Kar yılı var yılı olsun
Gaziantep’e hoş buldum. Her sene gelenek haline getirdik, sitemizin kongresi İçin Gaziantep’e geliyoruz. İşte gelince de doktor, alışveriş ve tabi ki dostlarımızla imkan ölçüsünde görüşüyoruz. Ayoool, ben ne kadar Arsuzlu olmuşum, inanamadım kendime… Gaziantep’e gelirken Toros dağlarında bulunan 1250 metre uzunluğunda bir tünelden geçersiniz. Tünel bitince bir anda her yerin bembeyaz olduğunu gördüm ve dedim ki: “Aaaa kar yağmış; aaa kar buuu…” Diyeceksiniz ki “Hiç mi seyahat etmiyorsun?” Yooo ediyorum. En az üç ayda bir Adana’ya gidiyoruz, dümdüz ova orası ve tabi ki kar falan da yok kışın…
Yani ben karı son senelerde sadece televizyonda görmüşüm, şimdi halen kar bulunan kaldırımlarda yürüyünce işin güzelliğinin farkına vardım. Canım babacığım “kar yılı, var yılı olur” derdi. 2026 senesi de var yılı olacak inşallah. Arabamız 15 yaşında ve dört kişilik bize göre bir araba… Eşim daha öncekilere olduğu gibi buna da süper bakıyor, arabanın keyfi yerinde… Ayol, komşumun kocaman limon ağacını Sevgili Hasan hasat etti, onu dört çuval yükledik mi arabaya? Sonracığıma Hasancım Leyla Ablama turunç; portakal ve limondan oluşan 2 çuval narenciye gönderdi, onu da yükledik; bir çuval narenciye de Emel Abla’ya gönderdi Hasan, o da yüklendi. Benim de muhteşem kumkatım var, şaka değil 17 kilo kumkat hasat ettim. Hepsini tartarak arkadaşlarıma pay ettim ve arabaya yükledik. Bagajda bir santimlik yer kalmadı. Geri kalan tüm eşyaları arka koltuğa yerleştirdi eşim. Araba, tam narenciye kamyonu gibi oldu… Gaziantep’e ulaşınca bir de onları adrese teslim ettim mi? Ayyyy, araba hafifledi ayol…
Dağıtımdan sonra Sevgili Gönül Erel’e gittik. Sarımsaklı yoğurtla yaptığı kabak dolması ve mekik gibi -söbe köfte deniyor- yaptığı bulgurlu köfteleri bir güzel yedim mi? Toplantıya katılan insanlar da hep sevdiğim kişiler: Emel Ablacım, Gülümay Ablacım, Güngör Ablacım, Emine Güler Ablacım, Güler Ablacım, çok Sevgili Feryal Ablacım ve şimdi isimlerini hatırlayamadığım ama çok iyi tanıdığım güzel insanlar… ve tabi ki Sevgili Gönül Erel: Prof. Dr. Konuralp İlbay’ın pek sevgili öğretmeni…
Gönül Hanım’ın evinden çıktık, çıkmadan önce şahane kadayıf yediğimi ve çay içtiğimi de unutmadan yazayım. Tutturdum; “Ben buradan otele yürüyeyim.” Emel Ablacım katiyen razı olmadı… “Akşam oldu, ayrıca yağmur artabilir, yerde kar var, düşebilirsin, araba ile gitmemiz gerekir.” İyi ki de öyle demiş. Ben kapalı bir mekanda yaptım yürüyüşümü.
Antepliyim… Özlemişim…Anteb’e gelmişim… Kim takar kolesterolü, bilmem neyi? Otelin yakınında bulunan Kasap Selçuk’a gittik eşimle… Fabrika gibi orası. Veeee tabak yok… Salata bile kağıt üzerinde servis yapılıyor. Bol soğanlı, sumak ekşili salatayı o kadar beğendim ki ikincisini sipariş ettim. Kül bastısı ve kıyma kebabı gayet güzeldi… Böyle…
Türkiye gastronomisinin başkenti Gaziantep’e buyurunuz efendim. Gelirken kolesterol, kalp hastalığı, karaciğer yağlanması ve diğer hastalıklarınızı yanınıza almayın, evinizde bırakın. Pişman olmayacaksınız…. Bakın yarın sabahtan gidip beyran yiyeceğim. Ohhh sefam olsun….




