Sonsuza kadar

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Ev alıyorsun, sonsuza kadar o evde yaşayacakmışsın gibi davranıyorsun. Araba alıyorsun, sanki sonsuza kadar o arabaya binecekmişsin gibi yaşıyorsun. Bir gün bütün bu varlığı bırakıp gideceğin hiç aklına gelmiyor. Neden böyle acaba?
İnsanın içinde sonsuz yaşama istek ve arzusu var. Bu istek doğuştan getirdiğimiz içgüdüsel bir istek. Firavunlar yüzyıl boyunca yüz binlerce insanı çalıştırarak piramitler yaptırmış. Hepsinin temelinde bu sonsuz yaşama aşkı var. İnsan sonsuz istek ve arzulara sahip. İstek ve arzuların hiç bitmez. Hep istersin. İstediğine kavuşursun, bu sefer daha fazlasını istersin. Ne gözlerin doyar ne miden. “İnsanın gözlerini bir avuç toprak doyurur” demiş atalar. Sınırlı bir hayatta sınırsız istek ve arzular sana hep zarar veriyor.
Bir mistik çok güzel kumdan heykeller yaparmış. Sabah saatlerinde kumsallar sakin olur. Mistik bu saatlerde kumsala çıkar, o gün için kafasında tasarladığı kumdan heykeli yaparmış.
Akşama doğru halk kumsala gelip, bu adamın yaptığı heykellere hayranlıkla bakarmış. O kadar güzel yaparmış ki sadece ruh üflenmesi gerekiyormuş konuşması için. Heykeli beğenenler mistiğe para atarlarmış. Ama mistik o paraları almazmış bile. Çünkü heykeli para karşılığında yapmıyormuş.
Bir gün birisi ona yaklaşmış. “Neden bu heykelleri mermerden yapmıyorsun? Onlar sonsuza dek kalır” demiş. Mistik “Hiçbir şey kalıcı değildir” demiş. Hiçbir şey kalıcı değil. Belki bazıları daha uzun ömürlü ama hiçbir şey kalıcı değil. Binlerce kralın sarayı şimdi baykuşlara mekan oldu. Adam gene mistiğe “Bütün gün çalışıyorsun. Heykel tamamlanmak üzere iken heykele bir şey olup yıkıldığında üzülmüyor musun?” demiş. Mistik “Hayır” demiş.
“Varoluşun tümü anlıktır. Hayal kırıklığı söz konusu değil. Ben onu yapmaktan zevk alıyorum. Bir okyanus dalgası da onu yıkmaktan zevk alıyorsa o zaman ikimizde zevk alıyoruzdur. Ben yaparken, dalga yıkarken… Bu yüzden varoluşta iki kat coşku, haz, lezzet olur. Neden hayal kırıklığına uğrayayım. Dalganın kum üzerinde benim kadar gücü var. Belki daha fazla”.
Varoluşa teslim ol. Kendini hayatın akışına bırak. Aşçı yemek yapmaktan zevk alır, müşteri yemekten… Çiçek güzel kokular yaymaktan zevk alır, arı o koku ve bal özünden… Yağmur yağmaktan zevk alır, bitkiler onu emmekten… Varoluşun temelinde zevk var, haz var, lezzet var. Gözlerin görmekten zevk alıyor. Eğer gözlerin görmekten zevk almasaydı belki kör olurdun. Dilin tatmaktan zevk alıyor. Bazen gribal enfeksiyon geçiriyorsun ve dilin zevk alma, tatma alma yönü geçici bir süre yok oluyor. O zaman yemek yiyemiyorsun. Kulağın güzel sesleri duymaktan zevk alıyor. Onun için müzik dinliyorsun.
Bir sabah uyandın ve kulağın “Ben bu günden itibaren duyma işini yapmayacağım. İstifa ediyorum” dese ne yapardın? Burnun koklama işini bıraksaydı, halin nice olurdu? Bütün bu uzuvlar senin kölen değil. Sana verilmiş değerli organlar. Kıymetini bil. Gözlerini sev, kulağını sev, dilini, dudağını sev. Bütün bunların hepsi sana emaneten verilmiş. Sen çevrendeki herkesle ve her şeyle ilişki içindesin. Bir yılanı gördüğün zaman sakın öldürme. Çünkü o yılanda bir şekilde senin hayatta kalmana yardımcı oluyor. O yılan da varoluşun bir parçası. Bir ağacın dalını kırma. O senin kardeşin. Sen kainatın sadece ufacık bir parçasısın. Kendini onlardan ayrı görme. Sen sadece bir damla değilsin. Kocaman varoluş okyanusunun bir parçasısın. Kendini okyanustan ayrı görme. Varoluşta hiçbir şey kalıcı değildir. Sen ev yapmaktan zevk alıyorsun, ama ateş yakmaktan zevk alıyor. Eğer evin yanıyorsa kendini harap etme. Bırak ateş yakma zevkini yaşasın. Sen yenisini yaparsın. Varoluş anda yaşanır. Varoluş dünü ve yarını yaşamaz. Her anın zevkini çıkar. Ne gelecek korkusu, ne de geçmişin elemi ile ilgilenmez varoluş. Sen zamana ve mekana sahip değilsin. Onun sahibi var. Okyanustaki bir gemi gibi kendini dalgalara emanet et.
Dalgalar seni sallıyorsa sen de nenni söyle. “Batacağım, öleceğim” diye endişe etme. Er ya da geç okyanus sakinler ve sen de sahile ulaşırsın. Teklik sana kaybettirir. Bütüne dal. Varoluşta yok ol.


Sonsuza kadar