ANASAYFA arrow right 40 Yıl Önce

Bir işçi: “Keyfimizden gitmiyoruz herhalde”

Bir işçi: “Keyfimizden gitmiyoruz herhalde”
YAYINLAMA: 08 Ocak 2026 / 10.35
GÜNCELLEME: 08 Ocak 2026 / 10.35

İşçi pazarı (3)

Mercimek yolmacıları bin 600 lira karşılığında 10 saat çalışıyor

Sabahın erken saatlerinde kahvehaneye toplanıp iş bekleyen işsiz kişilerin bir kısmı ile konuştuktan sonra şimdi de mercimek işçileri ile konuşuyoruz. İşsizlerle konuştuk, dedik. Onların sorunlarını tam olarak dile getirdiğimizi iddia edemeyiz, mutlaka daha yığınla sorunları vardır.

Parasızlıktan çocuğunu okutamayanlar. Sabahın 5'inde 6'sında simit ve tatlı satması için sekiz on yaşındaki çocuklarını kaldıranlar Kendisi getiremezse çocuğunun kazandığı üç - beş kuruşa göz dikenler. Daha nice niceleri...

Saat: 04,50... Gece yağmur yağmış, daha sonra ayaza kesmişti. Baharın soğuk rüzgarı sabahın erken saatlerinde insanın suratına kamçı gibi değiyor.

Yolun kenarına dizilmiş otobüs, kamyon, minibüs ve traktörlerin etrafında insanlar dığıl dığıl dönüyor. Kimisi otobüsün içinde kalın kabanına sarılmış yatıyor. Soğuğun tesiri ile orta yaşlı üç kadın duvarın dibine büzülmüş, rüzgardan korunmaya çalışıyorlar. Traktörün römorkuna oturmuş birkaç genç kız, sohbete dalmış konuşuyorlar.

Hâlâ akın akın kadınlı erkekli üçer beşer insan gurupları geliyor. Binecekleri aracın yanında toplanmış olan guruba, katılıyorlar. Guruplar gittikçe büyüyor.

Saat: 05.10... Kaldırımda duran ellerini cebine sokmuş olan bir gence yaklaşıyorum. Ve soruyorum “Sabahın köründe ne diye toplanıyorsunuz?” cevap olarak “Köylere mercimek yolmaya gidiyoruz” diyor.

Bu sefer günlük ücretlerini soruyorum. “Bin altı yüz lira” Bundan sonra da nohut yolması baslar ona gideriz, dediler.

Saat: 05.30... Ortalık aydınlanmaya başladı..

Herkes götürüleceği araca biniyor. Otobüs ve minibüse binecekler şanslı, hiç olmazsa soğuk rüzgardan korunmuş olacaklar. Ya traktör ve kamyonla gidecekler Onlar ne yapacaklar? Kamyona binmeye hazırlanan birine yanaşıyorum. Elli-Elli beş yaşlarında gösteriyor. Kendimi tanıttıktan sonra soruyorum. “Kamyonda giderken üşümüyor musunuz? Zaten hava soğuk?” Sakallı yüzü ile anlamlı anlamlı yüzüme baktı. Sonra cılız bir sesle cevap verdi, birazda sitem edercesine “Keyfimizden gitmiyoruz herhalde? Çoluğun çocuğun ekmeği bu soğuğu yememize bağlı. Ben gitmesem akşam kim çocukları doyuracak?”

Çocukların sayısına, soruyorum “beş” diyor. Kapağın zincirinden tutup yukarı çıkarken yaşını soruyorum. Karusere çıktıktan sonra geri dönerek “kırk iki” diyor.

Soğuktan korunmak için birbirlerine iyice sokuluyorlar.

Devamı yarın

 

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *