AMERİKAN SEÇİM SİSTEMİ ve BAŞKANIN (TRUMP’ın) VETO HAKKI (I)
Dünyanın en güçlü ülkelerinden bir tanesi olan Amerika’da yapılan seçimlerden sonra bu seçim sisteminin nasıl işlediği konusunda genel bir bilgi eksikliği olduğu gerek görsel gerekse yazılı basında çıkan yorum ve haberlerde birçok yanlış bilginin kol gezdiği görülmektedir. Bunun temelinde ise bilgi eksikliği yatmaktadır. Bu nedenle Amerikan federal anayasa çerçevesinde, sistemin daha iyi anlaşılması için bizdeki sistemle de karşılaştırarak kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), başkanlık sisteminin anayasal anlamda en eski ve karakteristik örneklerinden biridir. ABD'de devlet başkanı halk tarafından doğrudan seçilmemekte, seçim süreci Anayasa'da düzenlenen Electoral College (Seçiciler Kurulu) aracılığıyla tamamlanmaktadır. Yasama yetkisi, Temsilciler Meclisi ve Senatodan oluşan iki kanatlı Kongre tarafından kullanılmaktadır. Başkanın kanunları veto etme yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki mutlak değildir. Kongre, belirli bir çoğunlukla başkanın vetosunu aşabilmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ VE ABD’DEKİ YASAMA YETKİSİ FARKI (KONGRE – TBMM)
Bilindiği gibi Türkiye’deki yasama yetkisi tek bir meclisten oluşan TBMM’e aittir. ABD Anayasasının birinci maddesi yasama yetkisini 535 kişiden oluşan kongreye vermiştir. Amerikan Kongresi sistemi (yasama yetkisi) bizdeki tek yapının aksine, 435 kişiden oluşan temsilciler meclisi ve 100 kişiden oluşan senato olmak üzere iki ayrı meclisten oluşmaktadır. Türkiye'den en önemli farkı da budur. Türkiye'de yasama yetkisi, Anayasanın 7’nci maddesi gereğince 600 milletvekilinden oluşan tek meclisli TBMM tarafından kullanılır. ABD'de ise bir kanunun kabul edilebilmesi için kural olarak iki ayrı meclisin de aynı metin üzerinde anlaşması gerekir.
Ülkemizde de tarihsel olarak meclisli yasama sistemi uygulanmıştır. 1961 Anayasası döneminde TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki ayrı kanattan meydana gelmekteydi. Daha sonra 1982 Anayasası ile tek meclisli yasama sistemine geçilmiştir.
Peki, neden iki meclis var?
Bunun sebebi ABD'nin federal devlet yapısıdır. Amerikan Anayasası hazırlanırken nüfusu fazla olan eyaletlerle nüfusu az olan eyaletlerin temsilinde nasıl bir denge kurulacağı önemli bir tartışma konusu olmuştur. Sonuçta iki farklı temsil ilkesi benimsenmiştir: Temsilciler meclisinde nüfus, senatoda ise eyaletlerin eşitliği esas alınmıştır. Bir başka ifadeyle Temsilciler Meclisi Amerikan halkını, Senato ise federal yapıyı oluşturan eyaletleri eşitlik temelinde temsil eder.
TEMSİLCİLER MECLİSİ
Amerikan Temsilciler Meclisi 435 oy hakkına sahip üyeden oluşur. Bu üyeler halk tarafından doğrudan seçilir ve görev süreleri yalnızca iki yıldır. Üyelerin eyaletlere dağılımında nüfus dikkate alınır. Nüfusu fazla olan eyaletlerin temsilci sayısı da fazladır. Örneğin California gibi nüfusu yüksek bir eyaletin Temsilciler Meclisindeki sandalye sayısı, nüfusu daha az olan eyaletlerden çok daha fazladır.
Burada Türkiye ile karşılaştırma yaparsak, Türkiye'de milletvekilleri beş yıllığına seçilirken ABD'de Temsilciler Meclisinin tamamı iki yılda bir yeniden seçime gider.
Bu durumun önemli bir sonucu vardır: ABD Başkanı dört yıllığına seçilmesine rağmen görev süresinin ortasında Temsilciler Meclisinin tamamı yeniden seçilir. Dolayısıyla başkan, görevde bulunduğu dönemde Kongredeki çoğunluğu kaybedebilir. Başkanlık seçiminden iki yıl sonra yapılan bu seçimlere Amerikan siyasetinde ara seçim, yani midterm elections denilir. Böylece seçmenler, başkanı seçtikten iki yıl sonra yasama organının oluşumuna yeniden müdahale edebilirler.
SENATO
Amerikan sisteminin asıl ilginç tarafı senatodur. ABD'de 50 eyalet bulunur ve her eyaletin Senatoda iki senatörü vardır. Böylece Senato toplam 100 üyeden oluşur. Burada nüfusun hiçbir önemi yoktur. Nüfusu çok yüksek olan bir eyalet de nüfusu oldukça az olan bir eyalet de Senatoda iki üyeyle temsil edilir.
Türkiye'de böyle bir sistem yoktur. Çünkü Türkiye federal değil üniter bir devlettir. TBMM'de milletvekillerinin temsil dağılımı nüfus ve seçim çevreleri esas alınarak belirlenir. ABD'de ise senatonun varlık sebebi, eyaletlerin federal sistem içerisindeki eşitliğini korumaktır.
Senatörlerin görev süresi altı yıldır. Ancak burada çok önemli bir ayrıntı var: Senatonun tamamı altı yılda bir yenilenmez! Amerikan Anayasasının birinci maddesinin üçüncü bölümünde senatonun üç ayrı sınıfa ayrılması (Class 1, 2, 3) ve bu sınıfların görev sürelerinin farklı zamanlarda sona ermesi öngörülmüştür. Buna göre Senatörlerin yaklaşık üçte biri her iki yılda bir yeniden seçilir. Bir başka ifadeyle 100 üyeli Senatonun yaklaşık 33 veya 34 üyeliği iki yılda bir seçime gider. Örneğin bir seçimde 33 senatörün görev süresi sona ererken diğer 67 senatör görevine devam eder. İki yıl sonra başka bir grup, sonraki iki yıl sonra da kalan grup seçime gider. İşte Amerikan sistemindeki meşhur üçte bir kuralı budur.
Bu düzenlemenin amacı, senatonun tamamının aynı anda değişmesini önlemek, meclis hafızasının korunması, deneyimli kişilerin senatoda bulunması ve yasama organında kurumsal devamlılığı sağlamaktır. Bir seçimde siyasi dengeler değişse bile senatonun üçte ikisi görevine devam eder. Böylece yasama organında geçmiş dönemlerden gelen kurumsal birikim korunur.
Başlangıçta senatörleri doğrudan halk değil eyalet yasama organları seçiyordu. Ancak 1913 yılında yürürlüğe giren ABD Anayasasında yapılan değişiklikler sonucunda senatörlerin doğrudan halk tarafından seçilmesi kabul edilmiştir. Bugün senatör olabilmek için en az 30 yaşında olmak, en az dokuz yıldır ABD vatandaşı bulunmak ve seçildiği eyalette ikamet etmek gerekir.
(Bir sonraki yazımızda, başkanın nasıl seçildiği, veto hakkı ve seçiciler kurulundan bahsedilecektir. İA)
