ANASAYFA arrow right Güncel

Hak aramanın önüne ekonomik bariyer

Hak aramanın önüne ekonomik bariyer
YAYINLAMA: 29 Ağustos 2025 / 17.41
GÜNCELLEME: 29 Ağustos 2025 / 17.41

Çevre davalarında fahiş bilirkişi ücretleri, yurttaşların adalete erişim hakkını engelliyor. Gümüşhane’den Marmara’ya, mücadele ekonomik duvarlara çarpıyor. Cemil Aksu, Derya Tolgay ve Evrim Rızvanoğlu, ücretlerin mücadele sürecinde nasıl bir engel oluşturduğunu anlatıyor.

Türkiye’de ekoloji mücadelesi veren yurttaşlar ve çevre örgütleri, mahkeme kapısında astronomik bilirkişi ve keşif ücretleriyle karşı karşıya.

Gümüşhane’de 94 bin, İzmir’de 180 bin, Marmara’da ise 1,5 milyon TL’yi bulan bu bedeller, hak arama mücadelesinin önünde aşılması güç bir duvara dönüşmüş durumda.

Mayıs ayında Polen Ekoloji’nin sosyal medyada paylaştığı bir çağrı dikkat çekmişti. Çağrıda, Gümüşhane’nin Aksu köyünde Yıldızlar Holding bünyesindeki SSS Madencilik tarafından yapılmak istenen siyanürlü altın madenciliği projesine karşı açılan bir dava için mahkemenin 94 bin TL bilirkişi ücreti tayin ettiği duyuruluyordu.

“Çevre davalarında belirlenen bu yüksek bilirkişi ücretleri hak aramanın önünü kesiyor. Şirketlerin projelerini kamusal denetimden kaçırmasına hizmet ediyor” denilerek kamuoyundan dayanışma talep ediliyordu.

Polen Ekoloji’den Cemil Aksu, bu davanın ardındaki süreci şöyle anlatıyor:

 “Gümüşhane'nin yüzölçümünün yüzde 93’ü bakır, gümüş, altın vb. maden aramaları için ruhsatlandırılmış. Bu alanlar içinde ormanlar, tarım alanları, meralar ve iskan alanları da var. Küçücük bir ilin neredeyse tamamı madenciliğine açılmak isteniyor.

Biz Aksu köyündeki madenin ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için dava açtık. Ancak karşımıza 94 bin TL gibi astronomik bir bilirkişi ücreti çıkarıldı. Köylülerin bunu ödeyebilmesi imkânsız. Dayanışma çağrısı yaptık ve duyarlı yurttaşların katkısıyla bu parayı toplayabildik.”

Aksu, çok değil, daha birkaç sene önce çevre davalarının çok daha erişilebilir olduğunu hatırlatıyor:

“2016’da Karadeniz'de hidroelektrik santral (HES) projelerine karşı direnişte Kazım (Delal) Amca vardı Rizeli. Kazım Amca davayı açabilmek ve bilirkişi ücretini ödeyebilmek için ahırındaki ineğini satmıştı. Bugün bırakın ineği, köyü satsanız bu ücretleri karşılamaya yetişemezsiniz. “

Aksu’ya göre masraflar, yurttaşları ve sivil toplum kuruluşlarını en baştan, davadan vazgeçirmek için bilinçli bir şekilde artırılıyor:

“Bilirkişi ücretleri şirketleri koruyan bir kalkan haline geldi. Yurttaşların hak aramasının önünde en büyük engel artık bu maliyetler.”

Ergene’de 1,5 milyon TL’lik masraf

 

Gümüşhane Aksu köyünde talep edilen bilirkişi ücreti dayanışmayla yatırıldı. Madene karşı yargı süreci devam ediyor. Ancak benzer bir tablo Marmara’da da karşımıza çıkıyor. ‘Marmara Yaşasın’ inisiyatifinden Derya Tolgay, Tekirdağ’daki Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.'ye karşı açılan davada karşılaştıkları rakamı şöyle aktarıyor:

“Bizden 1,5 milyon TL bilirkişi ücreti talep edildi. İlk itirazımızda bilirkişi heyetinde hidrolog (su döngüsünü inceleyen uzman bilim insanı) dahi yoktu. Ölçümler yetersizdi. Biz kapsamlı, laboratuvar ortamında analizler yapılmasını istedik. Bunun için çıkarılan bedel ise inanılmaz boyutta. Böyle bir rakamı ödemek hiçbir yurttaşın, hiçbir sivil inisiyatifin gücüyle mümkün değil.”

Dava dosyalarına göre, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü bilirkişi çalışması için 1 milyon 200 bin TL, yapılacak kimyasal analizler için de bir firma 296 bin 520 TL teklif sunmuş durumda.

