DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Antep’te düzenlenen ‘Halk Buluşması’ toplantısına katıldı. Eşbaşkan Bakırhan’ın konuşmasından sonra toplantı basına kapalı devam etti
Türkiye’nin bir Kürt sorunu olduğuna dikkat çeken Bakırhan, toplumsal barış sürecine sahip çıkılması çağrısı yaptı. ‘’Türkiye'nin bir Kürt sorunu var. Türkiye'de bir Kürt sorunu olduğu için İmralı'da masa kuruldu, müzakere ve diyalog sürüyor. Şimdi görevimiz o kurulan masada Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerine kavuşacağı ve emekçinin alın terinin hakkını alacağı demokratik bir Türkiye'yi örme zamanı’ dedi.
’100 yıl önce Şahin Bey ile Karayılan omuz omuza mücadele etmedi mi?
DEM Eşbaşkanı Bakırhan, ‘’100 yıl önce Şahin Bey ile Karayılan omuz omuza mücadele etmedi mi? Siz bilirsiniz. Şahin Bey Türk’tü, Karayılan Kürt’tü. Antep'in, bu ülkenin kuruluşunda, kurtuluşunda birlikte mücadele etmediler mi? Bunu en iyi Antep bilir. Kürt'ü ötekileştiren ve yok sayan akla Antep'teki bu kurtuluş mücadelesini hatırlatırım. O zaman kimse Karayılan’a, “Sen Kürt’sün, Şahin Bey'le omuz omuza mücadele edemezsin” demedi. Peki, bu toprakların kurtuluşunda mücadele eden Karayılanların torunları, evlatları niye eşit yurttaş olmasın? Niye birlikte yaşamasın? Onların akrabaları, soydaşları olan Rojava'daki Kürtler niye bir statüye kavuşmasın?’’ sorusunu sordu.
Süreci nasıl başarıyla sonuçlandıracağımızı birlikte tartışalım, konuşalım
Bakırhan, ‘’Rojava'da, Suriye'de Kürtler ve Araplar masaya oturdular. Artık gözleri Ankara'ya çevirelim. 27 Şubat'ta başlayan Barış ve Demokratik Toplum Sürecine bakalım. Suriye kendi çözümünü kendisi bulacak, biz de katkı sunacağız. Onun için hiç kimse Türkiye'de yürüyen sürecin önüne artık Rojava'yı engel olarak koymasın. Artık Türkiye'de başlayan bu süreci nasıl başarıyla sonuçlandıracağımızı birlikte tartışalım, konuşalım. Türkiye'nin bir Kürt sorunu var. Türkiye'de bir Kürt sorunu olduğu için İmralı'da masa kuruldu, müzakere ve diyalog sürüyor. Şimdi görevimiz o kurulan masada Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerine kavuşacağı ve emekçinin alın terinin hakkını alacağı demokratik bir Türkiye'yi örme zamanı’’ ifadelerini kullandı.
Herkes bu çözüme katkı sunmalı
Barışın en önemli savunucuları olduklarını kaydeden Bakırhan, ‘’Antep'ten, Kürt illerinden Türkiye'nin dört bir yanına kadar biz barışın tarafındayız. Ama Kürtlerin ve demokrasinin aleyhine yapılan girişimlerin de karşısında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Türkiye'deki çözüme de odaklanma süreci içerisindeyiz. Herkes bu çözüme katkı sunmalı. 100 yıllık bir mesele, 40 yıldır acılara yol açmış bir mücadeleden bahsediyorum. Buraya gelmeden önce, 33 yıl sonra cezaevinde çıkan arkadaşların evlerini ziyaret ettik. Bir tane genç kadın arkadaş yanıma geldi. “Başkan, babam da dönecek mi?” dedi. Babanız cezaevindeyse bir yasal düzenleme yapılacak, inşallah yakınız. “Yok, babam Rojava'da. Ben bir yaşındayken gitti. 36 yıldır görmemişim” dedi. O çocuklarımızın kardeşleriyle, babalarıyla, anneleriyle buluşmasını sağlamak hepimizin boynunun borcu. Bu mesele çözülsün ki kimse babasız, çocuksuz kalmasın. Bir şeyini kaybetmemiş, kan görmemiş, barut kokusunu bile çekmemiş insanlar savaş çığırtkanlığı yapıyor. Ama biz barışın ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak öğrendik. İnşallah bu süreci başarıya ulaştırarak herkesin çocuğuyla, babasıyla, kardeşiyle, sürgündeki akrabasıyla buluşacağı bir zemini hep birlikte öreceğiz’’ açıklamasını yaptı.
