YARGIDA HIZ ve KARARLARIN DOĞRULUĞU AÇISINDAN ÖNERİLER

YAYINLAMA: 08 Mayıs 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 07 Mayıs 2026 / 16.30

Geç gelen adalet, adalet değildir sözünden hareketle yargıya getirilen “hedef süre” uygulaması normal şartlarda oldukça olumlu bir gelişme olmuşsa da sahaya inildiğinde bu uygulamanın başarısının önünde birtakım engellerin olduğu yıllar içinde görülmüştür. Yargıda hedef sürenin başarısı, sadece sürenin kısalmasıyla değil aynı zamanda bu sürenin "adaletli" kararların üretilmesine de katkı sağlamasına bağlıdır. Hedef süreye uyulma çabasının hâkimler üzerinde bir "dosya kapatma baskısı" oluşturmaması kritik öneme haizdir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesi ve Anayasanın 36’ncı maddesi ile “adil yargılama ilkesi” çerçevesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı, yargılamanın makul bir zaman diliminde bitirilmesini devletin bir yükümlülüğü olarak tanımlar. Makul sürenin belirlenmesinde davanın karmaşıklığı, tarafların ve yargı makamlarının tutumu gibi kriterler esas alınır. Ancak makul süre kavramı, her davanın kendi özgün şartlarına göre değişkenlik gösteren esnek bir yapıya sahiptir.  

Toplum düzeninin korunması, uyuşmazlıkların sadece çözülmesine değil bu çözümün makul bir sürede, tarafsız ve doğru bir şekilde sonuçlanması ile mümkün olabilecektir. Türk yargı sistemi son yirmi yılda fiziksel altyapı ve teknolojik entegrasyon (UYAP) açısından devasa adımlar attığı tartışmasız bir gerçektir. Ancak gelişen olaylar ve acil olarak yeni hâkim ve savcı ihtiyacının karşılanması süreci, beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Yeni bakanımız sayın Akın GÜRLEK bu sorunların fazlası ile farkında olduğundan dolayı gerek 12’nci yargı paketi gerekse uygulamadaki sorunların çözümüne yönelik olumlu adımlar attığı gözlemlenmektedir.

Adliyeler başta olmak üzere yargıyı etkileyen, kötüye kullanan her uygulamanın her kişinin sıfatına bakılmaksızın müdahale edilmeye başlanması halk arasında ve biz hukukçular arasında oldukça destek bulmaktadır.

Oluşan olumlu havanın devam etmesi ve yargılamanın kalitesi açısından aşağıdaki önerilere ilişkin düzenlemelerin yapılmasının bir akademisyen ve otuz yılı aşan bir süredir avukat olarak sahada bulunan bir kişi olarak faydalı olacağını düşünmekteyim.

BUNA GÖRE;

- Ön inceleme duruşmalarına da e-duruşma şeklinde katılımın sağlanıp, evrakların anlık olarak elektronik imza ile imzalanmasına yönelik çalışmalar yapılması,

-  E-duruşmanın ceza davalarını da kapsar bir şekilde düzenlenip avukatların SEKBİS yerine e-duruşma ile davalara katılabilmesinin sağlanması,

- HSK’ya şikâyet edilen hâkim ve savcı dosyalarının titizlikle incelenmesi (daha önce şikâyet ettiğimiz ve inceleme başlatılmayan birtakım hâkim ve savcılar sonrasında FETÖCÜ oldukları tespit edilmiştir),

- Hâkimlerin geldikleri bölgeden bir an önce değişik saiklerle ayrılmak için tayin istemelerinin, tayin isterken başarılı olarak addedilmeleri için nicelik noktasını baz alıp kararlar vermelerinin önüne geçecek düzenlemelerin yapılması (niteliğin tamamen ön plana çıkarılması),

- Bölge uygulamasının sıkı sıkıya uygulanıp hâkim ve savcıların birinci bölgeye gelmeleri için en az 15 yıllık bir mesleki tecrübe şartı getirilmesi,

- Merkez veya ilçelerde doğmuş olan veya öncesinde avukat olarak görev yapmış olan yargı mensuplarının bu bölgelerde görev yapabilmeleri açısından yine en az 15 yıllık bir sürenin getirilmesi,

ŞU AN İÇİN YAŞANAN BİRÇOK PROBLEMİN KENDİLİĞİNDEN ÇÖZÜMÜNDE OLDUKÇA ETKİLİ OLACAĞINI DÜŞÜNMEKTEYİM.

Selam ve dua ile…

YARGIDA HIZ ve KARARLARIN DOĞRULUĞU AÇISINDAN ÖNERİLER
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *