ANASAYFA arrow right Güncel

Uyuşturucuda en kritik dönem 15-24 yaş arası

Uyuşturucuda en kritik dönem 15-24 yaş arası
YAYINLAMA: 19 Ocak 2026 / 12.01
GÜNCELLEME: 19 Ocak 2026 / 12.01

Memorial Şişli Hastanesi Uzman Psikiyatri Doktoru Sadıga Osmanlı Shirolu, artan uyuşturucu kullanımına dikkat çekerek ebeveynleri uyardı. En kritik dönemin 15-24 yaş arası olduğunu belirten Shirolu, tek denemenin bile riskli olduğunu vurguladı. 

Nefes'in haberine göre; Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verileri 2024’te 10 milyonu aşan bağımlı sayısının 2025 itibarıyla 15 milyona yaklaştığını gösterdi. Kullanım yaşının 12’ye düşmesi ise tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. 

Memorial Şişli Hastanesi Uzman Psikiyatri Doktoru Sadıga Osmanlı Shirolu, ebeveynleri uyararak şunları söyledi: 

"En sık karşılaştığımız şey, başvuran hasta profilinin gençleşmesi ve madde kullanımının daha fazla normalleştirilmesi. “Arada bir”, “Sosyal ortamda” diye başlayıp düzenli kullanıma kayabilen gençlerin başvurularıyla karşılaşıyoruz.

"Ergenliğin sonu ve genç yetişkinliğin başı çok riskli"

Saha verileri, maddeyle ilk temas ve başlama açısından en kritik dönemin 15–24 yaş aralığı olduğunu gösteriyor. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın raporuna göre, 2024’te maddeye başlayanların yüzde 67,6’sı bu yaş grubunda yer alıyor. Bu tablo bize, riskin “ergenliğin sonu–genç yetişkinliğin başı” döneminde yoğunlaştığını; yani üniversite/işe geçiş, sosyal çevrenin değiştiği ve deneme eşiğinin düştüğü yıllarda belirginleştiğini anlatıyor.

Sosyal medya nasıl etkiliyor?

Bazı içerikler maddeyi “eğlenceli” veya “zararsız” gibi gösterip zarar kısmını görünmez kılabiliyor. Ayrıca çevrimiçi ortamlar akran etkileşimini de büyütüyor, aynı fikrin tekrar tekrar dolaşması bir davranışı daha sıradan gösterebiliyor; yani kullanım meşrulaştırılabiliyor.

"Bir kere denemek 'masum' değil"

“Bir kere denemek” masum bir adım gibi görünse de risk her zaman öngörülebilir değildir. Çünkü maddenin içeriği, kişinin biyolojik yatkınlığı, o günkü ruh hali gibi faktörler sonucu belirgin biçimde değiştirebilir. Ayrıca ortam ve akran etkisi küçümsenmemeli. “Ortamda var, ama ben kullanmıyorum” yaklaşımı çoğu zaman sürdürülebilir değildir, sınır aşımı kolaylaşabilir. Bir de zor duygularla baş etmek için maddeye değil, etkisi kanıtlı baş etme yöntemlerine yönelmek gerekir. Uyku ve rutinleri güçlendirmek, spor ve bedensel aktiviteler, güvenilir bir yetişkinle konuşmak, psikolojik destek almak gibi.

Aileler nasıl iletişim kurmalı?

Aileler, sakin ve net bir dille “Seni suçlamak için değil, anlamak ve güvende tutmak için konuşmak istiyorum” şeklinde yaklaşılmalı. Amaç itiraf koparmak değil; gencin savunmaya geçmeden konuşabileceği güvenli bir alan açmaktır. “Sana saygı duyuyorum ama güvenlik benim sorumluluğum; bazı kuralları ve takibi birlikte belirleyeceğiz” demeliyiz. Genç konuşmayı reddetse bile, “Konuşmaya hazır olduğunda buradayım, bunu görmezden gelmeyeceğiz” mesajını vermek ilişkiyi korur. Aile içi gerginlik artıyorsa profesyonel destek süreci sağlıklı zemine taşır.

“Bizim evde olmaz” rahatlığı da olmasın, utandıran–sert tepkiler de olmasın. İkisi de sorunu büyütebilir. Doğru olan sakin bir dille konuşmak, net sınır koymak ve erken işaretleri ciddiye almaktır. “Bir kere” ifadesi hafife alınmamalı; ama genç köşeye sıkıştırılmadan hızlı ve doğru destekle risk büyümeden yönetilmelidir." T24

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *