15 OCAK 1919 ANTEP İNGİLİZ İŞGALİNİN DEĞİŞEN YÜZÜ

YAYINLAMA: 15 Ocak 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 14 Ocak 2026 / 15.05

15 Ocak 1919’da Antep, Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesi bahane edilerek İngilizler tarafından işgal edilmişti. O gün işgalin ne olduğu konusunda kimsenin kafası karışık değildi: Yabancı askerler vardı, yabancı bayraklar vardı, yabancı komutanlar vardı. Şehir silah zoruyla teslim alınmıştı. İşgal gözle görülüyordu.

Bugün yabancı tank yok, asker yok, postallar yok ama işgal sadece silahla olmuyor.

1919’da Antep’in işgali fizikiydi. Bugün ise yaşadığımız kuşatma ekonomik , sosyal ve kültürel boyutta , çok daha derin ve çok daha tehlikeli.

1919’da işgal eden güç, şehrin sokaklarını askerle doldurmuştu. Bugün ise ülkenin damarlarında dolaşan şey asker değil; borç, kültüre yabancılaşma, hukuksuzluk, adaletsizlik. Devletin bütçesi dışa bağımlı. Uzun vadeli kalkınma planları artık yok. Ekonomi sıcak paraya, kredilere, dış finansmana muhtaç.
Üretim yerine tüketim teşvik ediliyor. Çalışanlar geçinmek için değil, hayatta kalmak için mücadele veriyor. Çalışan insanlar vergilerle ve anlamsız mevzuatla cezalandırılıyor. Sosyal devlet vatandaşlarına destekten uzak, üretenlerin önünde yüzlerce engel.

Bir toplumun geleceğinin, silah zoruyla değil; ekonomik çaresizlikle teslim alındığını yaşayarak görüyoruz.

İnsan borçluyken susuyor ,  geçim derdindeyken itiraz edemiyor,  yarınını düşünemediği için bugününü  savunamıyor.

1919’da Antep’te insanlar işgale karşı direndi çünkü kaybedecekleri şeyler belliydi: Toprak, onur, özgürlük.
Bugün ise insanlar direnemiyor çünkü kaybedecekleri şeyleri çok kişisel; işleri, kredileri, kiraları, çocuklarının geleceği,hatta özgürlükleri…

Ekonomik işgalin gücü de işte tam burada: İnsanı zincirlemiyor ama  bağımlı kılıyor.

Dün yabancı komutan tehditti. Bugün piyasalar, kredi notları, pazarda sebze fiyatları, hastanede tedavi ücretleri, okulda eğitim masrafları, adliyede sonucunun ne olacağını artık kestiremediğimiz yargı, şimdi başımızdaki “Demokles kılıcı”.

Eskiden şehir bir komutanın emriyle tehdit ediliyordu. Bugün ülke, sosyal, ekonomik ve kültürel düzenin tehditi altında.

1919’da işgal altındaki bir güzel kentte Antepliler korkuyordu ama asla umutsuz değildi. Çünkü düşman belliydi. Direniş mümkündü. Mücadele anlamlıydı. Bugün ise insanlar korkudan çok yorgunlar. Umutsuz değiliz belki ama umut yorgunuyuz. İnsanlar sadece haklarını değil ama beklentilerini kaybettiler. Bugün gençler ülkeden gitmek istiyor.
Aileler çocuklarını “burada kalırsan kaybedersin” diye yetiştiriyor.
İnsanlar gelecek planı değil, kaçış planı yapıyor.

Bir toplum, toprağını kaybetmeden önce geleceğini terk ettiğinde işgal başlamış oluyor.

İnsanlar siyasetten soğudu, toplumsal dayanışma; ekonomik çaresizlik yüzünden zayıfladı, herkes kendi güvenli, küçük alanına çekilmeye çalışıyor.

1919’da düşmana karşı top yekün savunma ve direnç vardı. Antep halkı işgali asla kabul etmedi. Aç kaldı, yorgun düştü ama vazgeçmedi. Şimdi toplumsal refleksimiz değişti. Artık çoğu insan hiç bir konuda konuşmamaya, eylemlere karışmamaya, başını beleya sokmamaya çalışıyor. “Boşver, zaten bir şey değişmez.” en çok duyduğumuz cümle oldu. Gizlice eleştiriyoruz ama alışıyoruz, yakınıyoruz ama değiştirmeye kalkmıyoruz, çünkü artık düzeleceğine inanmıyoruz. Bu bir ahlaki yargı değil, bir yorgunluk ve durum tespiti.

Oysa bir toplumun kaderi, işgalin türüne değil, direniş biçimine bağlı. Dün direniş silahlaydı, bugün direniş bilinçle, dayanışmayla, ekonomik bağımsızlık talebiyle, sosyal adalet mücadelesiyle olacak.

Ekonomik bağımsızlık zayıfladıkça, siyasal bağımsızlık da anlamını kaybediyor, sosyal dayanışma çöktükçe, özgürlük sadece kâğıt üzerinde kalıyor.

Tarih bize büyük bir ders veriyor. Bir toplumun, geleceğine sahip çıkmadığı gün, işgal başlar. Bize düşen; farkına varıp vazgeçmeden, korkmadan, yılmadan direnmek…

 

15 OCAK 1919 ANTEP İNGİLİZ İŞGALİNİN DEĞİŞEN YÜZÜ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *