SİGORTA ETTİRENİN RİZİKO SONRASI BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

YAYINLAMA: 10 Nisan 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 09 Nisan 2026 / 17.24

Sigorta yaptırmış olduğunuz araçla kaza yaptınız veya hayat sigortası yaptırmış olan bir yakınınız Allah etmesin vefat etti. Bu gibi durumlarda sigortaya yönelik ilk olarak neler yapmanız gerekir?  

Sigorta ettiren açısından, sigorta sözleşmesinin belki de en önemli unsuru, zararın oluşması veya sigorta olayının meydana gelmesi durumunda alacağı sigorta tazminatı veya sigorta bedelidir. Genel olarak riziko şeklinde anılan “zarar veya sigorta olayı”, tüm sigorta sözleşmelerinde temel unsur olup gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde, zarar veya ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır

Riziko sonucunda sigorta ettirenin, sigorta tazminatına veya sigorta bedeline hak kazanabilmesi için öncelikle sigortacıya, rizikonun gerçekleştiğini beyan etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, sigortacıyı bir nevi temerrüde düşürmesi gerekmektedir. Böylece rizikonun meydana geldiğini öğrenip temerrüde düşen sigortacı artık bu noktadan sonra şartları mevcutsa sigorta tazminatını veya bedelini ödeme borcunu ifa etmesi gerekir.

Bu bağlamda kanun koyucu, sigorta ettirene, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin beyanı, “gecikmeksizin” yapması yönünde, TTK m. 1446/1’de bir yükümlülük getirmiştir. Bu beyan yükümlülüğü ile kanun koyucu sigortacıya, rizikonun gerçekleşmesi sonrası oluşan hasarı tespit edebilmesi, gerektiğinde zararın azaltılması veya artmaması için gerekli olan tedbirleri alabilmesini sağlamak istemiştir. Kanun maddesi, “Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.” şeklindedir.

Daha önceki kanunî düzenlemede bildirim için beş günlük bir süre tanımlanmışken yeni düzenlemede bu süre “gecikmeksizin” şeklinde değiştirilmiştir. Kanun metnindeki “gecikmeksizin” ifadesi ve madde gerekçesindeki “hemen bildirme” ifadelerinden anlaşılması gereken “mümkün olan en kısa zaman” dilimindir.

Maddenin ikinci fıkrası ise bildirimin yapılmamış veya geç yapılmış olması hâlinde ödenecek tazminatta veya bedelde bir artış oluşmuşsa, kusurun ağırlık derecesine göre sigortacı, sigorta tazminatından veya bedelinden indirime gidebileceği düzenlenmiştir.

Rizikonun gerçekleşmesi sonrasında beyan yükümlülüğünün sigorta ettiren tarafından ne şekilde gerçekleştirileceği, bildirimin kapsamı yönünde konuyu düzenleyen TTK m. 1446’da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanaatimizce bunun sebebi, kanun koyucunun birtakım şekli kısıtlamalarla, kısıtlı sürelerle sigorta ettireni zora sokmamaktır. Böylece sigorta ettiren belirli bir süre şartı olmaksızın, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği zaman gecikmeksizin, sadece rizikonun gerçekleştiğini sigorta ettirene bildirmekle yükümlüdür. Bunu yaparken, sigorta sözleşmesinde özel bir bildirim biçimi kararlaştırılmamışsa, sözlü bildirim başta olmak üzere her türlü şekilde bu bildirimi yapabilir.

Görüldüğü üzere kanunda, sigorta ettirenin yapacağı bildirimin şekli konusunda bilinçli olarak bir kısıtlamaya gidilmemiş, rizikonun gerçekleştiğini öğrenen sigorta ettirene, ispata ilişkin sorunlar bir yana, yapması gereken beyanı dilediği şekilde yapma imkânı tanınmıştır.

Beyan yükümlülüğü, öğrenmeden itibaren başlayan bir yükümlülüktür. Bunun yanında sigorta ettirenin rizikoyu öğrenmemesi durumunda ise beyan yükümlülüğünün doğmayacağı açıktır. Ancak rizikoyu öğrenebilecek durumda olmasına rağmen öğrenmemesi hâlinde sigorta ettirenin kötüniyetli olup olmamasına göre karar verilmesi gerekir.

Kaynakça: GENCER, Hakan, Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülükleri ve İhlâline Bağlanan Hukukî Sonuçları, Ankara 2024 (Seçkin Yayıncılık)

SİGORTA ETTİRENİN RİZİKO SONRASI BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *