UN ÇOCUKLARI
Anadolu toprağının çok verimli olmasında birçok etken bulunmakta. Bunlardan bir tanesi yılda iki defa atmosferik olaylarla, Afrika çölünden kalkan toz bulutlarının, Nisan ve Ekim aylarında, bir veya iki defa nemli Akdeniz havasıyla Anadolu’nun üzerinde oluşan soğuk hava cephesi ile karşılaşıp, yağmurla beraber toprağa düşmesi önemli olduğuna inanırım. Bu nedenle Anadolu toprağında buğday, arpa ve tahıl ürünleri ile birçok sebze bereketli toprakların nemasıdır.
Tahıl üretimimiz, bilhassa Buğday üretimimiz ülkemizin ihtiyacına yetmekte ve arttığı kadarını da ihraç ettiğimizi hatırlarım. Üretilen buğday ve un yıllarca ülkemizin başlıca gıdası idi. Ancak senelerce önce çok sevdiğim bir büyüğüm vardı Prof. Dr. Necip Aziz Berksan, onunla beslenme konusunda sohbetlerimizde, toplumun karbon hidrat ağırlıklı beslenmesinin, gelecek için endişe yaratacak bir gıda olduğunu söylerdi.
Un ağırlıklı beslenme insanın beyin gelişmesine fazla katkısı olmadığına işaret ederdi. Prof. Dr. Necip Aziz Berksan. Yaşamı boyunca 7 defa evlenmiş, Ankara Gülhane Tıp Akademisi’nde klinik şefi tabip doktor olarak çalışmış, 1973’te emekli olmuş değerli bir hoca idi.
Seneler sonra Ankara’yı bırakıp Antalya’ya yerleşen Berksan Hoca, 3 Nisan 2012’de 99 yaşında hayata gözlerini yumdu ve sonsuz doğuya intikal etti. Her zaman söylediği sözler de ‘Çocukların beslenme alışkanlıklarında çeşitlilik şarttır, yoksa beyin gelişimini tamamlayamaz. Sadece unlu gıdalar ancak kas ve adale geliştirir’ derdi. Bu söze inanmak gerek, çünkü vücudun en fazla enerji tüketen organın beyin olduğunu söyler tabipler. Tüketilen enerji içinde mineral ağırlıklı olduğunu kabul edersek, alınan gıda da bol mineral çeşitliliğini düşünmemiz gerekir.
Çocukluğumda hatırlarım, güreş müsabakalarında Türk güreşçileri altın madalyaları toplardı. Hatta tarihte Türk Gibi Güçlü tanımını yaratan Koca YUSUF, Kurtdereli MEHMET, Kel ALİÇO ve MERSİNLİ Ahmet gibi güreşçilerin elini kimse bükemezmiş. Kasları inanılmaz derecede güçlü güreşçilermiş, bu çayır pehlivanları. Tuttuğunu koparan cinsten iyi Pehlivanlarmış. Bu arada hatırı sayılır cihan pehlivanlarından Yaşar Doğu’yu, Mersinli Ahmet’i tanımaktan ve sohbet ettiğimden kendimi şanslı görmekteyim.
Daha sonraları başka ülkeler güreşte güç yerine teknik geliştirdiler. Bu nedenle bizim güreşçilerimiz, şimdilerde eskisi gibi 48 kilodan başlayıp, ağır sıklete kadar bütün sıkletlerde madalya toplamayı bırakıp, bazı sıkletlerde dereceye bile girememekteler. Böylelikle Güreşte kas gücüne dayalı spor anlayışının çöktüğünü yaşadık. Benim tanımlamamla UN la beslenmek, bir başka deyişle, kas gücüne dayalı spor artık geçerli olmamakta.
Bazı teknolojide gelişmiş ülkelerin beslenme yapılarına bir bakalım. Mesela Almanya’yı ele alalım. Almanya da ET tüketimi kişi başı yıllık 54,9 kg. UN tüketimi 63 kg. kişi başına. Neredeyse her iki tüketim birbirine yakın durumda. Sebze ve meyve konusuna değinmek istemiyorum. Çünkü teknolojik bir ürün satımında bir kamyon gıda rahat satın alınabilir. Almanya dünyanın her yerinden sebze ve meyve ithal etmektedir.
Gelelim Türkiye’ye. Ülkemizde ET tüketimi kişi başı yıllık 28 kg. Buna karşılık UN tüketimi kişi başı 160 kg. ve kimi zaman da geçmekte. İki gıda tüketimindeki uçurumu görmek gerekli. Genç nesil çocukları gerektiği kadar besleyemiyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin geleceğine endişe ile bakmaktayım.
Bakın topluma, çocukların en fazla tükettiği gıda türü una dayalı gıdalar. Başta ekmek ve unlu gıdalar gelmekte. Yani karbon hidrat ağırlıklı gıdalar. Bu gıdalara bol meyve ve sebzenin de katılması gerekir. Hatta ‘protein’ tüketmenin, beynin gelişiminde en fazla etkisi olduğunu söyler, beslenme uzmanları. Son senelerde Anadolu topraklarında yetişen tahıllar, ülkemizi beslemeye yetmediğinden, kuzey komşumuz Ukrayna’dan buğday almaktayız.
Çocukluğumuzda Ankara’daki binaların bahçeleri vardı ve bahçelerde bol çeşitli meyve ağaçları bulunurdu. Genelde bu ağaçlardaki meyvelere dadanırdık yaz boyu. Dut, armut, kiraz, kayısı ve vişne ağaçları gibi ağaçların dallarından koparıp yerdik meyveleri. Okuduğumuz yatılı okulun bütün etrafı üzüm bahçeleri ile çevrili idi, geceleri yatakhaneye giderken üzüm bağlarına dadanır, dalından kopma üzüm yerdik. Hep doğal besinle beslenmiştik çocukluğumuzda.
Şimdiki nesle bakıp gelecek için endişe duymaktayım. Dengeli beslenmeyen bir genç neslin, ülkemize ne kadar sahip çıkacağı konusunda şüphe etmekteyim diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
