Rasim Tuzcu (Talas-Tarsus Amerikan Koleji’nden sınıf arkadaşı, kuzeni/ Mülkiye mezunu, Sabancı Holding’de yöneticilik yaptı): Kayseri’ye Aykut’la birlikte gidip gelirdik. Toros Ekspresi’ne binerdik. Tren gece saat 01.00-03.00 arasında aktarma istasyonu olan Boğazköprü’ye varırdı. Uyuyup aktarma istasyonunu kaçırma korkusu ile kondoktöre rüşvet verirdik. Ama yine de adam uyuyakalabilir diye biz de uyumazdık. Bir keresinde Aykut, Veysi ve ben trenden inince Talas’taki okula gitmek için bir fayton kiraladık. Ama muazzam bir fırtına vardı. Atlar yokuşu çıkamadı. Aşağıya inip, o soğukta faytonu iterek çıkarmaya çalıştık. Ama o kadar soğuktu ve biz o kadar üşüdük ki, üçümüz de bir hafta revirde yattık.
Başımızın belası yemek dolapları vardı. Antep’ten giderken fıstık, sucuk ne varsa götürüp, dolaplara koyardık. Ama büyük abiler hep bu dolaplara musallat olurdu. Elimizden anahtarı alıp, dolaplarımızdaki yiyecekleri alırlardı, vermeyeni de döverlerdi.
Aykut, hazırlık sınıfında sınıfta kaldı. Asıl kariyerini o sırada yaptı. Çünkü okula alıştı, yeni adamlar tanıdı. Hiçbirimiz onun tanıdığı kadar adam tanımazdık. Aykut’un network’u benimkinin üç misliydi. Çok adam tanıdığı için, pastırmalı ekmeği daha çok ansana satabiliyordu.
