ÇETELEŞEN GENÇLİK, MAFYA ROMANTİZMİ VE HÜKÜMETİN BÜYÜK İHMALİ

YAYINLAMA: 29 Ocak 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 28 Ocak 2026 / 17.42

Son yıllarda ülkemizde sokakta yürürken, sosyal medyada gezinirken ya da haberleri izlerken çok ürkütücü haberlerle karşılaşıyoruz. Silahlı kavgalar, mahalle çeteleri, uyuşturucuya sürüklenen çocuklar, mafya özentisi bıçaklı, silahlı gençler, tehdit videoları çeken öfkeli insanlar hergün birkaç kez karşılaştığımız, suçun neredeyse bir yaşam tarzı gibi sunulduğu haberlerden oldu. Bu tabloyu basit bir “ahlâk çöküşü” ya da “gençlik bozuldu” geçiştirmesiyle açıklamak doğru değil, çünkü ortada bireysel tercihlerden çok daha büyük, yapısal bir çürüme var.

Bugün Türkiye’de milyonlarca genç için gelecek, soyut bir hayalden ibaret. Diplomalar değersizleşmiş, neredeyse marketlerde bile sahte diplomalar satılıyor, üstelik satanlar ve alanlar cezalandırılmıyor. Torpil olağanlaşmış, neyi bildiğiniz değil, artık kimi bildiğiniz önemli. Liyakat sadakata yenilmiş, asgari ücret açlık sınırının altına düşeli çok olmuş. “Okursan kurtulursun” tavsiyesi artık gündem dışı. Gençler artık en düzgün yolu seçseler bile, bu ucube systemin onlara insanca bir hayat garanti etmeyeceğini düşünüyorlar.

Bu koşullarda suç ve çeteleşme, özellikle yoksul mahallelerde, “ahlâksız bir sapma” değil; kısa yoldan statü, para ve görünürlük vadeden bir alternatif olarak beliriyor. Çünkü yaşadıkları düzende sahip olamayacaklarını düşündükleri üç şeyi çete veriyor: Hızlı ve kayıt dışı para, mahallede korkulan, saygı duyulan bir statü ve en önemlisi okulun, işin, siyasetin sunamadığı bir “aile” duygusu yani eksik olan aidiyet hissi.

Özellikle erkek gençlikte derin bir “erkeklik krizi”  yaşanıyor. Üretemeyen, geçinemeyen, aile kuramayan, toplumda saygınlık kazanamayan genç erkek için güç ve şiddet, giderek önem kazanıyor. Silah, motor, bıçak, lüks araba ve korku yayma üzerinden kurulan bir erkeklik modeli, toplumda yaratılan boşluğu dolduruyor.

Son yirmibeş yılda, organize bir şekilde , televizyon ve dijital platformlar, mafya ve çete güzellemeleriyle doldu. Oldukça umutsuz ve yönsüz bir gençlik için bu içerikler güçlü bir özendirici rol oynuyor.

Bu dizilerde, akıl almaz bir biçimde suç dünyası; lüks villalar, pahalı arabalar, güzel kadınlar, “onurlu” mafya babalarından ibaretmiş gibi özendiriliyor. Mafya düzeni alternatif ve daha adil bir adalet mekanizmasıymış gibi, yoksulu kollayan, düşmanlarla savaşan , onlara hak ettikleri cezayı veren bir kurum olarak anlatılıyor.

Sistemin dışına itilmiş, hakkı yenmiş insanların intikamını sadece karanlık güçler alırmış gibi romantik bir mafya düzeni parlatılıyor.

Uyuşturucu, cinayet, saldırı gibi suçların  gerçek hayattaki karşılığının   hapishane, erken ölüm, aile dağılması olacağını kavrayamayan gençlerin geleceği kararıyor.

Medya endüstrisinin çıkarı, dramatik olanı satmak ve reyting olduğu için, gençlerin yavaş yavaş suç kültürünü normalleştirmeleri sağlanıyor. Bunu asla önemsemeyen bir hükümet programıyla da gençler kör kuyulara mahkum oluyorlar. Öfkeli ve umutsuz gençliğin enerjisinin örgütlü siyasete değil, çetelere akması hükümet için daha az sorunlu. Üstelik, artık çok nüfuzlu olduğunu ve önemli mevkilerde yuvalandıklarını tahmin etmekte zorlanmadığımız uyuşturucu baronlarının arzu ettikleri yeraltı ekonomisi de bu gidişattan çok memnun. Uyuşturucu, bahis ve kara para ağlarına takılacak bu gençler onlar için vaz geçilmez bir servet kaynağı oluşturuyor.

