Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Gaziantep-Kilis Tabip Odası tarafından düzenlenen “Hukuk Bilinci ve Hukukun Üstünlüğü Paneli’nde” konuştu
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, “Bir Amerikalı öğrenci, ortaöğretimini bitirinceye kadar 71 bin sözcük ile karşılaşırken, Suudi Arabistan’da bir öğrenci 12 bin 700 sözcükle karşılaşıyor. Ancak Türkiye’de bir öğrenci ortaöğrenimini bitirinceye kadar 5 bin 700 sözcükle karşılaşıyor. Sözcük deyip geçmeyin. Çünkü dağarcığınızda ne kadar sözcük varsa, evreni o kadar algılarsınız. Evren, sözcük sayısı ile sınırlıdır. Dil devriminin sürdürülmesi şarttır. İnsan, en iyi anadilinde düşünür” dedi.
Devlet, inanç alanı ile ilgili
bütçesinden para ayırmaz
“Atatürk, akılcı, bilimsel düşünen ve tek yol gösterici bilim olan bir toplum istiyordu” diyen Selçuk, “İnsanımız bilimsel ve akılcı düşünsün, doğruya ulaşsın. Acaba şimdi böyle bir toplum muyuz? hiç sanmıyorum. Atatürk’ün ideal dediği toplum budur ve Atatürk’ün ideal dediği toplum demokrasidir. Atatürk, ‘Öyle bir rejim istiyorum ki padişahlığı savunanlar bile bir parti kurabilsinler’ diyor. Çocuğu gibi büyüttüğü Cumhuriyetin karşısında olanlara bile imkan tanıyan bir rejim. Bugün ki demokrasinin anlamı budur. Çoğu Atatürkçülüğü iyi anlayamadığından şapka gibi devrimlere takıldı ve bazı insanlara iktidarı altın tepside sundular” diye konuştu.
Gerisi hikaye, palavra
kimse bana yutturmasın
Laik anlayışta devletin inanç alanına girmeyeceğini belirten Selçuk, “Devlet, inanç alanını düzenlemeye kalkmaz. Devlet, inanç alanı ile ilgili bütçesinden para ayırmaz. Çünkü yurttaşlardan birisi bile ‘Ben hiç bir dine inanmıyorum’ derse ödediği vergilerle inanç alanını besleyemezsiniz. Gerisi hikaye palavra, kimse bana yutturmasın. Laikliğin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Devlet inanç alanına girmesin, devlet başörtüsü ile uğraşmaz. Tam tersi devlet; başörtüsü takanlara müdahale olursa ona dur diyecek. Çünkü o alan dokunulmaz diyecektir” değerlendirmesi yaptı.
Toplum, bilim ve inanç
alanını ayırt edemiyor
Atatürk’ün en önemli devrimlerinden birinin harf devrimi olduğunu söyleyen Selçuk, “Bilim insanı olmak istiyorsanız, inanç alanı ile bilim alanını birbirinden ayırt edeceksiniz. İnanç alanı çürütülmez alandır ama bilim alanı çürütülebilir bir alandır. Çünkü bilim sürekli çürütülerek gelişen bir alandır. Bilim ile inanç alanını birbirine karıştırmayacaksınız. Ama Türkiye’deki toplum bu ayrımı yapamıyor. İnanç ve bilim alanını birbirinden ayırt edemeyen bilim adamı değildir” diye ifadeler kullandı.
Hukukun olmadığı ve adaletin
zedelendiği toplum sağlıklı olmaz
Hukukun olmadığı ve adalet duygusunun zedelendiği bir ortamda sağlıklı bir toplumun olmayacağını dile getiren Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Ramazan Sürücü, “Bu bağlamda ülkemize baktığımızda, bir kısmının öncesi de olmakla birlikte, üzülerek ifade etmek isterim ki son yıllarda; erozyona uğramayan neredeyse hiçbir kurum, hiç değer kalmamıştır. Demokrasinin olmazsa olmazı; kuvvetler ayrılığı büyük yara almış, basın-ifade özgürlüğü, kişisel hak ve özgürlükler ciddi manada kısıtlanmış, Akademik odalar, Sivil toplum örgütleri ve sendikalar etkisizleştirilmiştir. Bilim üniversiteleri terk etmiş, eğitim dipsiz kuyularda ipsiz durumdadır. Demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü ve özgürlük diyen, barış isteyen, her hangi bir konuda, muhalif her ses, anında ötekileştirilmektedir” değerlendirmesi yaptı.
Siyasetçiler tarafından kullanılan, kutuplaştırıcı, öfkeli ve tehditkar ifadelerin toplumsal birlik-beraberlik, güven duygusu ve dayanışma kültürünü zedelediği tespitinde bulunan Sürücü, “Ekonomik kriz bir kabus gibi üzerimize çökmüşken; böyle bir ortamda sağlıklı toplumdan bahsedilebilir mi? Her alanda güçlünün zayıfı ezdiği ve her anlamda sıradanlaştırılmaya çalışılan; başta kadına, çocuğa, doğaya, sağlık çalışanlarına şiddetin toplumsal salgın halini aldığı, demokrasinin, hukukun ve adaletin yok olmaya yüz tuttuğu bu süreçte; farklı disiplinlerden insanların bir araya gelmesi geleceğe dair umutlarımızı tazelemek adına çok önemlidir” dedi.
Geleceğe umutla bakabilmek için demokrasi,
adalet, toplumsal barış ve dayanışma önemli
Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Ramazan Sürücü, konuşmasını şu cümlelerle bitirdi: “Bu ülkenin akademik odaları ve sivil toplum örgütleri olarak; Cumhuriyeti, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve adaleti konuşurken, bu değerlerin sağlıklı bir toplum için; ekmek gibi, su gibi, hava gibi vazgeçilmez olduğu gerçeğinden, şiddeti konuşurken, şiddetin ırkı, dili, dini, rengi, mezhebi olmadığı gerçeğinden hareketle; ötekileştirmeden uzak durarak, bütün sorunlarımıza erdemli, samimi, bilimsel ve multidisipliner bir bakış ve çözüm önerisi geliştirmek en önemli ve de asli görevimizdir. Entelektüel bilincin oluşumuna, yaygınlaştırılmasına ve gereğinde eylemselliğe dökülmesinde topluma borcumuz vardır. Sıradanlaştırılmış bütün bu sorunlardan kurtulmak, Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak ve geleceğe umutla bakabilmek adına, daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok toplumsal barış, dayanışma ve özgürlük talep etmeli ve ortak hareket kültürünü geliştirip, sözün bittiği yerde biz varız diyebilmeliyiz.” Hüseyin Karataş
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, “Bir Amerikalı öğrenci, ortaöğretimini bitirinceye kadar 71 bin sözcük ile karşılaşırken, Suudi Arabistan’da bir öğrenci 12 bin 700 sözcükle karşılaşıyor. Ancak Türkiye’de bir öğrenci ortaöğrenimini bitirinceye kadar 5 bin 700 sözcükle karşılaşıyor. Sözcük deyip geçmeyin. Çünkü dağarcığınızda ne kadar sözcük varsa, evreni o kadar algılarsınız. Evren, sözcük sayısı ile sınırlıdır. Dil devriminin sürdürülmesi şarttır. İnsan, en iyi anadilinde düşünür” dedi.
Devlet, inanç alanı ile ilgili
bütçesinden para ayırmaz
“Atatürk, akılcı, bilimsel düşünen ve tek yol gösterici bilim olan bir toplum istiyordu” diyen Selçuk, “İnsanımız bilimsel ve akılcı düşünsün, doğruya ulaşsın. Acaba şimdi böyle bir toplum muyuz? hiç sanmıyorum. Atatürk’ün ideal dediği toplum budur ve Atatürk’ün ideal dediği toplum demokrasidir. Atatürk, ‘Öyle bir rejim istiyorum ki padişahlığı savunanlar bile bir parti kurabilsinler’ diyor. Çocuğu gibi büyüttüğü Cumhuriyetin karşısında olanlara bile imkan tanıyan bir rejim. Bugün ki demokrasinin anlamı budur. Çoğu Atatürkçülüğü iyi anlayamadığından şapka gibi devrimlere takıldı ve bazı insanlara iktidarı altın tepside sundular” diye konuştu.
Gerisi hikaye, palavra
kimse bana yutturmasın
Laik anlayışta devletin inanç alanına girmeyeceğini belirten Selçuk, “Devlet, inanç alanını düzenlemeye kalkmaz. Devlet, inanç alanı ile ilgili bütçesinden para ayırmaz. Çünkü yurttaşlardan birisi bile ‘Ben hiç bir dine inanmıyorum’ derse ödediği vergilerle inanç alanını besleyemezsiniz. Gerisi hikaye palavra, kimse bana yutturmasın. Laikliğin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Devlet inanç alanına girmesin, devlet başörtüsü ile uğraşmaz. Tam tersi devlet; başörtüsü takanlara müdahale olursa ona dur diyecek. Çünkü o alan dokunulmaz diyecektir” değerlendirmesi yaptı.
Toplum, bilim ve inanç
alanını ayırt edemiyor
Atatürk’ün en önemli devrimlerinden birinin harf devrimi olduğunu söyleyen Selçuk, “Bilim insanı olmak istiyorsanız, inanç alanı ile bilim alanını birbirinden ayırt edeceksiniz. İnanç alanı çürütülmez alandır ama bilim alanı çürütülebilir bir alandır. Çünkü bilim sürekli çürütülerek gelişen bir alandır. Bilim ile inanç alanını birbirine karıştırmayacaksınız. Ama Türkiye’deki toplum bu ayrımı yapamıyor. İnanç ve bilim alanını birbirinden ayırt edemeyen bilim adamı değildir” diye ifadeler kullandı.
Hukukun olmadığı ve adaletin
zedelendiği toplum sağlıklı olmaz
Hukukun olmadığı ve adalet duygusunun zedelendiği bir ortamda sağlıklı bir toplumun olmayacağını dile getiren Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Ramazan Sürücü, “Bu bağlamda ülkemize baktığımızda, bir kısmının öncesi de olmakla birlikte, üzülerek ifade etmek isterim ki son yıllarda; erozyona uğramayan neredeyse hiçbir kurum, hiç değer kalmamıştır. Demokrasinin olmazsa olmazı; kuvvetler ayrılığı büyük yara almış, basın-ifade özgürlüğü, kişisel hak ve özgürlükler ciddi manada kısıtlanmış, Akademik odalar, Sivil toplum örgütleri ve sendikalar etkisizleştirilmiştir. Bilim üniversiteleri terk etmiş, eğitim dipsiz kuyularda ipsiz durumdadır. Demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü ve özgürlük diyen, barış isteyen, her hangi bir konuda, muhalif her ses, anında ötekileştirilmektedir” değerlendirmesi yaptı.
Siyasetçiler tarafından kullanılan, kutuplaştırıcı, öfkeli ve tehditkar ifadelerin toplumsal birlik-beraberlik, güven duygusu ve dayanışma kültürünü zedelediği tespitinde bulunan Sürücü, “Ekonomik kriz bir kabus gibi üzerimize çökmüşken; böyle bir ortamda sağlıklı toplumdan bahsedilebilir mi? Her alanda güçlünün zayıfı ezdiği ve her anlamda sıradanlaştırılmaya çalışılan; başta kadına, çocuğa, doğaya, sağlık çalışanlarına şiddetin toplumsal salgın halini aldığı, demokrasinin, hukukun ve adaletin yok olmaya yüz tuttuğu bu süreçte; farklı disiplinlerden insanların bir araya gelmesi geleceğe dair umutlarımızı tazelemek adına çok önemlidir” dedi.
Geleceğe umutla bakabilmek için demokrasi,
adalet, toplumsal barış ve dayanışma önemli
Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Ramazan Sürücü, konuşmasını şu cümlelerle bitirdi: “Bu ülkenin akademik odaları ve sivil toplum örgütleri olarak; Cumhuriyeti, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve adaleti konuşurken, bu değerlerin sağlıklı bir toplum için; ekmek gibi, su gibi, hava gibi vazgeçilmez olduğu gerçeğinden, şiddeti konuşurken, şiddetin ırkı, dili, dini, rengi, mezhebi olmadığı gerçeğinden hareketle; ötekileştirmeden uzak durarak, bütün sorunlarımıza erdemli, samimi, bilimsel ve multidisipliner bir bakış ve çözüm önerisi geliştirmek en önemli ve de asli görevimizdir. Entelektüel bilincin oluşumuna, yaygınlaştırılmasına ve gereğinde eylemselliğe dökülmesinde topluma borcumuz vardır. Sıradanlaştırılmış bütün bu sorunlardan kurtulmak, Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak ve geleceğe umutla bakabilmek adına, daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok toplumsal barış, dayanışma ve özgürlük talep etmeli ve ortak hareket kültürünü geliştirip, sözün bittiği yerde biz varız diyebilmeliyiz.” Hüseyin Karataş