Tolgay, bugüne kadar 148 bin TL masraf yaptıklarını; ancak bu yeni taleple birlikte toplam yükün 1,5 milyon TL’yi geçeceğini belirtiyor. Bu mahkemeye sunulan dilekçede şöyle anlatılıyor:

“İstanbul Üniversitesi ve kimyasal tahlil laboratuvarının (tekliflerin) maddi yönüne gelindiğinde; öngörülen ve teklif edilen çalışma bağlamında fahiş bir fiyat olup, davacıların bu tutarları karşılamaları mümkün bulunmamaktadır.

Davacılar bu davayı, hiçbir menfaat beklentisi olmayan, çevreye, topluma ve çocuklarına karşı sorumluluk duygusu ile açmışlardır.

Davanın geldiğimiz aşamasında; toplam 1milyon 500 bin TL civarındaki keşif, bilirkişi ve analiz ücretinin toplumsal sorumluluk adına dava açmış bulunan davacılar tarafından karşılanması mümkün değildir.”

“Don Kişot bilinmezliği içerisindeyiz”

25 Haziran 2025 tarihli son duruşmada mahkeme ihtiyati tedbir talebini reddetti; ancak dosya hâlâ bilirkişi incelemesinde. Tolgay’a göre, bu mücadele sadece dava taraflarını değil; tüm Marmara’yı ilgilendiriyor:

“Marmara tabutuna bir çivi daha çakmamak için, Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.’nin denize atık su deşarjını derhal durdurması gerekiyor. Şirket denetime açık olmadığı gibi, diğer hususlar da sır perdesinin ardına gizlenmiş. Marmara Denizi’ne boşaltılan günlük atık miktarına ilişkin kesin veriler bilinmiyor. Davanın bu aşamasında adeta yeldeğirmenlerine karşı savaşan Don Kişot bilinmezliği içerisindeyiz.

Ancak bu davada Don Kişot’un sanrıları değil, Marmara Denizi’ni telafisi mümkün olmayan şekilde kirleten şirketin yüksek makamlar tarafından bilinmezlik perdesi ile birlikte korunduğu gerçeği ile karşı karşıyayız.

Ergene’den Marmara’ya zehir akıtılıyor. Müsilaj bunun en görünür sonucu oldu. Bizim davamız Marmara’yı savunma davası. Ancak bu masraflarla sivil toplumun eli kolu bağlanıyor. Bu kadar yüksek fiyatlarla kimse çevre davası açamaz.

Baktığınızda ortada çevreyi kirleten, ekolojik yıkıma sebep olan bir şirket var. Bunun üzerinden para kazanıyorlar. Ama diğer tarafta doğayı korumaya çalışan, kamu yararını önceleyen de bir kesim var ve tüm masraf bu kesimin üzerine yıkılıyor. İstenilen ücretler çok afaki. Sonuçta kamu yararını ilgilendiren bir meselede giderler kamu kaynaklarıyla karşılanabilir.”

Siyasetin gündemine giren sorun

Söz konusu engel sadece çevre örgütlerinin değil; siyasetin de gündeminde. O dönem DEVA, bugün CHP İstanbul Milletvekili olan Evrim Rızvanoğlu, Mayıs 2025’te Meclis’e bir kanun teklifi sundu. Teklif ile ”çevrenin, doğal varlıkların, doğal kaynakların veya kültürel varlıkların korunması amacıyla kamu yararına açılan davalarda bilirkişi ücretlerinin tamamının veya bir kısmının Hazine tarafından karşılanması” öngörülüyor.

Teklif bugün Plan ve Bütçe ile Hukuk Komisyonu’nda. TBMM ise tatilde. Yeni yasama yılı 1 Ekim’de başlayacak. Teklif, Genel Kurul’a ne zaman gelir bilinmez; ancak Rızvanoğlu mücadelesini sürdürüyor.

Kanun teklifi vermesindeki motivasyonunu anlatan Rızvanoğlu “Bu ülkede bir vatandaş çevresini, ormanını, suyunu korumak için dava açmak istediğinde karşısına devasa bir ekonomik duvar çıkıyor. 100 bin TL’den başlayıp 1,5 milyon TL’ye kadar çıkan masraflar isteniyor. Bu rakamlar, bir köylünün, bir emekçinin, bir çevre gönüllüsünün ödeyebileceği paralar değil,” diyor ve ekliyor:

“Benim derdim şu: Vatandaşa ‘Sen haklı olabilirsin ama paran yoksa mahkemeye giremezsin’ denemez. Çevre davaları bireysel çıkarlar için değil, hepimizin geleceği için açılıyor. Bu yüzden ben de bu engelin kaldırılması için harekete geçtim. Çünkü bu mesele sadece parayla ilgili değil, hakkını arayıp arayamamakla ilgili.” Bianet

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *