ANASAYFA arrow right Güncel

Ekonomik kriz tabloyu daha da ağırlaştırıyor

Ekonomik kriz tabloyu  daha da ağırlaştırıyor
YAYINLAMA: 07 Temmuz 2026 / 18.20
GÜNCELLEME: 07 Temmuz 2026 / 18.20

Siyaset Bilimi Uzmanı Abdullah Yeniekinci, tarikat ve cemaat yapılanmalarının yalnızca geleneksel dini çevreler olarak değil, dernek, vakıf, kurs, yurt, burs ve sosyal yardım ağları üzerinden toplumun hemen her alanına yayılan örgütlü yapılara dönüştüğünü belirtti

Bir çocuğun geleceğinin, ailesinin ekonomik yetersizliği nedeniyle herhangi bir cemaatin, tarikatın ya da denetimsiz ağın eline bırakılmaması gerektiğini ifade eden Yeniekinci, ‘’Ekonomik kriz bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Yoksul aileler, çocuklarının eğitim ve barınma ihtiyacını karşılamakta zorlandıkça ücretsiz kurslara, düşük ücretli yurtlara, burs veren vakıflara ve yardım ağlarına yönelmek zorunda kalıyor. Bu çoğu zaman özgür bir tercih değil, çaresizliğin sonucu oluyor. Çocuğun barınma hakkı, eğitim hakkı ve güvenli gelecek ihtiyacı bazı yapıların nüfuz alanına dönüşüyor’’ dedi.
Devletin bıraktığı her boşluk, denetimsiz
yapılara yeni bir kapı açıyor

Bir yapının kendisini vakıf, dernek, eğitim kurumu, gençlik merkezi ya da yardım kuruluşu olarak tanıttığında toplum nezdinde meşruiyet kazandığını belirten Yeniekinci, ‘’Bu yapıların hangi ideolojik çevrelerle bağlantılı olduğu, çocuklara hangi içeriklerin aktarıldığı, kimler tarafından denetlendiği ve hangi amaçla hareket ettiği çoğu zaman yeterince şeffaf değil. Türkiye’de yaklaşık 16,9 milyon öğrenci örgün eğitim sistemi içinde yer alıyor. Bu kadar büyük bir çocuk ve genç nüfusun bulunduğu bir ülkede eğitim yalnızca okul duvarları arasında yaşanan bir süreç değil. Çocuk okuldan sonra kursa gidiyor, yurtta kalıyor, burs alıyor, etüt merkezine yönlendiriliyor, sosyal faaliyetlere katılıyor. İşte bu alanlarda devletin bıraktığı her boşluk, denetimsiz yapıların çocuklara ulaşması için yeni bir kapı açıyor’’ şeklinde konuştu.
Tarikat ve cemaat mantığı sorgulayan
değil itaat eden birey ister

‘Tehlikeli olan ise bu yapıların artık yalnızca kendi kapalı çevrelerinde değil, kamusal eğitim alanında da görünür hâle gelmesi’ diyen Yeniekinci, ‘’MEB’in çeşitli vakıf, dernek ve kuruluşlarla yürüttüğü binlerce protokol, eğitim sisteminin sivil toplum adı altında farklı yapılara açıldığını gösteriyor. Okul, laik Cumhuriyet’in bilimsel eğitim alanı olmaktan çıkıp ideolojik çevrelerin faaliyet sahasına dönüşürse bundan en büyük zararı çocuklar görür. Laik ve çağdaş eğitim, çocuklara yalnızca bilgi vermez; onlara özgür düşünmeyi, sorgulamayı, bilimsel akla dayanmayı ve eşit yurttaşlık bilincini kazandırır. Tarikat ve cemaat mantığı ise çoğu zaman sorgulayan bireyden çok itaat eden birey ister. Bu nedenle mesele yalnızca eğitim politikası değil, doğrudan doğruya çocuk hakları ve Cumhuriyet’in geleceği meselesi’’ değerlendirmesini yaptı.
Çocuklarla temas eden her kurum düzenli,
bağımsız ve şeffaf denetime tabi tutulmalı

Çocukların hiçbir yapının arka bahçesi olmadığını kaydeden Siyaset Bilimi Uzmanı Abdullah Yeniekinci, konuşmasını şu kelimelerle devam ettirdi: ‘’Hiçbir vakıf, dernek, cemaat, tarikat ya da siyasi çevre çocukların yoksulluğunu, ailesinin çaresizliğini ve devletin eksikliğini kendi alanını büyütmek için kullanmamalı. MEB’in vakıf ve derneklerle yaptığı tüm protokoller kamuoyuna açık biçimde yayımlanmalı; çocuklarla temas eden her kurum düzenli, bağımsız ve şeffaf denetime tabi tutulmalı. Okullarda laik, bilimsel ve çağdaş eğitim ilkesi tavizsiz korunmalı; çocukların barınma, beslenme ve eğitim hakkı kamusal güvence altına alınmalı.’’ Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *