Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, masum, suçlu ve suçsuz demeden insanları katletmenin cihatla ilgisinin olmadığını belirterek "Çapulcu kültürü, ne zamandan beri cihat olmuş? Bugün asıl büyük cihat, cehalete karşı olandır. Asıl cihat, yeryüzünden bütün kötülükleri ortadan kaldırmaktır" dedi.
Gaziantep'te temaslarda bulunan Görmez, Cuma hutbesinde cemaate seslendi. Görmez, müslüman dünyasında cihat gibi İslam'ın en temel kavramlarının tahrif edildiğini söyleyen Gülmez, "Cihat, İslam'ın en önemli farizalarındandır. Yeri geldiğinde İslam'ı çiğnemek isteyenlere mücadele etmek, yeri geldiğinde İlayı Kelimetullah'ı elde etmek için karşınıza dikilenlere mücadele etmek, elbette İslam'ın şiarlarındandır. Cihat, masum insanları öldürmek olamaz. Ahlak ve hukuk tanımayan savaşlara cihat denilemez. Masum, suçlu ve suçsuz demeden insanları katletmenin cihatla ilgisi yok. Vücuduna bombaları bağlayarak camilere girmek, camilerde onları patlatarak dünyanın görmediği cinayetleri işlemek de cihat değildir.
Çapulcu kültürü, ne zamandan beri cihat olmuş? Bugün asıl büyük cihat, cehalete karşı cihattır. Asıl cihat, yeryüzünden bütün kötülükleri ortadan kaldırmaktır."
Görmez, kendi nefsiyle mücadele edemeyenlerin savaş alanlarında cihat etmesinin mümkün olamayacağını vurguladı. Cihatın ahlak ve hukukununun, Antep savunması ile Çanakkale Savaşı'nda görüldüğünü belirten Görmez, Hazreti Peygamber'in "Düşmanla karşılamayı temenni ve arzu etmeyiniz. Eğer karşılaşırsanız da sevap gösteriniz" şeklinde buyurduğunu anımsattı.
Görmez, bu hadisin ve Kuran-ı Kerim ayetlerinin, yeryüzünde öncelikle barışın esas alınması gerektiğine işaret ettiğini söyledi. Asıl özgürlüğün, yürekleri özgürleştirmek ve akılları bağımsızlaştırmaktan geçtiğini dile getiren Görmez, şunları kaydetti: "Bugün, birey ve toplumun kalbini ve yüreğini işgal eden çok büyük kötülükler vardır. Başta insanın Rabbine şirk koşması, Rabbine isyan isyan etmesi, günah işlemesi, kardeşine karşı kin ve nefrette olması, intikam duygusu içerisinde olması, kibir ve güç tutkusu gibi bütün bunlar insanın yüreğini işgal eder. Rabbimizin bize gösterdiği yolun dışında başka batıl fikir ve düşüncelerin hegemonyası ve egemenliği altına girdiğinizde o zaman kalbin işgalini de önleyemezsiniz."
Gaziantep'te temaslarda bulunan Görmez, Cuma hutbesinde cemaate seslendi. Görmez, müslüman dünyasında cihat gibi İslam'ın en temel kavramlarının tahrif edildiğini söyleyen Gülmez, "Cihat, İslam'ın en önemli farizalarındandır. Yeri geldiğinde İslam'ı çiğnemek isteyenlere mücadele etmek, yeri geldiğinde İlayı Kelimetullah'ı elde etmek için karşınıza dikilenlere mücadele etmek, elbette İslam'ın şiarlarındandır. Cihat, masum insanları öldürmek olamaz. Ahlak ve hukuk tanımayan savaşlara cihat denilemez. Masum, suçlu ve suçsuz demeden insanları katletmenin cihatla ilgisi yok. Vücuduna bombaları bağlayarak camilere girmek, camilerde onları patlatarak dünyanın görmediği cinayetleri işlemek de cihat değildir.
Çapulcu kültürü, ne zamandan beri cihat olmuş? Bugün asıl büyük cihat, cehalete karşı cihattır. Asıl cihat, yeryüzünden bütün kötülükleri ortadan kaldırmaktır."
Görmez, kendi nefsiyle mücadele edemeyenlerin savaş alanlarında cihat etmesinin mümkün olamayacağını vurguladı. Cihatın ahlak ve hukukununun, Antep savunması ile Çanakkale Savaşı'nda görüldüğünü belirten Görmez, Hazreti Peygamber'in "Düşmanla karşılamayı temenni ve arzu etmeyiniz. Eğer karşılaşırsanız da sevap gösteriniz" şeklinde buyurduğunu anımsattı.
Görmez, bu hadisin ve Kuran-ı Kerim ayetlerinin, yeryüzünde öncelikle barışın esas alınması gerektiğine işaret ettiğini söyledi. Asıl özgürlüğün, yürekleri özgürleştirmek ve akılları bağımsızlaştırmaktan geçtiğini dile getiren Görmez, şunları kaydetti: "Bugün, birey ve toplumun kalbini ve yüreğini işgal eden çok büyük kötülükler vardır. Başta insanın Rabbine şirk koşması, Rabbine isyan isyan etmesi, günah işlemesi, kardeşine karşı kin ve nefrette olması, intikam duygusu içerisinde olması, kibir ve güç tutkusu gibi bütün bunlar insanın yüreğini işgal eder. Rabbimizin bize gösterdiği yolun dışında başka batıl fikir ve düşüncelerin hegemonyası ve egemenliği altına girdiğinizde o zaman kalbin işgalini de önleyemezsiniz."