Yaşama şansları büyük oranda aldıkları sağlık desteğine bağlı olan talasemi hastalarının önemli bir kısmının genç yaşta yaşamını yitirdiğini söyleyen Talasemi Derneği Başkanı Filiz Çıtacı, talaseminin yaygınlaşmasında akraba evliliğinin etkin olduğunu söyledi.
Tıp bilimi yokluğa çare bulamıyor
Tıbbın çare bulduğu, talaseminin yaygınlaşmasında ve ölümlerle, sonuçlanmasına neden olarak yoksulluk ve cehaleti işaret eden Çıtacı, "Talasemi, yaşam boyu bakım gerektiren bir hastalık. Talasemi hastası bir çocuk her gün göbekten iğne yaptırmak zorundadır. Hastanın durumuna göre değişmekle birlikte en az 15 gün de bir de kanı yenilenmelidir, Dengeli beslenmeden, iyi bir morale kadar pek çok etkeni dışarda tutsak bile sadece göbekten yaptırdığınız iğnenin değeri 8.5 YTL'dir. Ailelerin çoğu dar gelirli olduğu için enjektörü bile alamıyor. Tıp hastalığa çare buluyor, ancak görüyorsunuz ki yokluğa çare bulamıyor" dedi.
Akraba evliliğinin önüne geçilemiyor
Kentimizde ve bölgemizde talaseminin yaygın bir hastalık olduğunu, bunun de en önemli nedeninin akraba evliliğinden doğan çocukların fazlalığı söyleyen Çıtacı, "Köyler ilçeler başta olmak üzere kentimizde akraba evliliği yaygın. En az bunun kadar önemli bir başka konu da resmi nikah yaptırmadan çocuk sahibi olan aileler. Yine fakirlikten dolayı çiftler resmi nikah öncesinde istenen testlerden kaçıyorlar. Bazısı bu testin önemini bilmiyor, bazıları da bilse de test için para vermek istemiyor. Bu durum hem resmi nikahı engelliyor, hem de sağlıksız çocuklar doğabiliyor” diye konuştu.
Aşı, gibi evlilik öncesi test de ücretsiz yapılsın
Resmi nikah yaparken gereken sağlık testinin ücretsiz olması gerektiğini, aksi takdirde bugün yaygın olmayan hastalıkların da genç çiftler sayesinde topluma yayılabileceğini söyleyen Çıtacı, "Hayat boyu hem ailelerin hem de çocukların acı çekmeme si için önceden belirlenebilen hastalıklar konusunda önlem alınması toplum sağlığı için de çok önemli. Anne-babanın 50-100 YTL ödemekten kaçıp, ancak talasemi hastası bir çocuk dünyaya getirmesi, sadece çocuğa ve aileye değil topluma da bir yük getiriyor. ‘ Elbette çocuğun yaşadığı bu acı ve sıkıntıların hiçbir maddi karşılığı olamaz. Ancak çocuk bu sıkıntının içinde kendini ailenin maddi durumu olmadığı için buluyor. Anne-baba 50-100 YTL'yi veremiyor, diye kendilerini riske atıp resmi nikah yapmadan çocuk dünyaya getiriyor.
Çocuk 6 aylıkken başlıyor tedavi masrafları. Bunlar zaten maddi durumları iyi olsa baştan bu duruma düşmezlerdi. Sosyal güvenceleri de yok. Çocuk ya ölecek ya da devlet el uzatacak. Sonra telasemi bir iki yılda iyileşen bir hastalık değil. Yaşadığınız sürece tedavi gerektiriyor. İşte bu nedenle ben diyorum ki nasıl ki toplum sağlığı için devlet aşıları ücretsiz yapıyorsa, evlilik öncesi testleri de ücretsiz yapsın. İnsanlar da paradan kaçıp sağlıksız çocuklar dünyaya getirmesin" şeklinde açıklama yaptı.
Çıtacı, son olarak 13 yaşındaki Selim Yiğit ve 10 yaşındaki Erhan Dağlının yaşamını kaybettiğini, bu durumdan diğer küçük çocukların da etkilendiğini belirtirken, "Çocuklar biz de öleceğiz diye korkuyorlar. Ben onlara nasıl cevap veririm” dedi.
