DİSK Gaziantep Bölge Temsilcisi Ali Güdücü, “Siyasi iktidar, tüm emekçileri güvencesiz ve kuralsız çalıştırmak istiyor!
Kıdem tazminatını kaldırarak iş güvencemizi yok ediyor! Özel İstihdam Büroları'yla işçi simsarlığını teşvik ediyor!
Emekçilere kölelik dayatıyor!” diye açıklama yaptı.
Kıdem tazminatının kaldırılmsının protesto edilmesi amacıyla eylem düzenleyen DİSK Bölge Başkanlığı,"Kıdem tazminatını işçilerin çoğunluğu alamıyor. Tek çare kıdem tazminatının mevcut biçimini kaldırarak bir fon/sandık kurulmasıdır" çağrısı yaptı.
Düzenleneneylemde, “Hükümetin 2016 eylem planında yer alan düzenlemenin amacı, patronların işçileri işten çıkartma maliyetlerini düşürmektir. Kıdem tazminatlarımız, yani ücretimizin ödenmesi sonraya bırakılmış kısmı (13.ay ücretimizi sermaye için "yük" olarak görülmektedir. "işçilerin çoğunluğu kıdem tazminatı alamıyor" bilgisi de doğru değildir. İşçiler dava açmaları halinde çoğunlukta tazminatlarını almaktadır. İşverenlerin hukuksuzluğunu önlemek yerine, kıdem tazminatı fiilen kaldırılarak hukuksuzluğa hukuk üretilmek isteniyor. Kıdem tazminatı fona/sandığa devredildiğinde, işveren işçi çıkardığında toplu bir ödeme yapmak zorunda kalmayacak. Böylece işten çıkarmalar kolaylaşacaktır. Tüm işçiler "gündelikçi" gibi çalışacak, sendikalaşma imkansız olacak; işçilere sürekli giriş-çıkış yapılabilecek” denildi.
“Mevcut koşullarda kıdem tazminatından sadece işten atıldığımızda değil birçok durumda faydalanabiliyoruz” denilen açıklamada, “İşveren hakkımızı yediğinde, askerlik hizmeti dolayısıyla, kadınlar evlendiklerinde, 15 yıl sigortalılık süresini ve 3600 gün prim ödeme süresini doldurduysak, emeklilik halinde kendi isteğimizle işten ayrıldıysak kıdem tazminatına hak kazanıyorduk. Ayrıca kayıtdışı çalıştırılmamız halinde veya tazminat ödememek için işe giriş çıkış yaptırıldığında dava yolu ile kıdem tazminatını alma şansımız vardı.
Fon/sandık sisteminde bu yararlanma koşulları ortadan kalkacak. Ödeme emekli olduğumuzda ya da 10 yıl gibi bir kıdemde ev alma gibi şartlar bağlı olarak yapılacak.
Kıdem tazminatı işverenin sorumluluğunda olan bir meseledir, esas olarak işçi ile işveren arasındaki ilişkinin sona ermesiyle ilgilidir. Böyle olmaktan çıktığında, adı "emeklilik fonu", "emeklilik sandığı" olur ama "kıdem tazminatı" olamaz. "paralel" bir emeklilik sistemi kıdem tazminatı yerine ikame edilemez. Çünkü iş güvencesi sağlamaz!
Zorunlu Tasarrufu Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Hesapları, İşsizlik Fonu... Bu fonların hepsi siyasal iktidarlar tarafından yağmalanmıştır ve yağmalanmaktadır. Türkiye'de milyonlarca işsiz açlıkla mücadele ederken, İşsizlik Fonu'ndan patronlara 50 milyon liraya yakın kaynak aktarılmıştır.
Kimi yetkililer "Kazanılmış haklara dokunulmayacak" diyor. Yani kıdem tazminatının bundan sonra işe girenler için ortadan kaldırılacağını söylüyorlar. Peki bu doğru olsa bile, yeni işçiler uzaydan mı gelecek? Onlar bizim çocuklarımız olacak. Bizden önceki kuşakların bedeller ödeyerek kazandıkları haklar, çocuklarımız için bize emanettir. Çocuklarımızı günübirlik, amele pazarı usulü çalıştırmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.!
Yapılan açıklamada ayrıca, 1 - Mevcut yasaya (1475 sayılı yasanın yürürlükteki 14. maddesi) bir cümle koyarak, bir yılın altında çalışanlar da kıdem tazminatı ödenmesi sağlanmalıdır. İflas nedeniyle ödenmeyen kıdem tazminatını devletin ödemesi ve işverenden haciz yoluyla tahsili sağlanmalıdır. İflas halinde bankaların, devletin değil işçilerin alacaklarının ödenmesi öncelikli ve imtiyazlı hale getirilmesi gerekmektedir. Kıdem tazminatı ödemeyen işverenlere ağır yaptırımlar getirilmelidir. 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan "kıdem tazminatı tavanı" kaldırılmalıdır.
