacağım. Ponzi metodu adını 1920'lerde ABD'de insanlara 90 günde yüzde 50 kazanç vaat eden Charles PONZİ'den alır. Bu metot Türkçede saadet zinciri olarak bilinmektedir.
Ponzi metodunu tek cümle özetlersek; “Eski yatırımcılara ödenen "kâr", bir yatırımdan değil yeni gelen yatırımcıların parasından ödenmesi kuralına dayanır. Ortada bir yatırım olmadan sermayesi olan sisteme yeni giren kişilerin paralarının bir bölümünü, sistemde öncesinde yer alan kişilere kâr payı olarak dağıtıldığı müddetçe sistem işlemeye devam eder. Katılımevim, Pusula Portföy Çiftlik Bank olayında olduğu gibi.
Burada fon tanımındaki ayrım belirleyici hâle gelir. Ponzi düzeninde bir sepet, sepetin içinde gerçek varlıklar ya da o varlıkların ürettiği gerçek bir kazanç yoktur. Ortada yalnızca para vardır. Bir kişinin elinde toplanan ve bir cepten alınıp diğerine verilen para. Ülkemizde finansal okur yazarlık oldukça az olduğundan, bundan sonra borsada yatırım yapacak tüm vatandaşların öncelikle akıllarına “Ponzi Metodunun” gelmesi gerekmektedir. Böylece bu metodun varlığında haberdar olan kişiler, konuyu bilmeseler de daha dikkatli olacakları kuşkusuzdur.
Ponzi metodu ile yapılan dolandırıcılığın temelini, gücünü topluma yayılmaya çalışılan algı operasyonundan almaktadır. Rakamlarla anlatmaya çalışırsak, bir kişi "aylık yüzde 10 sabit getiri" vaadiyle 100 kişiden 10.000'er TL toplasın. Elinde 1.000.000 TL vardır.
Birinci ay herkese 1.000 TL "kâr" öder, toplam 100.000 TL. Bu para herhangi bir kazançtan değil, toplanan paranın kendisinden çıkar. Devam eden aylarda ödemeler düzenli olarak geldikçe güven artarak devam eder ve bu sistemin tuzağına düşmüş olan yatırımcılar kazançlarını çevrelerine anlattıkça söylenti topluma yayılır ve dolandırıcıların kasasına yeni para girişleri artarak devam eder.
Yatırımcılar kazançlarını çekmeyip "içeride kalsın" dediğinde, aylık yüzde 10 bileşik vaat, 24 ayda borcu yaklaşık 10 katına çıkarır. Bir milyon TL toplayan kişi iki yıl sonra kâğıt üzerinde yaklaşık 9,85 milyon TL borçludur. Elinde ise gerçekte yalnızca toplanan para vardır, çoğu zaman o da harcanmıştır.
Bu açığı kapatmanın tek yolu, her ay daha fazla yeni yatırımcı bulmaktır. Yeni katılım yavaşladığı ya da birkaç kişi aynı anda parasını istediği anda sistem çöker. En son girenler genellikle her şeyini kaybeder. Dünyadaki en bilinen örnek 2008'de çöken Bernard Madoff düzenidir.
Farkı bir cümleyle anlatmak gerekirse, meşru fonda paranız bir sepetin payına dönüşür ve değeri sepetteki gerçek varlıklara bağlıdır. Ponzi'de paranız kimsenin sepetine girmez, bir sonraki kişinin "kârı" olarak başkasının cebine gider. Ortada kısa sürede yüksek kâr vaadi varsa fare kapanına konulmuş olan peynir aklınıza gelmesinde önlem almanız, daha sıkı bir araştırma yapmanızda oldukça tetikleyici olacaktır (yol yakın, ödül büyük).
|
|
Meşru fon |
Ponzi |
|
Elinizde ne var? |
Varlıklardan oluşan bir sepetin payı |
Organizatörün sözü |
|
Getiri nereden gelir? |
Sepetteki varlıkların performansından |
Yeni yatırımcıların parasından |
|
Getiri vaadi |
Garanti yok, değer iner çıkar |
Yüksek ve "sabit" kazanç vaadi |
|
Varlıklar nerede? |
Bağımsız saklayıcıda |
Organizatörün elinde |
Tüm bunlarında yanında, hatta en başında vatandaşımızın finansal okur yazarlılığının artması için çalışmaların yanında SPK gibi kurumların piyasayı çok daha sıkı denetlemesi gerektiğinin de altını çizmek gerekir.
