Gaziantep Üniversitesi'nin yürüttüğü bilimsel çalışmayla yörede nadir rastlanan 22 tür bitki üniversitenin botanik bahçesine taşındı. GAZÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elman İskender, 2001 yılında başlattıkları "Gaziantep Florasında Yetişen Bazı Nadir ve Nesli Tükenmekte Olan Ağaç ve Çalı Bitkilerinin Toplanarak Gaziantep Üniversitesi Botanik Bahçesi'ne İntroduksiyonu Projesi"ni tamamladıklarını söyledi.
40 Tür odunsu ve çalımsı bitki belirlendi
4 Yıl süren proje kapsamında ekipler oluşturarak İslahiye, Şahinbey, Nizip, Şehitkamil, Oğuzeli ve Araban İlçelerinde bulunan ve tarımsal üretim yapılmayan yayla ve alanlarda çalıştıklarını belirten Doç. Dr. İskender şunları söyledi: "Çalışmamız sırasında nesli tehdit altında olan 40 tür odunsu ve çalımsı bitki belirledik, bu bitkilerin 22'sine ilişkin örnek toplayıp botanik bahçemize taşıdık. Bu türler şimdi botanik bahçemizde bulunuyor ve an azından doğada yok olsalar bile botanik bahçemizde var olmayı sürdürecekler. Bu türler bazı köknar, alıç, yaban kirazı, şimşir, kekik, zahter, meşe ve porsuk türü bitkiler" dedi.
İncelenen tüm bitkilerin fotoğrafı çekildi
Doç. Dr. İskender, botanik bahçesine taşıdıkları nadir ve nesli tükenmekte olan bitkilerin biyoekolojik özelliklerine ve kök sistemlerinin gelişme durumuna ilişkin çeşitli incelemeler yaptıklarını da bildirdi. Çalışmaları sırasında nadir ve nesli tükenmekte olan bitkilerin birçoğunun insan kaynaklı etki sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını saptadıklarını vurgulayan Doç. Dr. Ískender, inceledikleri tüm bitkilerin fotoğraflarını çektiklerini ifade etti.
Botanik gezilerinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi az yer işgal etmiş
Doç. Dr. İskender, Türkiye'nin bitki türleri açısından çok zengin olduğuna işaret ederek, "Bu zenginliği oluşturan, ancak çeşitli nedenlerle kaybetmekte olduğumuz bitki türlerimizi korumaya önem vermeliyiz" diye konuştu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin, 1980'li yıllara kadar ekonomik, tarım ve sanayi yatırımları açısından az ilgi görmüş bir bölge olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. İskender, şunları söyledi: "Bu bölgede bilimsel yönden yapılan çalışmalar da tarım, madencilik ve kültürel çalışmaların dışında çok sınırlı sayıdadır. 18. yüzyıldan başlayarak Türkiye'nin çeşitli bölgelerine yapılan botanik gezilerinin içinde ne yazık ki Güneydoğu Anadolu Bölgesi az yer işgal etmiştir. Araştırıcılar öncelikle batı, kuzey, güney ve orta kesimleri tercih etmişler.
Endemik olan bitki türlerinin 81 tanesi Gaziantep'te
Ancak yabancı araştırıcıların 19. yüzyıldan başlayarak bölgeye yaptıkları çeşitli bilimsel gezilerle toplanan bitkiler, yaklaşık 150 yıl boyunca yurt dışına götürülerek çeşitli uluslararası herbaryumlarda değerlendirilmiştir." Doç. Dr. İskender, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin floristik yönden Türkiye'nin kendine özgü bölgelerinden birisi olduğunu. Türkiye'de bulunan bitkilerin yaklaşık yüzde 30-35'inin bu bölgede yayılış gösterdiğinin bilindiğini dile getirdi.
Doğada gereksiz hiçbir bitki türü yoktur
Türkiye için endemik olan bitki türlerinin 86'sının Adıyaman, 81'inin Gaziantep, 71'inin Mardin, 66'sının Diyarbakır, 61'inin Siirt ve 58'inin Şanlıurfa'da olduğunu belirten Doç. Dr. İskender, şunları kaydetti: "Bizim yürüttüğümüz çalışma yeni araştırmalarla desteklenmeli. Gaziantep'in ardından bölgede yer alan diğer illerdeki bitki türlerine ilişkin bilimsel tespitler yapılmalı. Nadir bulunan ve nesli tehdit altında olan bitkiler bulundukları yerde, botanik bahçelerinde korunmalı. Unutmayalım doğada gereksiz hiçbir bitki türü yoktur. Bitki türlerinin kaybolmasına seyirci kalmak ekosistemin bozulmasına seyirci kalmaktır."