Sendikal barajlar, örgütlenmenin ve grev hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır” önerilerine yer verildi. Arzu Bulut
Kıdem tazminatını kaldırarak iş güvencemizi yok ediyor! Özel İstihdam Büroları'yla işçi simsarlığını teşvik ediyor!
Emekçilere kölelik dayatıyor!” diye açıklama yaptı.
Kıdem tazminatının kaldırılmsının protesto edilmesi amacıyla eylem düzenleyen DİSK Bölge Başkanlığı,"Kıdem tazminatını işçilerin çoğunluğu alamıyor. Tek çare kıdem tazminatının mevcut biçimini kaldırarak bir fon/sandık kurulmasıdır" çağrısı yaptı.
Düzenleneneylemde, “Hükümetin 2016 eylem planında yer alan düzenlemenin amacı, patronların işçileri işten çıkartma maliyetlerini düşürmektir. Kıdem tazminatlarımız, yani ücretimizin ödenmesi sonraya bırakılmış kısmı (13.ay ücretimizi sermaye için "yük" olarak görülmektedir. "işçilerin çoğunluğu kıdem tazminatı alamıyor" bilgisi de doğru değildir. İşçiler dava açmaları halinde çoğunlukta tazminatlarını almaktadır. İşverenlerin hukuksuzluğunu önlemek yerine, kıdem tazminatı fiilen kaldırılarak hukuksuzluğa hukuk üretilmek isteniyor. Kıdem tazminatı fona/sandığa devredildiğinde, işveren işçi çıkardığında toplu bir ödeme yapmak zorunda kalmayacak. Böylece işten çıkarmalar kolaylaşacaktır. Tüm işçiler "gündelikçi" gibi çalışacak, sendikalaşma imkansız olacak; işçilere sürekli giriş-çıkış yapılabilecek” denildi.
“Mevcut koşullarda kıdem tazminatından sadece işten atıldığımızda değil birçok durumda faydalanabiliyoruz” denilen açıklamada, “İşveren hakkımızı yediğinde, askerlik hizmeti dolayısıyla, kadınlar evlendiklerinde, 15 yıl sigortalılık süresini ve 3600 gün prim ödeme süresini doldurduysak, emeklilik halinde kendi isteğimizle işten ayrıldıysak kıdem tazminatına hak kazanıyorduk. Ayrıca kayıtdışı çalıştırılmamız halinde veya tazminat ödememek için işe giriş çıkış yaptırıldığında dava yolu ile kıdem tazminatını alma şansımız vardı.
Fon/sandık sisteminde bu yararlanma koşulları ortadan kalkacak. Ödeme emekli olduğumuzda ya da 10 yıl gibi bir kıdemde ev alma gibi şartlar bağlı olarak yapılacak.
Kıdem tazminatı işverenin sorumluluğunda olan bir meseledir, esas olarak işçi ile işveren arasındaki ilişkinin sona ermesiyle ilgilidir. Böyle olmaktan çıktığında, adı "emeklilik fonu", "emeklilik sandığı" olur ama "kıdem tazminatı" olamaz. "paralel" bir emeklilik sistemi kıdem tazminatı yerine ikame edilemez. Çünkü iş güvencesi sağlamaz!
Zorunlu Tasarrufu Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Hesapları, İşsizlik Fonu... Bu fonların hepsi siyasal iktidarlar tarafından yağmalanmıştır ve yağmalanmaktadır. Türkiye'de milyonlarca işsiz açlıkla mücadele ederken, İşsizlik Fonu'ndan patronlara 50 milyon liraya yakın kaynak aktarılmıştır.
Kimi yetkililer "Kazanılmış haklara dokunulmayacak" diyor. Yani kıdem tazminatının bundan sonra işe girenler için ortadan kaldırılacağını söylüyorlar. Peki bu doğru olsa bile, yeni işçiler uzaydan mı gelecek? Onlar bizim çocuklarımız olacak. Bizden önceki kuşakların bedeller ödeyerek kazandıkları haklar, çocuklarımız için bize emanettir. Çocuklarımızı günübirlik, amele pazarı usulü çalıştırmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.!
Yapılan açıklamada ayrıca, 1 - Mevcut yasaya (1475 sayılı yasanın yürürlükteki 14. maddesi) bir cümle koyarak, bir yılın altında çalışanlar da kıdem tazminatı ödenmesi sağlanmalıdır. İflas nedeniyle ödenmeyen kıdem tazminatını devletin ödemesi ve işverenden haciz yoluyla tahsili sağlanmalıdır. İflas halinde bankaların, devletin değil işçilerin alacaklarının ödenmesi öncelikli ve imtiyazlı hale getirilmesi gerekmektedir. Kıdem tazminatı ödemeyen işverenlere ağır yaptırımlar getirilmelidir. 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan "kıdem tazminatı tavanı" kaldırılmalıdır.
Sendikal barajlar, örgütlenmenin ve grev hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır” önerilerine yer verildi. Arzu Bulut