’Farklılıkların tartışmaya açılması, hakların devlet-kamu otoritesi aracılığıyla yok sayılması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin ihlalidir ve kabul edilemez’
Gaziantep-Kilis Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hekimlik Kolu Aktivisti Dr. Berivan Şanlı, ‘’Ailem Güvende’ uygulamaları ile gerçekten güvenli bir aile ve güvenli yaşam alanları tesis etmek yerine, toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alarak toplumsal şiddetin derinleşmesine neden oluyor’’ dedi.
Onarıcı, birleştirici politika ve
uygulamaların hayata geçirilmesi gerekiyor
Kadına yönelik şiddete, ayrımcılığa, nefret söylemine ve cinsiyetçi-baskıcı politikalara karşı sağaltıcı, onarıcı, birleştirici politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Şanlı, ‘’Farklılıkların tartışmaya açılması, hakların devlet-kamu otoritesi aracılığıyla yok sayılması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin ihlalidir ve kabul edilemez. Bu nedenle kamu otoritelerinin ve hekimlerin görevi, kişilerin cinsiyet kimliklerini tartışmaya açmak veya onları değiştirmeye yönelik müdahaleleri meşrulaştırmak değil; ayrımcılıktan uzak, güvenli, bilimsel ve erişilebilir sağlık hizmetlerine ulaşmalarını sağlamak’’ dedi.
Kadınların ve LGBTİ+’ların sağlık
hakkına erişimi gittikçe zorlaşıyor
Türkiye’de son dönemde toplumsal cinsiyet eşitliğini, kadın haklarını ve LGBTİ+’ların temel insan haklarını savunan sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve hak savunucularına yöneltilen sistematik baskıcı politika ve uygulamaların şiddetinin giderek arttığını kaydeden Şanlı, ‘’Hak ihlallerini ifşa eden kaynaklara erişim engellenmekte; mevcut sağlık politikaları nedeniyle kadınların ve LGBTİ+’ların sağlık hakkına erişimi gittikçe zorlaşıyor. Toplumsal cinsiyete ilişkin farklılıklar üzerinden kurulan ayrımcı ve ötekileştirici dilde ise kamuoyuna yönelik ifadelerde sürekli “aile” sözcüğünün kullanılması manidar’’ şeklinde konuştu.
Sağlık politikalarını belirleyen iktidarın, kadını tüm yaşam alanlarında olduğu gibi sağlık sisteminde de sadece aile içinde gördüğünü ve tanımladığını kaydeden Şanlı, ‘’Aile yılı, “Normal Doğum Eylem Planı” gibi uygulamalarla, kadınların sağlıkla ilgili gerçek gereksinimlerinden uzakta durarak; yalnızca üreme ve nüfus kontrol aracı olarak yönlendirildiği bir sistemi hayata geçirmeye çalışmakta, LGBTİ+ları ise tamamen toplumun dışına itmeye çalışıyor’’ değerlendirmesinde bulundu.
Nefret içerikli, ayrımcı ve ötekileştirici
dili kabul edilemez buluyoruz
Dr. Şanlı, ‘’Toplumun tüm cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime sahip bireylerinin yaşam ve sağlık hakkını iyileştirmek için çalışan, HIV ile mücadele eden, eksikliklere dikkat çeken sivil toplum kuruluşlarının hedef gösterilmesini aktivistlere ve LGBTİ+ bireylere yönelik gözaltı, tutuklama, işkenceye varan çıplak arama, insan onuruna yaraşmayan koşullarda bulundurma ve pek çok insanlık dışı muameleleri medyada ve iktidar mensupları tarafından kullanılan nefret içerikli, ayrımcı ve ötekileştirici dili kabul edilemez buluyoruz’’ ifadelerini kullandı.
Baskıcı ve ötekileştirici uygulamalarla
mı ailemiz gerçekten güvende olacak?
‘Baskıcı ve ötekileştirici uygulamalarla mı ailemiz gerçekten güvende olacak?’ sorusunu soran Şanlı, ‘’Aile yılı ve “Normal Doğum Eylem Planı” ile kadınların yasal kürtaj hakkı kamu sağlık kuruluşlarında erişilemez hale getirilmiş, kanuna uygun şekilde isteğe bağlı kürtaj yapan muayenehaneler kapatılmaya çalışılmış, kürtaj yapan hekimler caydırıcı cezalarla korkutulmaya çalışılmış. Hiçbir iyileştirici uygulama hayata geçirilmeden sezaryen yapan hekimlere soruşturma açılmış, kadının ihtiyacı ve hekim kararına müdahale ile sezaryenle doğum baskı altına alınmaya çalışılarak kadın ve bebeklerin hayatı tehlikeye atılmış’’ dedi. Haber Merkezi
