PERDE KALKARKEN...

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Öteki Yönetim Günlüğü kalıcı başlık
Bu günlükteki birikim, iki veya daha çok sayıda kişinin parasını, emeğini, aklını, girişim gücünü, yaratıcılığını bir araya getirerek bir mal ve hizmet – fayda ve tatmin - üretmek üzere oluşturduğu türlü organizasyonun çok konuşulmayan, çok yazılmayan, biraz da karanlık veya gri tonların hakim olduğu öteki yüzünü anlatıyor.

Anlatıyor, hem de işini yoluna koyan işi ters giden, sıkılan sevinen, genç yaşlı, uzun boylu, kısa boylu, erkek dişi, esmer sarışın, yerli yabancı, akıllı uslu delişmen tüm patron, yönetici, çalışan, danışman, bürokrat, lider, aile reisi, işe yeni giren, iş değiştiren, velhasıl öyle veya böyle aile, dernek, resmi veya özel bir kuruluşta işi olan, bunlara öyle veya böyle bulaşan, çalışan, içinden, üstünden, yanından geçen, ıssız bir adada tek başına yaşamayı beceren ender kişiler dışındaki, herkes için anlatıyor.

Tüm organizasyonların içinde birbirine zıt hareket eden iki güç bulunur. Birinci güç, itici ve destek verici etkenlerden oluşur ki bunlar kuruluşu hedefine ulaştırmak, yaşatmak, büyütmek, ileriye götürmek, yerleştirmek, yüceltmek, markalaştırmak için çabalar. Yirminci yüzyılının başından beri özellikle son 50 yılda olağanüstü hareketlilik gösteren yönetim ve organizasyon yazını bu yönde ne yapılması gerektiğini gösteren yeni yönetim argosu ile taçlandırılmış bir sürü reçete ile tıka basa doludur –

Açık Kitap Yönetimi, 360 Derece Performans Değerlendirmesi, Amaçlara Göre Yönetim, Arama Konferansı, Balanced Scorecard, Beyin Fırtınası, Bilgi Yönetimi, Bir Dakika Yöneticiliği, Çekirdek Başarı Faktörleri, Çeşitlilik Yönetimi, Dolaşarak Yönetim, Empatik Dinleme, En Uygun İrilik, Gelecek Şoku, İnsan Kaynakları Muhasebesi, İstisnalara Göre Yönetim, İş Süreçlerinin Yeniden Yapılandırması, Just In Time, Kaizen, Kalite Çemberleri, Katılımcılık, Kendini Yöneten Takımlar, Kıyaslama (Benchmarking), Kuruluş İçi Girişimcilik, Kurum Kültürü, Liderlik, Managerial Grid, Matris Yönetim, Megatrends, Mükemmelleşme, Motivasyon, Müşteri İlişkileri, Müşteri Odaklılık Yönetimi, Öğrenen Organizasyonlar, Pazar Stratejisi, Reengineering, Rekabet Analizi, Senaryo Planlaması, Sıfır Tabanlı Bütçeleme, Sınırsızlık, Sonuçlara Göre Yönetim, Stratejik İş Birimi, SWOT, Takım Oyunu, Teori X ve Teori Y, Teori Z, Toplam Kalite Yönetimi, Yatay Düşünme, Yeniden Yapılanma, …”

Eğer bu reçetelerdeki değişik ilaçlar kuruluşlara iyi gelseydi bunları sıkı sıkıya uygulayanlar güllük gülistanlık bir ortamda huzur içinde uzunca bir süre yaşardı. Ama gerçekler bilgelerin ellerinde çanta, göçebe çadır tiyatrosu misali kapı kapı dolaşarak tezgâhladığı sihirli iyi edici ilaçlarla tedavi olacak gibi görünmüyor. Gül bahçesinin dikensizi henüz keşfedilmedi.

Kuruluşlarda olumlu yapıcı güçlerin karşısında karşı bir güç karşı etkenler, köstekler bulunur. Bu aykırılıklar, terslikler, becerisizlikler yıkıcı etki yapıp, o ideal, ütopik, sözde özene bezene tasarlanan kuruluş kurgusunu tahrip eder, altını oyar, verimliliğini düşürür, kaynak israfına yol açar, savaş alanı haline dönüştürür, hatta temeline dinamit koyup havaya uçurur. Yapılan birçok yüzeysel analiz destek unsurları övmek, göklere çıkarmak ve köstek unsurları kötü, tü kaka, yok edilecekler olarak yerin dibine batırmaktan öteye gitmiyor. Ama öyle etkenler var ki yerine göre köstek yerine göre destek olabiliyor. Bazen de iki arada bir derede konuşlanıp, tam yeri kestirilemiyor.

Kim zaman bir güçlü yan – avantaj, zayıf yana - dezavantaja dönüşebiliyor, kim zaman da tam tersi gerçekleşebiliyor. Örneğin nakit yaratma becerisi yüksek olan halka açık nakit zengini bir kuruluş, nakit yamyamı kuruluşlarca acımasızca emilmek üzere, satın alma yoluyla ele geçirilebiliyor; mühendislerin uzun yıllar hesap yapmak için kullandığı sürgülü hesap cetveli (slide rule) mükemmelleştiren yapımcı, elektronik hesap makinelerinin piyasaya çıkması ile beraber yok olabiliyor.

İnsanlar bir tuhaf – bir yandan TV, sinema, gazete, dergide vurdu kırdılı, kanın gövdeyi götürdüğü her habere, resme, filme, diziye, makaleye, şiddete, harbe karşı çıkarken, bir takım toplumsal değerlerin sanal katliamı olan, sanal kanlı ve bol canlı realite show programları oynatılınca sesini kesip ekrana yapışıp kalıyor; bir yandan iyimser haber, gerçek dışı vaatlere hemen kanıyor, içi ısınıyor öbür yandan gerçek bilgiye dayalı haberlere kızıyor, dirsek çeviriyor, kötümser buluyor hatta kınıyor. Kısaca kafasını kuma gömüp, bırakın gerçeklerle boğuşmayı, gerçeklerle karşılaşmaktan bile korktuğu için köşe bucak gerçeklerden kaçıyor, ya da düpedüz gözünüzün içine bakarak yalan söylüyor. Yetişme kültürü adı altında yıllarca sürdürülen binlerce sortili ağır bombardımanın bu davranışın şekillenmesine büyük katkısı olmuştur kanısındayım.

PERDE KALKARKEN...