Olmak ya da olmak istemek

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

İngilizlerin ünlü yazarı William Shakespeare “Olmak ya da olmamak bütün mesele budur” demiş ya biz bunu biraz değiştirelim. Bütün mesele olan ile olması istenen şey arasında geçiyor. İnsanlar sürekli bir şeyler olmak isterler. Çocuk büyümek ister. Zayıf kilolu olmak ister. Kısa uzun, fakir zengin, obez zayıf olmak ister. Bir şey olmayı arzuladığın zaman gerginlik otomatikman başlar.
Çünkü temel gerginlik olduğun ile olmaya özlem, arzu duyduğun arasındadır. İnsanlar hep sahip olmadıkları şeyleri isterler ve özlerler. Hani “dışı seni yakar içi de beni yakar” deriz ya. Kimse kendini olduğu gibi kabul etmek istemez. Olmak istediğin şey ne kadar imkansız ise gerginlik de o kadar artar. Olduğunla olmak istediğin arasındaki mesafenin uzunluğu, kısalığı gerginliği artırır ya da azaltır. Kendine bir ideal belirliyorsun. Bu idealin ne kadar imkansızsa yaşayacağın gerginlik de o kadar fazla olur. Eğer olmak istediğin şey fizikselse gerginlik de fiziksel olur. Olmak istediğin ruhsal ise gerginlik ruhsaldır.
Kilolu birisi zayıf olmak istediğinde hemen vücut gerilmeye başlar. Fiziksel, ruhsal, psişik, duygusal gerginlikler yaşayabilir kişi. Diyelim ki kendini aptal buluyorsun ve daha akıllı daha zeki olmak istiyorsun. Anında bir gerginlik yaşamaya başlarsın. Bir kadın anne olmak istiyor. Çocuk olmayınca güm depresyonda… Bir başkası devlet memuru olmak istiyor. Olmayınca intihar… Sadece kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimizde gerginlik olmaz. İnsanın toptan kabullenişi bir mucizedir. Kendini olduğu kabul etmiş birisini bulmak, imkansız gibi bir şeydir. Şimdi de gerginlik yoktur. Daha çok gerginlik yarınla ilgilidir. Hayal gücü insanda gerginlik oluşturabilir. Kendini bir prens ya da prenses olarak hayal ettiğinde gerginlik başlar.
Kediler, köpekler, inekler gergin değildir. Çünkü onlar oldukları halden memnundurlar. Bir kendinin köpek olmak gibi bir düşüncesi olamaz. Bir çam ağacı kavak ağacı olmak istemez. Domates, “Ben neden kabak değilim” diye dövünmez.
Mevcut halini kabullenmeyip bunu değiştirmek isteyen yegane varlık insandır. Ajda Pekkan 40 defa bıçağın altına yatıyor. Ne acılar çekiyor kadın. Tek düşüncesi genç ve güzel olmak. Halbuki mevcut halini kabullenip kendini hayatın akışına bıraksa çok mutlu olacak. Ajda bu haliyle kesinlikle mutlu olamaz. Ölümsüz olmak isteyen birisinin mutlu olması imkansızdır. Halbuki ölümlü olmayı kabullense hayatını mükemmel yaşayacak. Kendinizi değiştirmek istiyorsanız, kendinizle barışık değilseniz, hep gelecekle ilgili hayallere dalıyorsanız, hep gergin olursunuz.
Hedefleriniz, amaçlarınız, arzularınız gerginlik sebebidir. Bir ton altınınız olsun, eğer siz bir ton daha isterseniz hemen gerilirsiniz. Günümüz insanının mutsuz olmasının en önemli sebeplerinden birisi de budur. Sınırlı hayat içinde sınırsız hedeflerimiz, amaçlarımız, arzularımız, isteklerimiz var.




Olmak ya da olmak istemek