ANASAYFA arrow right Güncel

Şehir hızla büyüyor, nüfus yoğunluğu artıyor, ekonomik baskı hissediliyor

Şehir hızla büyüyor, nüfus yoğunluğu  artıyor, ekonomik baskı hissediliyor
YAYINLAMA: 24 Şubat 2026 / 19.28
GÜNCELLEME: 24 Şubat 2026 / 19.28

Ülke genelinde olduğu gibi 3 milyona yakın nüfusun barındığı Antep’te de şiddet ve öfke patlamalarının görünürlüğü belirgin olarak artıyor
Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Gaziantep’te gözlemlenen tablo genel eğilimle paralellik taşıyor. Şehir hızla büyüyor, nüfus yoğunluğu artıyor, ekonomik baskı hissediliyor ve kültürel yapı gereği aile içi iletişimde sınırların net olmadığı durumlara sıkça rastlanıyor. Göç hareketliliği, farklı yaşam kültürlerinin iç içe geçmesi ve geçim yoğunluğu birçok bireyin duygusal yükünü artıran faktörler olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bölgede öfke kontrolü, stres yönetimi ve aile içi iletişim konularında destek arayışı artıyor’’ şeklinde konuştu.
Farkındalığın toplum
genelinde artması gerekiyor

Dinamikler biraraya geldiğinde toplumda görülen şiddet davranışlarının yalnızca bireysel bir problem değil, çok yönlü bir psiko sosyal süreç olduğunun anlaşıldığını kaydeden Yengil, ‘’Öfkenin doğal bir duygu olduğu bilinse de, bu duygunun nasıl yönetileceği ve nasıl ifade edileceği konusunda öğrenilebilir becerilere ihtiyaç duyulduğu açıkça görülüyor. Duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, aile içi iletişimin iyileştirilmesi, çocukların ve gençlerin duyguları sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmesi, psikolojik desteğin erişilebilir olması ve farkındalığın toplum genelinde artması şiddetin görünürlüğünü ve öfke patlamalarının sıklığını azaltmada önemli adımlar oluşturuyor. Bu değişim bireysel farkındalıkla başlayıp toplumsal düzeyde desteklendiğinde, daha güvenli ve daha sağlıklı ilişkilerin kurulması mümkün hâle geliyor’’ dedi.
Duygusal yük biriktiğinde  
insanlar daha hızlı tetikleniyor

Son yıllarda toplumda hem şiddetin hem de ani öfke patlamalarının görünürlüğünün belirgin biçimde arttığına dikkat çeken Yengil, ‘’Farklı yaş gruplarından, mesleklerden ve sosyoekonomik düzeylerden bireylerde ortak bir tablo dikkat çekiyor: yoğun stres, kronik yorgunluk, kaygı, geleceğe dair belirsizlik hissi ve duygusal tükenmişlik. Bu duygusal yük biriktiğinde insanlar daha hızlı tetikleniyor, daha çabuk savunmaya geçiyor ve iletişimde sağlıklı düşünme kapasitesi kolayca devre dışı kalabiliyor. Bu da küçük bir tartışmanın bile büyümesine zemin hazırlıyor’’ ifadelerini kullandı.

Birçok kişi öfkeyi ancak taşma noktasında fark edebiliyor

Şiddetin ya da kontrolü kaybeden öfke tepkilerinin bir anda ortaya çıkmadığı kaydeden Yengil, bunların çoğu zaman uzun süre bastırılmış duyguların, ifade edilemeyen ihtiyaçların ve çözülememiş sorunların sonucu olduğunu belirtti, toplumda duyguları kelimelere dökmek yerine içe atmaya yönelik güçlü bir alışkanlık olduğu için, birçok kişi öfkeyi ancak taşma noktasında fark edebildiğini sözlerine ekledi.
Bireylerde “sorun çözme biçimi” olarak şiddetin normalleştiği görülüyor

‘Sağlıklı iletişim becerilerinin yaygın olmayışı, öfkenin konuşularak değil, patlayarak dışarı çıkmasına neden oluyor’ diyen Yengil, model alma yoluyla öğrenilen davranışların şiddet döngüsünü besleyen önemli bir etken olduğunu ifade ederken, ‘’Evde, sokakta, medyada ya da sosyal medyada sıkça şiddet örnekleriyle karşılaşan bireylerde “sorun çözme biçimi” olarak şiddetin normalleştiği görülüyor. Teknolojik hız, ekonomik zorlanmalar, sürekli rekabet hâli, sosyal medya kıyaslamaları ve gündelik yaşamın yoğunluğu gibi faktörler bireylerin duygusal dayanıklılığını zorlayan unsurlar arasında yer alıyor. Bu koşullar altında sinir sistemi sürekli tetikte kalıyor ve kişi herhangi bir olumsuz durumda düşünerek değil, otomatik bir tepkiyle hareket edebiliyor. Bu da öfkenin yönetilmesini zorlaştırıyor. Yeni danışan başvurularında öfke kontrolü, ilişkilerde çatışma, tahammül azalması ve iletişim kopukluklarıyla ilgili konuların giderek daha fazla yer tuttuğu görülüyor’’ değerlendirmesinde bulundu. Haber Merkezi

 

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *