Karanlığı gömmek

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Binlerce yıl önce, ilk insanlar daha ışığı ve ateşi icat etmedikleri dönemde karanlıktan kurtulmak istemişler. Çünkü karanlık onların en büyük düşmanıymış. Karanlıkta vahşi hayvanlardan zarar gördükleri gibi hiçbir işlerini de yapamıyorlarmış. Karanlıktan kurtulmak için değişik yollar denemeye başlamışlar.

Birisi “İlahiler söyleyelim, belki karanlık kaybolur” demiş. İlahiler söylemişler, ama bir işe yaramamış.

 

Bir bakası “Dua edelim” demiş. Günlerce dua etmişler, ama sonuç gene hüsranmış.

Kabilenin zeki gençlerinden birisi “Karanlığı sepetlere koyalım ve onları toprağa gömelim. Zamanla karanlık azalır ve kaybolur” deyince herkes gece sepetleri toprağa gömmeye başlamış.

 

Bu olay artık sıradanlaşmış. Bu kabiledeki her fert uyumadan önce toprağa bir sepet gömüyormuş. Bu kabilenin cesur bir savaşçısı bir gün ava çıkmış. Uzak diyarlara gitmiş. Orada güzel bir kız görmüş ve ona aşık olmuş. Kızla evlenmek istemiş. Kız da savaşçının teklifini kabul etmiş. İkisi beraber cesur savaşçının yurduna gelmişler. Evlilik merasimi yapılmış. Akşam olunca yeni gelen kızdan toprağa bir sepet gömmesini istemişler. Kız bunun sebebini sorunca da “Karanlığı sepetlere doldurup gömüyoruz. Bir süre sonra karanlığın biteceğini umut ediyoruz” demişler.

Bu açıklama karşısında kız kahkahalarla gülmüş.  Kız bir parça pamuk almış. Onu eliyle ovalayarak fitil haline getirmiş. Sonra toprak bir kabın içine yağ dökmüş. Fitili yağın içine koymuş. Eline aldığı iki taşı birbirine vurarak kıvılcım çıkarmış. Pamuk fitil anında tutuşmuş ve yanmaya başlamış. Ortam anında aydınlanmış. İnsanlar şaşkınlıkla kızı seyrediyorlarmış.

 

İşte o günden sonra insanlar karanlığı gömmekten vazgeçmişler ve ateş ile evlerini aydınlatmaya başlamışlar.

Hayat söz konusu olunca hala bir çoğumuz içimizi nasıl aydınlatacağımızı bilmiyoruz. Dışarıyı aydınlatmak kolaydır. Zor olan şey insanın kendi içinde bir lamba yakmasıdır.

 

Ama içimizdeki karanlıkla kavga etmek her zaman cazip gelir bize. Kendimizi yer bitiririz. En büyük karanlığımız cehaletimizdir. En büyük karanlığımız sabit inançlarımızdır.

En büyük karanlığımız alışkanlıklarımızdır. İçimizi aydınlatacak en önemli lambamız ise farkındalığımızdır. Farkında olan kişi anı yaşar, düne takılmaz, yarını önemsemez.

 

Hayatı farkındalıkla yaşadığımızda aydınlanma yavaş yavaş gerçekleşir. Kendimizi aydınlatma yolunda atacağımız ikinci adımımız ise okumaktır. Sadece okumak… Aylarca, yıllarca okumak… Öğrenmek… Kendi içsel lambamızı yaktığımızda dünyanın bütün güzellikleri bizi bulur. Yeter ki o lambayı yakma gayretini gösterelim.

 

Karanlığı gömmek