Komisyon yüzünü demokrasiye dönmeli ve somut adımlar konusunda Meclis’e öneriler sunmalı
‘Meclis’te bir komisyon kuruldu. Komisyonumuz çalışmalar da yaptı ama ne hikmetse biraz kendisini rölantiye aldı. Suriye'deki gelişmeleri bekliyordu’ diyen Bakırhan, ‘’Suriye'deki gelişmeler bir safhaya geldi. Artık kurulan komisyon yüzünü demokrasiye dönmeli ve somut adımlar konusunda Meclis’e öneriler sunmalı ve bir an önce, özel bir yasayla Türkiye'nin demokratikleşmesine katkı sunacak bir rol oynamalı. Meclis de pergelin ucunu barışa koymalı, pergelin döndüğü zemini çok geniş ayarlamalı ve çok geniş bir çerçeve oluşturmalı. Kürt'ün dışında kalmadığı, Alevi'nin dışında kalmadığı; kadının, gencin, ezilenin, emekçinin dışında kalmadığı bir çember çizmeli. Türkiye böyle demokratikleşir. Hiçbir dil, hiçbir kimlik, hiçbir inanç bu demokrasi çerçevesinin dışında kalmamalı. Partiler de zehirli bir dil değil konsensüsü sağlamalı, diyaloğa ve müzakereye zemini açan bir dil kullanmalı. Partiler ayrılığı değil birlikte onurluca yaşamı savunmalı. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız’’ dedi.
Kimliğimizle, onurumuzla, dilimizle birlikte yaşayacağız
Hiç kimsenin Türk ve Kürt kardeşliğine zeval getiremeyeceğini vurgulayan Bakırhan, ‘’Birlikte yaşayacağız. Ama kimliğimizle, onurumuzla, dilimizle birlikte yaşayacağız. 100 yıldır bu dilimizi söküp alamadılar, alamazlar. Dilimizle niye eğitim yapmayalım? Bu kimi niye rahatsız ediyor? Bu toprağın evlatlarıyız. Bu topraklarda ortak mücadele eden babaların torunlarıyız. Birlikte eşit ve demokratik bir zeminde de yaşayacağız’’ değerlendirmesinde bulundu.
Örgütlü olmasaydık; Rojava diye bir yer olmayacaktı, İmralı'da kurulan masa olmayacaktı
En büyük sigortanın örgütlülük olduğunu sözlerine ekleyen Bakırhan, ‘’ Bu zor süreçte örgütlü olmasaydık; Rojava diye bir yer olmayacaktı, İmralı'da kurulan masa olmayacaktı. Bizi ayakta tutan, diyalog ve müzakere masasını kurduran, Rojava'da 30 Ocak Antlaşmasını sağlayan sizin örgütlü mücadeleniz. Eksiklerimiz veya yetmezliklerimiz yok değil. Ama siz her hatırlattığınızda, biz o eksikleri ve yetmezliklerimizi gidermeye çalışıyoruz. Biz sizin içinizden çıktık, sizinle var oluyoruz. Bu toplantıları da onun için yapıyoruz. Biraz sonra eleştirilerinizi, önerilerinizi ve sorularınızı alacağız. Ama buradan çıkınca partimize, barış ve demokratik toplum sürecine, Rojava'daki kardeşlerimizin gelecekte elde edecekleri demokratik haklara da hep birlikte sahip çıkacağız. Yeri geldiği zaman oturup toplantılarda birbirimizi kıran kırana eleştireceğiz. Ama bizi ezen ve yok sayan sistem karşısında iç sorunlarımızı tartışmayacağız’’ diye konuşma yaptı.
Bu kent Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin ve ezilenlerin kenti
Bugünden tezi yok örgütlenme çalışmalar için seferber olunması gerektiğine dikkat çeken DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Biz Antep'ten çıktık, Antep'teki fabrikalardan çıktık, Düztepe'den çıktık ve bugünlere geldik. Tekrar Antep'in o sokaklarına, o fabrikalarına ve geçmişte emek veren karşı sorumluluğumuz var. Bugünden tezi yok, başta yöneticilerimiz olmak üzere her bir halkımız örgütlenme çalışmaları için seferber olmalı. Bu kent Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin ve ezilenlerin kenti. Bu kentte daha fazla arkadaşlarımızla temsil edileceğiz. Bu kentin gerçek iradesini hep birlikte başta seçimler olmak üzere sahanın her alanına yansıtacağız. Hiç kimse ‘Hadi bu sizin alın terinizin karşılığıdır, alın’ demez. Hiç kimse ama hiç kimse ‘Sen Kürt’sün, al dilin; sen Alevi’sin, al cemevin demez’. Bunları örgütlenerek alacağız, örgütlenerek kazanacağız.’’ Haber Merkezi
