Hangi Çağda
Zaman zaman kendime sorarım, hangi çağda yaşamaktayız? Hani takvimlerden bazı insanların haberi olmadığına inanmaktayım. 2026 senesinde yaşamaktayız. Yani İSA’nın dünyaya gelmesinden tam tamına 2026 yıl geçmiş. Bizim hala birkaç adım ileriye gidemediğimizi görmekteyim. Osmanlı Devletinden kalan kötü bir alışkanlık vardır. Biz bu alışkanlığı hala sürdürmekte ısrar etmekteyiz. Sultan I. Murat zamanında kurulan, ‘KÜNHÜ’L-AHBAR’ adlı eserde anlatılan KÖS, Davul, Zurna, Nakkare ve Nefir çalgıları ile çalınan eserle ordunun yürüyüşünde her üç adımda bir durup hafif sağa veya sola dönülerek yürünür. Halk, Mehter yürüyüşünü iki adım ileri bir adım geri olarak tanımlar, ama gerçek böyle değildir. Bu yürüyüşün orduya moral vermek adına yapıldığına inanılır.
Ancak Anadolu’nun mümbit topraklarında iki adım ileriye gitmeye çalıştığımız zamanlarda, birileri ülkenin ilerlemesini engellemek adına türlü oyunlar oynamakta. Hatta yurt dışından kontrol edilen ipler, tıpkı Hayali Küçük Ali olarak bilinen Mehmet Muhittin Sevilen’in perdede oynattığı Hacivat ile Karagöz misali, ülkemin başka güçler tarafından oynatılmasını seyretmek, beni derinden üzmektedir. Buna alet olanları da izlemekten son derece rahatsız olduğumu ifade etmek isterim. ATA rahmetlinin gençliğe hitabesinde söylediği ‘GAFLET VE DALALET’ bu olsa gerek.
Geçtiğimiz senelerde Sayıştay’ın 2023 yılına ait raporları yayınlandı. Kimse Köy İşleri Bakanlığının harcamaları hakkındaki rapora itibar etmedi.
Orman Bakanlığına ait harcamaların raporuna da fazla itibar edilmedi. Çünkü Bakanlık kendi inisiyatifinde hiçbir iş yapamadığından, harcamaların nün de Saraydan yönetilmekte olduğunu sağır sultan bile bilmekte.
Neden böyle olduğunu merak edenlere bilgi aktarayım. Orman Bakanlığı, orman yangınlarında kullanılacak söndürme uçakları alımı konusunda bir fon oluşturmuş. Fonda para birikmeye başlamış, daha sonra unutmuşlar bu fonu, fonda biriken para da buharlaşmış. Düşünün bir kere, fondaki unutulan paraya kim el koyar? Bildiniz, Beş Tepedekiler bu fona sahip çıkmışlar, ama sonra ne olmuş kimse bilmemekte. Günde 17 milyon lira harcaması olan bir sistemde, fonun esamisi bile okunmaz.
Senelerce önce yayınlanan Milliyet Gazetesinin sayfalarını bilmem hatırlar mısınız? Hürriyet ve Milliyet gazetesinin iç sayfalarında resimli çizgi roman dizileri vardı. HOŞ MEMO, BASRİ ve TONTON gibi karakterler yer alırdı. Bunların bazılarının çizimini BEDRİ Koraman yapardı. Hatta bazılarının sözlerini de Halit Kıvanç dillendirirdi. Bugün bu ustalar hayatta değil ancak eserleri yaşamakta.
Günlük yaşam sorunlarının karikatürize edildiği, ‘çizgi roman’ diye de adlandırılan gazetenin bu köşesini çok severdim. Bunların içinde HOŞ MEMO, sevdiği yavuklusu ile bir vadinin kenarında ayağı kayar ve vadiye düşmeye başlar. Düşerken bir dala tutunur, dal kırılır yine düşer de düşer. Vadinin ismi ise ‘DİPSİZ VADİ’ .
İşte Beştepenin harcamalarını bu vadiye benzetmekteyim. 2025 senesinde planlanan bütçe 21,5 milyar Türk lirası iken, 2025 senesinde harcanan bütçe 46.37 milyar lira olarak gerçekleşmiş. Sarayın günde 128.8 milyon lira olan harcamalarını denetleyen hiçbir kurum bulunmamakta. Bu arada Örtülü Ödenek olarak ayrılan bütçenin ne kadar olduğunu kimse bilmemekte. Bu kısmın da denetim dışı olduğunu unutmamak gerekir.
Dünya liderleri ülkelerindeki birçok sorunları çözmeleri sonrası 22-23 Eylül 2024 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıya ülkemizin CUMHUR’u da katılmak için 2 uçakla Newyork’a gitti.
İngilizcesi ‘Summit Of The Future’ , ‘Gelecek İçin Sözleşme’ Davetiyesinde belirtilen bir cümleyi aktarmak isterim: ‘Dünya liderleri, Küresel Dijital Sözleşme ve Gelecek Nesiller Bildirgesi’ni içeren bir Gelecek Paktı’nı kabul ediyor. Pakt, Barış ve Güvenlik, Sürdürülebilir Kalkınma, İklim Değişikliği, Dijital İşbirliği, İNSAN HAKLARI, Cinsiyet, Gençlik ve Gelecek Nesiller ve Küresel Yönetişimin Dönüşümü gibi Geniş bir tema yelpazesini Kapsar’ demekte.
Bu PAKT’a imza koyan dünya liderleri, sözleşmenin 17 maddelik kısmını çok iyi okumuş olsalar gerekir. Bilhassa 13’üncü maddede, insan hakları ile ilgili bir cümle bulunmakta:
‘İnsan hakları Evrensel Bildirgesini 4 ve burada yer alan temel özgürlükleri onaylıyoruz’ demekte.
Sonrasında önemli bir husus daha bulunmakta, Pakt’ın 15’inci maddesini çok iyi okumak gerekir, İstanbul Sözleşmesini anımsatmakta: ‘Tüm Kadınların Siyasi ve Ekonomik Hayata Tam, Güvenli, Eşit ve Anlamlı Katılımı ve Temsili Olmadan Hedeflerimizin Hiçbirine Ulaşılamayız. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadınların Katılımı ve Tüm Kadınların ve Kız Çocuklarının Güçlendirilmesine Yönelik Çabalarımızı Hızlandırma Yönündeki ‘Pekin Deklarasyonu’ ve Eylem Platformu 5’e Bağlılığımızı Yeniden Teyid ederiz. HEDEF Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın ve Şiddetin Ortadan Kaldırılmasıdır.’
Türkiye bu sözleşmeye tek ayağını kaldırarak sahte imza koymuş olsa gerek, zira ‘Dostlar Alışverişte Görsün’ misali, 2025 senesinde 391 kadının erkekler tarafından öldürülmüş olması size ne ifade etmekte diye bir sözüm geldi söyledim, hem nalına hem mıhına.

