Kamu eliyle yaratılan yeni bir piyasa müdahalesi
Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) İtalya’dan bin ton tereyağı ithal etme kararı sektörde tepkiyle karşılandı. Türkiye genelinde tereyağı üretimi 108 bin ton ile tarihi zirvelerden birine ulaşırken ve 2026 yılının ilk iki ayında ithalat rakamları neredeyse sıfırken alınan bu karar ekonomik bir zorunluluktan ziyade piyasa müdahalesi olarak değerlendiriliyor.
Üretimin arttığı, dış ticarette ithalatın neredeyse sıfırlandığı bir dönemde alınan bu karar, hem üreticiler hem de sektör temsilcileri tarafından sorgulanıyor. Çünkü veriler, tereyağında arz açığından değil, kamu eliyle yaratılan yeni bir piyasa müdahalesinden söz edildiğini gösteriyor.
Tarım Yazarı Gazi Kutlu, "Et ve Süt Kurumu’nun 2025 yılı verilerine göre kurum, üreticiden aldığı 414 bin 300 ton çiğ sütten 7 bin 500 ton tereyağı üretti. Türkiye genelinde ise 108 bin ton tereyağı üretildi. Bu miktarın yaklaşık yüzde 7’si ESK tarafından karşılandı. Daha çarpıcı olan ise dış ticaret verileri. 2026’nın ilk iki ayında yalnızca 8 kilogram tereyağı ithalatı yapılmış görünüyor. Bunun da büyük olasılıkla iade ürünlerden kaynaklandığı belirtiliyor. Yani ortada üretim açığı yok, arz krizi yok, ithalat baskısı yok. Tam tersine Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en yüksek tereyağı üretim seviyelerinden birine ulaşmış durumda. Böyle bir dönemde ithalat kararı alınması, ekonomik zorunluluktan çok politik tercih olarak yorumlanıyor" dedi.
Kutlu, "Türkiye uzun yıllar sonra tereyağında ithalat bağımlılığını azaltmış, hatta üretimde tarihi seviyelere ulaşmışken yapılan bu ithalat, üreticiye yanlış mesaj veriyor. Çünkü tereyağı ithalatı yalnızca raf fiyatını etkilemiyor; aynı zamanda süt sanayisinde yağ değerini baskılıyor. Bu da dolaylı olarak çiğ süt fiyatlarını aşağı çeken bir mekanizma yaratıyor. Başka bir ifadeyle; tüketiciye ucuz tereyağı sunulurken, faturanın üreticiye kesilmesi riski doğuyor" dedi.
Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri de ithalatın İtalya’dan yapılması. Türkiye’nin bugüne kadarki tereyağı ithalatında daha çok İrlanda, Hollanda ve Fransa öne çıkarken, bu kez tercih İtalya oldu. Konuya ilişkin Kutlu, "Kamu kaynakları kullanılarak yapılan bu tür alımlarda şeffaflık eksikliği, tartışmayı daha da büyütüyor. Çünkü kamu müdahalesinin gerekçesi net değilse, ithalat kararları ekonomik değil siyasi ve bürokratik tercihler olarak algılanıyor" ifadelerinde bulundu.
Gazi Kutlu, "Tarımda günü kurtaran müdahaleler, çoğu zaman geleceğin krizlerini büyütür. Bugün 1.000 ton tereyağı ithal ederek fiyat baskılanabilir; ancak bunun sonucu üreticinin üretimden vazgeçmesi olursa, yarının faturası çok daha ağır olur" diyerek uyarılarda bulundu.
Ve yanıt bekleyen soru hâlâ ortada duruyor. Üretim rekor kırarken, devlet neden ithalata yöneldi? Cumhuriyet
