Forum Enstitüsü'nden çarpıcı emeklilik araştırması: Çalışanların yüzde 89,4'ü geçim zorluğundan çalışıyor; yüzde 66'sı borçlu, yüzde 74’ü gelecek endişesi yaşıyor
Forum Enstitüsü'nün Mayıs 2026'da yayımladığı emeklilerle ilgili araştırma çarpıcı verileri ortaya koydu. Araştırmaya göre; emeklilerin yüzde 89,4'ü geçim zorunluluğunun emeklilik sonrası çalışmaya devam etmenin temel nedeni olduğunu söyledi. Yüzde 66'sı borçlu olduğunu belirtti. Emeklilerin yüzde 76'sı sosyal etkinliklere maddi yetersizlikten katılamıyor.
Forum Enstitüsü'nün Mayıs 2026'da yayımladığı "Türkiye'de Emekli Yoksulluğu" araştırması, emekliliğin Türkiye'de artık çalışmadan sürdürülebilen bir dönem olmaktan çıktığını ortaya koydu. Araştırma, Forum Toplum Araştırmaları Enstitüsü koordinatörlüğünde Verita Analitik tarafından yürütüldü. Nicel saha çalışmasında 12 bölgeyi kapsayan 400 anket yapıldı; nitel araştırma kapsamında 40 emekliyle derinlemesine görüşme yapıldı.
Yüzde 88,8'i "çalışmadan temel ihtiyaçlarımı karşılayamam" dedi
Araştırmaya göre; katılımcıların yüzde 88,8'i "çalışmadan temel ihtiyaçlarımı karşılayamam" dedi. Katılımcıların yüzde 28'i haftada 46 ile 60 saat arasında, yüzde 40'ı ise ayın neredeyse tamamı boyunca (26-30 gün) çalışıyor. Emeklilik sonrası çalışanların yüzde 56,6'sı tam zamanlı olarak çalışırken yalnızca yüzde 38'inin sosyal güvencesi bulunuyor. Geriye kalan yüzde 62 ise sigortasız, kayıt dışı koşullarda çalışmak zorunda kalıyor.
Yedi sene önce emekli maaşımla iki tane cumhuriyet altını alıyordum
Araştırma koordinatörü Doç. Dr. Derya Kömürcü'nün değerlendirmesine göre bu tablo, emekliliğin kurumsal güvence sağlama işlevini yitirdiğinin somut göstergesi: "Emekli olmak artık çalışmaktan çıkmak anlamına gelmiyor. Çoğu durumda daha düşük gelirle, daha güvencesiz koşullarda ve daha ileri yaşlarda çalışmaya devam etme zorunluluğunu ifade ediyor." Araştırmaya göre; katılımcıların ortalama emekli aylığı yaklaşık 25 bin 600 TL, ortalama hane geliri ise yaklaşık 55 bin oldu. Emekli aylığı hane gelirinin yalnızca yarısını karşılar hale gelirken, aylıkların önemli bir bölümü 19 bin 500-21 bin 999 TL bandında yoğunlaştı. Emekli aylığı dışında kira, faiz ya da ikinci bir gelir kaynağına sahip olanların oranı ise yalnızca yüzde 27,3. Büyük çoğunluk, geçimini tek gelir kaynağından sağlamak durumunda. Görüşülen bir emekli duruma yönelik olarak, "Yedi sene önce emekli maaşımla iki tane cumhuriyet altını alıyordum. Şimdi bir tane bile almıyor. Cebimdeki iki tane cumhuriyet altından biri herhangi birinin eli cebime girmeden kayboldu. Çalındı da diyebilirsin, buharlaştı da diyebilirsin" dedi.
Emeklilerin yüzde 66'sı borçlu
Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri de emeklilerin borçluluk durumu. Katılımcıların yüzde 66'sının aktif borcu bulunuyor. Borcu olanlar arasında kredi kartı borcu yüzde 98,6 gibi son derece yüksek bir orana ulaşmış durumda. Kadın emeklilerin borçluluk oranı (yüzde 74,2) erkeklere (yüzde 63,8) kıyasla belirgin biçimde yüksek durumda. Görüşülen bir emekli, "Her ay kart borcunu ödemem gerekiyor. Onu ödüyorsun sonra yine borç oluyor. Yine onu ödüyorsun, bu döngü böyle gidiyor. Zaten borcun çoğu da kartlarla ilgili" diye konuştu. Araştırmaya göre; borç, emekliler için lüks harcamanın değil, zorunlu giderleri karşılamanın bir yolu haline geldi.
