Eğitim Emekçileri Sendikası son aylarda okullarda tırmanışa geçen şiddet olaylarıyla ilgili yaptıkları basın toplantısında, şiddete seyirci kalınmasının sorunu daha da artırabileceğine dikkat çekerken MEB’in bu konuda ciddi bir çalışmasının olmadığını söyledi.
MEB, sorunları görmezden geliyor
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in okullarda şiddettin kaynağı olarak basını hedef göstermesinin sorunun kaynağını araştırmak yerine görmezden geldiğinin en açık işareti olduğunu söyleyen Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Okullardaki şiddet, görmezden gelinmeyecek, önemsenmeyecek kadar basit ve sıradan olaylar değildir” dedi.
Sorunlar hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan değerlendirilmeli
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının hem psikolojik hem de sosyolojik bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Eğitim Sen- Şube Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Okulda şiddet, erişkinlerin tepkisel yaşamının en açık bir şekilde görünen şekillerinden birisidir. Çocuk ve gençlerin hem şiddetin uygulayıcısı, hem de şiddetin mağduru olduğuna dikkat edilmelidir. Bu nedenle okullarda yaşanan şiddet olayları hem psikolojik, hem de sosyolojik bir sorun olarak ele alınmalıdır’ dedi.
Aile ve çocuk eğitim kurumları geliştirilip yaygınlaştırılmalıdır
Saldırgan çocukların aileleri üzerine yapılan akademik çalışmalarda en çok dikkati çeken özelliklerden birinin de babaların annelere ağır bir şekilde fiziksel şiddet uygulamaları olduğuna dikkati çeken Bozgeyik, “Çocuklar, şiddet uygulayan ebeveynlerini model aldıklarından dolayı, onları taklit etmektedir. Çocuk yaşlardaki taklitler, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde geçek davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan, aile içi şiddetin önüne geçecek mekanizmalar oluşturulmalı, aile ve çocuk eğitim kurumları geliştirilerek yaygınlaştırılmalıdır" diye konuştu.
Davranış bozukluğu tedavisinde tüm olanaklar seferber edilmeli
Davranış bozukluğu sergileyen çocukların psikolojik destek alması gerektiğini, bu noktada devletin gerekli maddi olanakları seferber etmesi gerektiğini söyleyen Bozgeyik “Okulda şiddetin önlenebilmesi için, sorun fark edildiğinde gecikmeksizin müdahalenin yapılması gerekmektedir. Müdahalecin yöntemi önemlidir. Temel amaç sorunu anlamak ve en etkin müdahale yöntemini uygulamaktır. Korkutma, bastırma, ayıplamanın uzun vadede çözüm olmadığı bilinmektedir” şeklinde açıklama yaptı.
Rehber öğretmenlerin artırılması okullardaki şiddetin önünü kesebilir
MEB sisteminde rehberlik sisteminin yeterince önemsenmediğini, rehberlik sisteminin önemsenmesi ve yaygınlaşmasının öğrencilerin yaşam tarzlarının değişmesinde olumlu rol oynayacağını kaydeden Bozgeyik, “Öğrenciler arasında alkol ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması da şiddet olaylarını artırmaktadır. Zararlı alışkanlıklar öğrencilerin dayanımını olumsuz yönde etkilemektedir. Okulda şiddetin önlenmesinde rehberlik uzmanlarının rolü önemlidir. Rehberlik uzmanı ile sorunlu öğrencilerin yapıcı görüşmeleri, öğrencilerin yaşam tarzlarının değişmesinde önemli bir rol oynayabilir. Rehberlik hizmetlerinin önemsenmesi ve yaygınlaştırılması şiddet sorunun çözümünde önemli bir adım olacaktır" dedi.
Davranış bozukluğu gösterenler tespit edilip tedavi ettirilmeli
“Erken uyarı işaretlerini bilmek ve potansiyel şiddet oluşturacak davranışları fark etmek ve bu işaretleri gösterin çocuklan teşhis etmek gerekir” diyen Bozgeyik, “Bu süreçte, mutlaka krize müdahale planı yapılmalı, ani gelen travmalara karşı nasıl davranılması, şiddet davranışı karşısında neler yapılması gerektiği bu planda bulunmalıdır. Çocuklarımızın içinde bulundukları toplumsal çevreye özen gösterilmeli, davranış bozukluğunun kökeninde toplumsal çevrenin nasıl bir rol oynadığı irdelenmelidir içinde bulunulan çevre suç işlemeye itiyorsa, çevre değiştirilmelidir” diye konuştu.
Kimsesiz çocuklar koruma altına alınmalı
Kimsesiz ve korumasız çocukların, devlet tarafından koruma altına alınması gerektiğini, çocuk ıslah evlerinin ise birer cezaevi olmaktan çıkarılıp eğitim ve öğretim kurumlarına dönüştürülmemesi gerektiğini öneren Bozgeyik, “Göç, planlı kentleşme ve nüfus planlamasına dönük olarak, sürekliliği olan ve sağlıklı işleyen eğitim ve bilgilendirme mekanizması oluşturulmalı, göç eden ailelerin çocuklarının yeni toplumsal çevrelerine uyum sağlamaları için gerekli psikolojik destek sağlanmalıdır. Öğretmenlerimizin topluma yansıyan şiddet dalgasının geriletilmesinde önemli bir rolleri vardır. Bu bakımdan, okulları esir alan şiddet ve çeteleşme olgusunun önüne geçmek için eğitim öğretim kurumlarında suç ve ceza kavramı üzerinde bilgilendirici, eğitici, açıklayıcı etkinlikler düzenlenmelidir" şeklinde açıklama yaptı.
