FAİLİ MEÇHUL
Ne kadar irrite edici iki kelime ‘Faili Meçhul’. Yani gaipten gelip cinayet işleyerek sırra kadem basıp gitmiş katillerin bıraktıkları maktul ve hangi amaçla işledikleri bilinmeyen cinayetlerden bahsetmek istiyorum. Seneler önce Ankara’da çok değerli bir Cumhuriyet Savcı Yardımcısı vardı, Doğan Öz. 1970’li senelerde devlet içerisinde yasadışı yapılanmaları ve Kontra Gerilla faaliyetlerini araştıran bir insandı.
Kocatepe Camii yapılmadan evvel rahmetli ÖZ, Kızılırmak Sokağa bağlanan Bayındır Sokağın üstünde bir evde otururdu. Anadol marka aracını da Kızılırmak Sokağın üzerine park ederdi. Suikast ile öldürülmesinden kısa bir süre önce zamanın Başbakanı Bülent Ecevit’e hazırladığı önemli bir raporu sunmuştu.
Raporda, ülkedeki şiddet ve anarşi olaylarının sıradan adi adli suçlar veya anarşik eylemler olarak görülmemesi gerektiğini vurgulamıştı. Olayların temel amacının halkın demokrasiye olan inancını ve umudunu kırarak yerine baskıcı ve faşist bir düzen getirmek olduğunu belirtmişti.
Bu kaos ortamının arkasında ABD ve çok uluslu odakların yönlendirdiği gizli bir mekanizmanın bulunduğuna dikkat çekmişti. Dikkat edilirse bugünleri ta 1978’lerde gördüğünü ifade etmekte idi rahmetli Doğan Öz.
Konu hakkında kısa sohbet ettiğim eşi Sezen Hanım’ın da eşi DOĞAN ile aynı düşünceleri paylaştığını dinlemiştim.
Bu raporun derin devlet diye adlandırılan konuların detaylarını içerdiği söylenmişti. 24 Mart 1978 günü sabahı evinden çıkıp ‘OYA YUVA’ adlı çocuk yuvasının önüne park ettiği arabasına bindiği sırada, bir kişinin silahlı saldırısı ile hayattan koptu. Cinayeti işleyenin elini kolunu sallayarak Mithat Paşa Caddesi’nden aşağıya gittiğini, olaya şahit OYA Yuva’daki yöneticiler söylemişti.
Daha sonraları şüpheli caninin, ÜLKÜCÜ kökenli İbrahim Çiftçi olduğu saptandı, bilahare yakalandı ve suçunu itiraf etti. Askeri Mahkemece idama mahkum edildi. 12 Eylül Darbesi sonrası, Askeri Yargıtay tarafından karar bozuldu, 12 Eylül dönemi içerisinde, 1985’te beraat ettirilerek serbest bırakıldı.
Mahkeme başkanının kararın altına koyduğu not ilginçtir: ‘Öldürdüğü Sabit, ancak Yargıtay kararı nedeniyle beraat’ şerhi düşüldüğünü bilmekteyiz. Bu şerhin arkasındaki anlamı iyi okumak gerekir.
İşte garip olan olaylar bundan sonra gelişmekte.1997 yılında MHP kurultayında Genel Başkan adayı oluyor, İbrahim Çiftçi, ancak seçilememiş. Fakat Merkez Yönetim Kuruluna girmeyi başarmış biri olarak biliyoruz kendisini. Hatta 2023 Genel Seçimlerinde MHP listelerinden Ankara Milletvekili adayı olma cesaretini göstermiş bir kişi. Böyle bir insanı yaptığı eylemden dolayı bir siyasi kurumun desteklemesini nasıl değerlendirirsiniz? Bu konuda benim değerlerim yetersiz kalmakta.
Yakın tanıma fırsatı bulduğum bazı isimleri hatırlarım, çeşitli tarihlerde faili meçhul cinayete kurban gittiğine şahit olduk. Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Gaffar Okan, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Necip Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu.
Öyle garip bir ülkede yaşamaktayız ki anlatamam. 11 Eylül 2017’de Kayseri Melikgazi ilçesinde 34 yaşında bir vatandaşımız aracında vurularak öldürülüyor. Mustafa Demirkol. Yasadışı bir hesaplaşma konusunda Mustafa T. hedefleniyor, ancak Mustafa D’yi tabanca ile öldürüyorlar. Failler daha sonra yakalandıklarında ‘Yanlış Adamı Öldürdük’ diye itiraf da ediyorlar.
Diyorum ya garip bir ülkede yaşamaktayız. Hatta tesadüfen yaşamaktayız. İsim benzerliğinden de bir suikaste kurban gitmemizin de ihtimaller içinde olduğunu düşünmekte yarar olsa gerek.
Bu haftalarda eski faili meçhul cinayet defterleri açılmakta. Gizli kalmış bazı dosyalar tekrar incelenmekte. Hatta mezarlar bile açılıp ölüm nedenleri araştırılıp, dosyada müphem kalan sorulara cevap aramakta.
Yine bir başka olay var, kimse söz etmemekte. 30 Aralık 2022 tarihinde Ülkü Ocakları eski Başkanı SİNAN ATEŞ, akrabası Selman Bozkurt ile Ankara Çankaya Kızılırmak Mahallesi 1456 Sokakta bir aracın arkasına saklanan katiller tarafından Savcı Yardımcısı Öz gibi öldürüldü.
Tetiği çekenle çektirenlerin bağlantısının bugüne kadar gün yüzüne çıkmadığını görmekteyiz.
Dedim ya bu ülkede tesadüfen yaşamaktayız, hangi kurşunun nereden geleceğinin belli olmadığı bir ülkenin, acil Hukuk ve Adalet düzeni ve bilhassa Yasama-Yürütme ve Yargı üçgeninin siyasetin dışında tutulmasına ihtiyacı olduğuna inancımı yenilerim diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