Emekliler acil durumda nakit ihtiyacını karşılayamayacak durumda
Emeklilerin finansal kırılganlığının en çarpıcı göstergelerinden biri acil nakit erişimi verileri. Katılımcıların yüzde 47'si, acil bir durumda bir ay içinde 20 bin TL bulamayacağını belirtti. Kararsız kalanlarla birlikte bu oran yüzde 56'ya çıktı. Beklenmedik masrafları karşılayabileceğini söyleyenler yalnızca yüzde 42,6. Kadınlarda bu oran yüzde 33,3'e gerilirken, dul ve bekar emeklilerde yüzde 25 ile en düşük düzeye iniyor.
Verilere göre, emeklilerin yarısından fazlası, beklenmedik bir sağlık sorunu ya da acil ihtiyaç karşısında hızla savunmasız hale geliyor.
Emeklilerin sadece yüzde 36'sı sağlığına "iyi durumda" diyor
Emeklilerin yalnızca yüzde 36,5'i kendi sağlığını "iyi" ya da "çok iyi" olarak değerlendiriyor. Yüzde 18,5'i ise sağlık durumunu "kötü" ya da "çok kötü" olarak tanımlıyor. Sağlık hizmetine erişimde zorluk yaşadığını belirtenlerin oranı yüzde 56. Aylık sağlık harcamasının 3 bin TL ve üzerinde olduğunu belirten emekli oranı yüzde 21.
Yüzde 76'sı sosyal etkinliklere katılamıyor
Araştırma, emekli yoksulluğunun yalnızca maddi değil, sosyal bir boyutu da olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 76'sı maddi yetersizlik nedeniyle sinema, misafirlik ya da çay bahçesi gibi sosyal etkinliklere katılamadığını söylüyor. Kadınlarda bu oran yüzde 84,9'a yükseliyor.
Emekli yoksulluğunun barınma boyutu da kritik veriler sunuyor. Katılımcıların yüzde 30,5'i kiracı. Kadın emeklilerde kiracılık oranı yüzde 42 iken erkeklerde bu oran yüzde 27'de kalıyor. Boşanmış ya da bekar emeklilerde kiracılık oranı yüzde 55'in üzerine çıkıyor. Kış aylarında ısınma giderlerini karşılamakta zorlanan ya da çok zorlananların oranı yüzde 76,2.
Emeklilerin yüzde 74'ü gelecek konusunda kaygılı
Katılımcıların yüzde 47,3'ü "genel olarak hayatımdan memnunum" ifadesine katılmıyor. 65 yaş ve üzerindekilerde bu memnuniyetsizlik oranı yüzde 51,2'ye yükseliyor. Öte yandan katılımcıların yüzde 74'ü gelecek konusunda kaygılı olduğunu belirtti; bunların yüzde 56'sı bu kaygıyı en güçlü düzeyde yaşadıklarını ifade etti.
Araştırmanın en önemli bulgularından biri de emeklilik konusunda devletin gereken güvenceyi verip vermediğine yönelik soruda ortaya çıktı. "Devlet emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamaktadır" ifadesine katılmayanların oranı yüzde 78 olurken, devletin yaşam güvencesini sağladığını düşünenlerin oranı yalnızca yüzde 14 oldu.
Konuyla ilgili bir emekli, "Emeklilik hakkı anayasal bir haktır. Maaşımdan kesip alıyorsan, 25 yılı bitirip emekli olduğumda insanca yaşayacağım ücreti bana vermek zorundasın. Bu ülkenin kaynakları buna elverişli. Sadece bir paylaşım sorunu, verilen sözü yerine getirmeme sorunu" ifadelerini kullandı.
"Marjinal değil yapısal ve toplumsal bir mesele"
Araştırma, yaşlı nüfus boyutunun giderek büyüyeceğine dikkat çekti. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 65 yaş ve üzeri nüfus 9 milyon 583 bine ulaştı; bu rakam son beş yılda yüzde 20,5 arttı. Resmi projeksiyonlara göre ,yaşlı nüfus oranı 2030'da yüzde 13,5'e, 2040'ta ise yüzde 17,9'a yükselecek.
Araştırmanın sonuç bölümünde, emekli yoksulluğunun marjinal bir sorun değil, Türkiye'nin demografik dönüşümüyle birlikte kapsamı genişleyen yapısal bir toplumsal mesele olduğu vurgulandı. Politika önerileri arasında asgari emekli aylığının güçlendirilmesi, emekliler için sosyal konut programları, evde bakım hizmetleri ve kamusal sosyal alanların genişletilmesi yer aldı.t24