Mevcut hükümet bu konuda da çok basiretsiz. Yanlış para politikaları, kontrolsüz enflasyon, liyakatsiz kadrolaşma ve yandaş ekonomisi; gençlerin geleceğini çalıyor. İşsizlik ve güvencesizlik inanılmaz boyutlara yükseldi, ama iktidar, bu yıkımın sosyal sonuçlarıyla yüzleşmek yerine, “gençler nankör, marka telefonları ellerinde , çalışmıyor, sürekli yakınıyorlar ” söylemini pervasızca dillendiriyorlar.

Gençlik merkezleri, mahalle bazlı spor ve kültür projeleri, ücretsiz kurslar ve istihdam programları ya kapatıldı ya da göstermelik hale getirildi. Hükümet, çoğu yoksul mahallelerden fiilen çekildi. Bu boşluğu çeteler doldurdu. Mafya figürlerinin sosyal medyada  milyonlarca izlenmesine, siyasetle kurdukları ilişkilere ve “yerli ve milli kabadayı” söylemlerine sessiz kalındı.

Yoksul çocuk en ufak suçta hapse atılırken, büyük suç ağlarının finansal damarlarına dokunulmadı. Bahis, kara para ve uyuşturucu ekonomisi büyüdü. Bu da gençlere şu mesajı verdi: “Küçük balık olursan yutarlar, büyük balık olursan korunursun.”

Bilimsel, eleştirel ve yaratıcı düşünce yerine itaatkâr, eğitimsiz, umutsuz bir gençlik üretildi. Aynı Orta Çağ’daki gibi yükselen değer “sadakat” oldu. Modern çağın gereksinimi “liyakat” rafa kalktı. Okullar, suçtan uzak tutacak birer sosyal alan olmaktan çıktı. Kabul etmesi çok can yakıcı ama ne yazık ki hükümet gençliğe düzgün bir hayat teklifi sunamadı, ama çeteler sundu.

Çözüm çok zor değil ama vatan sevgisi gerektiriyor.

Yandaşları ve dolaylı olarak kendilerini zenginleştirmekten vaz geçip , halkın sırtından zorla toplanan vergilerin  gençler için gerçek, güvenceli istihdam programlarına aktarılması gerekiyor. Staj sömürüsü değil; maaşlı ama gerçek uygulamayı gençlerin deneyimleyecekleri çıraklık programları, kamu destekli ilk iş projeleri, mahalle kooperatifleri , köy enistitüleri, halk evleri derhal hayata geçirilmeli.  Okuldan kopuşu önleyecek bu  alternatif eğitim modelleri, meslek liselerinin gerçek anlamda güçlendirilmesini de sağlar.  Gençlere , hayatın gerçekleriyle örtüşen  burs sistemleri de çözümün parçası olacaktır diye düşünüyorum. Derhal mafya romantizmini kıracak kültürel üretim sisteme sokulmalı, 25 sene önce olduğu gibi,gerçekçi sosyal dramalar, anti-mafya anlatıları, çalışkan, onurlu, namuslu yeni rol modellerin anlatıldığı diziler sisteme sokulmalı.

Büyük suç ağlarına gerçek darbe vuracak finansal suç takibi, bahis ve uyuşturucu ekonomisinin kökünün kazınması da sistemi kurtaracak diğer adımlar.

Bugün Türkiye’de yaşanan şey, bir yönetim biçiminin iflası.

Umutsuzluk ,yoksulluk ,adaletsizlik , mafya romantizmi birleştiğinde suç kaçınılmaz hale geliyor. Bu gidişe itiraz etmezsek, önümüzdeki yıllara çok daha organize, çok daha acımasız bir yeraltı kültürüyle karşı karşıya kalacağız. Bu yüzden gençliği önemsemek ,Türkiye’nin geleceğini önemsemek için de çok önemli. Artık bu yanlış politikalardan en kısa sürede kurtulmamızın şart olduğunu anlamamız gerekiyor.

 

ÇETELEŞEN GENÇLİK, MAFYA ROMANTİZMİ VE HÜKÜMETİN BÜYÜK İHMALİ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *