AYM tam 12 yıldır tek karar vermedi, ortada sanık kalmadı, katledilenlerin yakınları bitmeyen acıyı anlattı
"Sivas davası sadece mağdur ailelerin davası değil; Türkiye’nin demokratikleşme ve kendi geçmişiyle yüzleşme davasıdır. Adalet saraylarında zamanaşımı kronometresini çalıştırarak bu büyük insanlık suçunu unutturabileceklerini sananlar yanılıyorlar. İnsanlığa karşı işlenen suçların unutturulmasına, hukuken örtbas edilmesine izin vermeyeceğiz"
Düşünün, memleketin orta yerinde, polisin jandarmanın gözü önünde, bundan tam 32 yıl 11 ay önce, gözü dönmüş, organize bir kalabalık, bir oteli ateşe verdi.
İçeride bulunanlar saatlerce hükümet yetkilileri ile görüştü, polisle görüştü, jandarma ile görüştü, İçişleri Bakanı ile görüştü.
Düşünün, içeridekiler, otel ateşe verildiğinde bile sakince kurtarılmayı beklerken, memleketin başbakanı, dışarıdaki “planlı/organize kalabalık” için endişe ediyordu.
Düşünün, herkesin gözü önünde çocuklar, gençler, bu ülkenin aydınları yanarak, boğularak can verdi.
2 Temmuz 1993’teki Madımak katliamı, öylesine organize bir eylemdi ki rahatça “provokasyon” kelimesi bile kullanılabildi. Katliama katılan ve sonradan az ceza almak için çırpınan itirafçılar, katliama katılan örgütleri tek tek anlatmalarına, günler öncesinden yapılan hazırlıkları söylemelerine rağmen katliam terör suçu bile sayılmadı.
Geçen 32 yıl 11 ayda yaşanan skandalları anlatmaya sayfalar yetmez.
Ve bugün hâlâ adalet mücadelesi sürüyor.
Kılını kıpırdatmayanlara, dönüp de dosyaya bakma zahmetine bile girişmeyenlere rağmen sürüyor.
Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, zamanaşımı kararlarını, eylemin “insanlığa karşı suç” sayılmaması kararını bundan tam 12 yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Bir yüksek mahkemenin daha önemli ne işi olabilir?
Bugüne kadar dosyanın kapağı bile kaldırılmadı.
Tek bir işlem yapılmadı.
Şimdi o ailelerden, katliamda yaşamını yitiren Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen, avukatları Günal Kurşun, Beydağ Tıraş Öneri ve Deniz Özbilgin vasıtasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.
AYM’nin 12 yıldır tek bir adım atmayarak etkisiz bir hukuk yolu olduğunu gösterdiğini anlattılar.
Katliam davası sırasında yaşanan yargı skandallarını…
Ve bu katliamın dosyasının neden zamanaşımı kararıyla kapatılamayacağını, neden insanlığa karşı işlenmiş bir suç sayılması gerektiğini…
Başvuruyu yapanların duyguları elbette karmakarışık… Öyle ki 29 harfin yaşananları anlatmaya yetmediğini düşünüyorlar. Katliamın 33. yılı yaklaşırken 33 kelime ile ifade etmeye çalışıyorlar. İsyan, öfke, çaresizlik, hepsi birbirine karışıyor. T24
